AH GÜZEL ÜLKEMİN KADINLARI…

Ah güzel ülkemin kadınları… Ne çilekeştir , ne çok derdi vardır bilinmez.. Yoksulluk mu, şiddet mi dersin, say say bitmez…   Birilerinin bu kavramlara biraz daha girip , hep daha fazla anlatması gerek. Bende bugün sizlere yoksulluk- kadın ilişkisinden şöyle biraz bahsedeyim istedim.

    Yoksulluk tüm insanlar için temel bir sorun olmakla birlikte, ağırlıklı olarak kadınlar tarafından yaşanan bir olgudur. Hazır 8 Mart yaklaşıyorken yoksulluk-kadın ilişkisine şöyle bir değinelim istedim. Nasıl bir ilişki derseniz, şöyle açıklayayım. Bir kavram vardır ‘’Yoksulluğun Kadınlaşması’’. Kadınların ekonomik özgürlüklerinden mahrum bırakılmalarını ifade ederken, bunun dünyadaki yansımasına özetle bir bakışını ve nedenlerini sizler için yazdım. Hadi o zaman başlayalım…

     İlk olarak 1978 yılında Diane Pearce tarafından kullanılan “yoksulluğun kadınlaşması” kavramı, sözkonusu yıllarda Amerika’da yoksulların 2/3’nün kadınlardan oluşması ve zaman içinde kadınların işgücüne katılım oranındaki artışa rağmen, 1950-70 yılları arasında kadınların ekonomik konumlarının giderek  kötüleşmesine dikkat çekmek üzere kullanmıştır (Pearce, 1978; s.2836). Pearce’dan sonra yapılan birçok çalışmada yoksul kadınların sayısının yoksul erkeklerin sayısının son derece üzerinde olmasının yanı sıra, yoksulluğun kadınlar  ve erkekler tarafından farklı biçimlerde yaşandığını ortaya koymuştur.

    1995 yılında 4. Dünya Kadın Konferansı Eylem Planı’nda da “Yoksulluğun Kadınlaşması” ifadesi yer almıştır. Dolayısıyla yoksulluğun kadınlaşması kavramı Amerika’da yalnız yaşayan kadınların ya/ya da tek ebeveynli ailelerin (kadın+çocuk) daha yoksul olduğuna ilişkin ampirik çalışmaların sonucunda ortaya çıkmıştır. Aile yapısının değişmesi, boşanmaların artması, evlilik dışı çocuk sahibi olma oranının artması ve çocukların kadınlar tarafından bakılması gibi nedenler yoksulluğun kadınlaşmasını açıklamak için  kullanılmıştır (Şener, 2012, 55).

     Nedenleri ise; Ayrımcılık, Hane içindeki eşitsizlikler , Düşük Ücretler, Yasal Eşitsizlikler , Kadınların Maruz Kaldığı Fiziksel ve Psikolojik Şiddet , Kırsal alanda yaşam ve Sosyal dışlanma başlıkları altında sıralanabilir…

     Bu başlıklar üzerine biraz düşünmeli. Son istatistikler gösteriyor ki ülkemizde halen işgücüne katılım oranı kadınlarda epey düşük.. Türkiye geneli işgücüne katılım oranı %52,8 iken; kadınlardaki oran sadece %33,8…

    Belki de önümüzdeki yerel  seçimlerde bunları da bir daha dikkate almakta fayda olabilir…

YORUM EKLE

banner654

cyberturk.biz