Medeni Kanun’un kabulü ile kadınların erkek egemen dünyada birçok konuda “eşit yurttaş” kimliği kazandığına dikkati çeken İş Kadınları Derneği Başkanı Av. Elif Doğan Türkmen, 1926 yılından bu yana yapılan tüm yasal düzenlemelerle kadınların sahip olduğu tüm hakların sosyal bir gerçeklik olarak yaşama geçmesi gerektiğini vurguladı. Av. Türkmen, “Bu sağlanamadığı taktirde kadınların yaşamında gerçek bir gelişim sözkonusu olamaz” dedi.

 

Av. Türkmen, Medeni Kanun’un Kabulü’nün 86. yıldönümü dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada 17 Şubat 1926 tarihinde kabul edilen kanun ile ülkemizde yaşayan kadınların genç Cumhuriyet’le birlikte çok önemli haklara kavuştuğunu anımsattı.

 

Kazanımları “Bu yasa ile tek eşlilik ve resmi nikah yapılması zorunluluğu olmuştur. Kadına da boşanma davası açma hakkı verilmiştir. Kadının erkek gibi mirastan tam pay alması sağlanmıştır. Kadının mahkemelerde erkekler gibi şahitlik yapmasının yolu açılmıştır” sözleriyle anlatan Av. Türkmen, kadına birey olma hakkı tanıyan bu yasal düzenlemenin o tarihte devrim niteliği taşıdığını kaydetti.

 

Av. Türkmen, 1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe giren Medeni Kanun değişikliklerinin ise Anayasa’da yer alan ‘Kadın-erkek eşittir’ kavramının tam olarak karşılığını bulması anlamında yapılması gerekli olan zorunlu değişiklikler olduğunu dile getirdi. Türkmen, şöyle konuştu:

“Buradaki en önemli değişiklik evli ya da evlenen çiftler başka bir mal rejimini seçmemişler ise malbirliği rejimi olarak anılan evli eşleri için 1 Ocak 2002 tarihinden sonra edinilen mallar yönünden ve bu tarihten sonra evlenenler içinse evlilik birliği içinde edinilen malların eşit paylaşımının getirilmesidir” dedi.

 

Yasa değişikliğinde eleştirilmesi gereken noktanın ise yasa değişikliğinin yürürlüğe girdiği 1 Ocak 2002 tarihinde mevcut, evli olan 17 milyon kadının o tarihe kadar edinilen mallar ile ilgili haklarının bu düzenlemeye dahil edilmemesi olduğunu ifade eden Av. Türkmen sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yasal değişikliklere devam eder isek; evlilik süresince kadın ve erkek evlilik ve aile ile ilgili her karar ve eylemi ortak yapacaklardır. Kadın evlenmekle kocasının soyadı ile birlikte kızlık soyadını kullanabilecektir. Kadın çalışmak için kocasından izin almak zorunda değildir. Çocukların velayet hakkı kadın ve koca tarafından ortak kullanılır. Evlilik birliği dışında doğan çocuklarda evlilik birliği içinde doğan çocuklar ile eşit miras hakkına sahip olurlar. Kadın boşanma davası sözkonusu olduğunda evlilik birliği süresince evliliğe yaptığı katkılar nedeni ile katkı payı talep edebilecektir. Normatif olarak erkek evin reisidir kavramı bitmiştir. 2002 tarihinde kadınla erkeği eşit gören bir anlayış yeni Türk Medeni Kanunun temel gerekçesi olmuştur.”

 

Tüm bu yasal düzenlemelerin sosyal bir gerçeklik olarak yaşama geçirilmesinin önemine vurgu yapan Av. Türkmen, aksi halde kadının yaşamında gerçek bir gelişimin sözkonusu olmayacağını söyledi. Türkmen, “Hukukun doğru ve adil bir biçimde uygulanmasının sağlanması da önemlidir. Kanunlarda yapılan iyileştirmelerin demokratik ve eşitlikçi bir aile modelini yaşama geçirecek kararlar üreterek hukuka ve hayata yol göstermesi gereken merciiler adli makamlardır” diye konuştu.