"Seçimi kazansalar dahi yönetemeyecekler"

İMO Adana Şube’sinin düzenlediği ‘Seçime Giderken Türkiye’ Panelinde emekçileri, işçi ve köylüleri gözeten bir iktisat programına ihtiyaç olduğu vurgulandı

"Seçimi kazansalar dahi yönetemeyecekler"

İnşaat Mühendisleri Odası Adana Şubesi, içinde bulunduğumuz sürecin ekonomik ve siyasi yönlerinin detaylarıyla değerlendirildiği  “Seçime Giderken Türkiye” paneli gerçekleştirdi. Seyhan Belediyesi Yaşar Kemal Kültür Merkezi’nde düzenlenen panele konuşmacı olarak Gazi Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Aziz Konukman ve Abant İzzet Baysal Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Fatih Yaşlı katıldı. Konuşmacılar üretim ekonomisine dayanan, bölüşümde adaletli, emekçileri, işçi ve köylüleri gözeten bir iktisat programına ihtiyaç olduğunu vurguladı.

“ÜLKE KOŞULLARI HER GEÇEN GÜN DAHA DA ZORLAŞIYOR”

Panelin açılış konuşmasını gerçekleştiren İMO Adana Şube Başkanı Zekeriya Turanbayburt, 24 Haziran’da önemli bir seçimin ülkemizi beklediğini ve seçime giderken Türkiye’de iktidarın hem artı puan toplamaya, hem de ekonominin kötü gidişatına kaynak yaratmaya yönelik girişimleri ardı ardına sıraladığını söyledi. Şeker fabrikalarının satılması, ‘İmar Barışı’ adı altında sunulan imar affı, kamu ihale kanunda yapılmak istenen değişiklik ve daha da sıralanabilecek girişimlerin devlet eliyle adaletsizlik yaratmak olduğunu vurgulayan Turanbayburt, “Ülke koşulları halkımız için, demokrasi, eşitlik, özgürlük yanlısı muhalif kesimler için her geçen gün daha da zorlaşmaktadır. Ancak tüm zorluklara, baskılara rağmen, işimizin zor olduğunu da bilerek, güçlüklere hep birlikte karşı çıkacağız; direnci, umudu, dayanışmayı, sevgiyi kaybetmeden var olmaya devam edeceğiz” dedi. Seyhan Belediye Başkanı Zeydan Karalar’ın sandıklara, oylara sahip çıkılması gerektiğine vurgu yaptığı konuşmasının ardından panele geçildi.

"YÜZDE 50, 16 YILDIR KENDİSİNE GİYDİRİLMEK İSTENEN ÇUVALA SIĞMADI" Ülkeye istikrar getirdiğini ve erken seçim yapmama gibi bir ilkesi olduğunu iddia eden bir iktidarın, ülkeyi her yıl düzenli olarak seçime götürdüğünü dile getiren Dr. Fatih Yaşlı, “çünkü diğer partilerden farklı olarak rejimi değiştirmeye çalışan, devlet olmaya çalışan bir parti, yeni rejim inşa etmek için sandığı kullanıyor. Bugün ülkemizde anayasal denetimlerin olmadığı bir yapı var. Bu rejimin en karakteristik yönlerinden biri otoriter bir rejim olması.  OHAL’i bu iktidar ilan etti, KHK’lerle ülkeyi yönetmeye başladılar. Cumhuriyetin bütün kamusal varlıklarını son 16 yılda 70 milyar dolara sermayeye satan bir rejim. Taşeronu kural haline getiren, sendikasızlaşmayı teşvik eden, açık bir şekilde Türkiye’yi sıcak para akımlarına, kendilerinin söylediği şekilde faiz lobilerine mecbur eden, memleketi betona boğan, bu şekilde oluşturduğu yandaş sermayeye memleketin kaynaklarını düzenli bir şekilde aktaran, Türkiye’yi ipotek altına sokan bir rejim. Yasamayı devre dışı bırakıp güçlü bir yürütmenin olduğu doğrudan Saray’dan yönetilen bir rejimle karşı karşıyayız. Rejimin kendisini Anayasal bir statüye kavuşturmak için 16 Nisan referandumuna başvurdular. Sandığa bulaştırılan şaibeyi gördük. Ama Türkiye toplumunun en az yarısı 16 yıldır kendisine giydirilmek istenen çuvala sığmadı” dedi.

“BEDELİ EMEKÇİLERE ÖDETİLMEYEN BİR PROGRAMA İHTİYAÇ VAR”

banner560
Ekonominin bırakın 2019’u, 2018’in sonuna kadar bile götürülemeyeceğinin anlaşıldığını, AKP’nin Türkiye kapitalizminin krizini çözmek için de sandığa gitmek zorunda olduğunu dile getiren Yaşlı ”AKP biran önce seçimleri aradan çıkarıp neoliberal politikaları derinleştirmek istiyor. Batı sermayesini tatmin edecek yeni özelleştirme süreçlerini, kamuda güvencesiz çalışmayı halkın gündemine getirecekler. Korkunç zamlarla halkın karşısına çıkacaklar. 24 Haziran sonrası, ister AKP iktidarda kalsın isterse muhalefet koalisyonla çoğunluğu alsın, Türkiye ekonomisini öyle bir enkaz haline getirdiler ki ülke 24 Haziran sonrasında yeni sorunlarla karşı karşıya kalacak. Seçimi kazansalar dahi Türkiye’yi yönetme kabiliyetlerini kaybettiler” dedi.

 Muhalefetin alternatif bir ekonomi politikası sunması gerektiğini dile getiren Yaşlı, "Muhalefet kazanır da Türkiye’yi İMF kapısına bağlarsa işler bir kez daha karışır. Muhalefetin AKP’nin iktidar politikalarından farklı, üretim ekonomisine dayanan, bölüşümde adaletli, toplumun emekçi kesimlerini işçi ve köylüleri gözeten bir iktisat programına sahip olması lazım. Bu iktidarın yaptıklarını temizlerken bedelini emekçilere ödetmeyen programa ihtiyaç var" dedi.

"NEOLİBERALİZM DEMOKRATİK BİR ORTAMDA SÜRDÜRÜLEMEZ"

Neoliberal politikanın demokratik bir ortamda sürdürülme şansının olmadığını belirten Prof. Dr. Aziz Konukman, “çünkü neoliberal politika piyasanın hakimiyeti üzerine kuruludur, alternatif sunmaz. Kendiliğinden tercih edilecek politikalar demeti değil. Baskı ile yürütülen politikalardır. Ama havuç gösterilecek, hep sopa olmaz. 24 Ocak kararları neoliberal politikaların ilk filizlendiği dönem. Demokratik ortamda sendikaların güçlü olduğu bir yapıda 24 Ocak kararlarını uygulayamazsınız. İşçi sınıfının direndiğini gördük. Neoliberal politikaların uygulanabilmesi için piyasanın egemen hale getirilmesi, işçi ücretlerinin aşağı çekilmesi lazım. 24 Ocak kararlarının uygulanmasının bir diktatörlükle teminat altına alması gerekiyordu. Biraz gecikmeyle yapıldı” dedi.

"MEVCUT PARLAMENER SİSTEMİ İSTEMEK YETMEZ"

Uygulanan parlamenter sistemi talep etmenin de yeterli olmadığını ifade eden Konukman, ANAP döneminde, bütçe denetimden çıkarılıp paralel bütçelerle yönetilen bir parlamenter sistemin yerleştiğini dile getirdi. Konukman, “Bütçe inanılmaz darbe yedi. Paralel bir bütçe uygulaması var. Seçilmiş müteahhitlere garanti veriliyor. Hastaneyi yaptır, hasta garantisi ver, köprü, yol yaptır yolcu garantisi ver. Karlar şirkete, zararlar devlete. Doluluk garantisi, araba garantisi, böyle kapitalizm mi olur? Pazar ekonomisiyse buyur yolcunu kendin bul. Ödenek üstü harcamalar yapılıyor, arkadan ödenek geliyor. Saraydan muazzam bir örtülü ödenek kullanma imkanı var. Hiçbir belge olmadan tabii. Ben bu düzen içinde götüreceğim diyen, İMF ile de olabilir onsuz da olabilir kemer sıkacak. Bu çok net. Parlamenter rejimi güçlendirmek gerek. Emekçilerin, sendikaların, sol grupların alternatif çalışmalarıyla siyasetin soldan bakış açısı ile şekillendirilmesi gerekli” dedi.

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel de ülkedeki ekonomik ve siyasi gelişmeleri ve seçim süreci ile ilgili düşüncelerini paylaştığı bir konuşma gerçekleştirdi.

Katılımcılar
Konuşmaların ardından soru-cevap bölümüne geçilen panele CHP Adana Milletvekilleri Zülfikar İnönü Tümer ve Elif Doğan Türkmen, TMMOB Adana İKK Sekreteri Erol Salman, TMMOB’ye bağlı Odaların Adana Şube Başkaları, KESK Dönem Sözcüsü, CHP Adana İl Başkanı, HDP, ÖDP, Halkevi  ve Adana demokratik toplum örgütlerinin temsilcileri ve çok sayıda davetli katıldı.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner621