Hayvan Hakları Savunuculuğu (2)

Hayvan Hakları Savunuculuğu bir yaşam biçimi ve bir dünya görüşü olarak değerlendirilmelidir.

Bu bağlamda konuya bilimsel ve çözüme yönelik bir bakış açısı ile yaklaşmak, doğada varlık nedeni anlaşılan her canlı topluluğun yaşam hakkına saygılı olmak önceliğimiz olmalıdır.

Canlıların yaşam hakkı savunuculuğu bir ideolojiye dayanmalıdır.

Peki ideoloji nedir?

Genel olarak siyasi ya da toplumsal bir öğreti meydana getiren ve siyasi ve toplumsal eylemi yönlendiren düşünce, inanç ve görüşler sistemi; bir topluma, bir döneme ya da toplumsal bir sınıfa özgü inançlar bütünü; bir toplumsal durumu yan­sıtan düşünceler dizgesi; canlıların kendi varoluş koşulları ve ilişkilerinden doğan yaşam tarzlarıyla ilgili tasarımların tümüne ideoloji diyebiliriz.

Türk toplumunda hayvanların yaşam hakkı ile ilgili geleneksel tarihi süreç irdelendiğinde; Osmanlı döneminde sevgi ve şefkat kavramının sâdece insanları değil, bütün yaşayan canlıları kapsadığı ve târihin hiçbir döneminde benzeri görülmemiş hayır müesseseleri inşâ edildiği görülmektedir. Osmanlı’daki hayvan sevgisinin ve hayvanların haklarının gözetilmesi konusundaki anlayış, düzenlemeler ve hayır müesseselerinin kurulmasının temelinde yatan neden İslâm hukukunda hayvanlara iyi muameleyi emreden, eziyetin her türlüsünü yasaklayan hükümlerdi.

Yani; Türk toplumunun geleneksel yapısında ve ideolojisinde sadece insana değil; yaşayan tüm canlı türlerine değer ve saygı kavramı ön planda tutulmuştur.

Yaşadığımız toplumda ciddi bir sorun olarak önümüze gelen ‘Hayvan Hakları’ konusu; mevcut siyasi iktidar tarafından önemsenmeli ve yasal mevzuatlarda yapılacak çağdaş ve yaşam hakkı önceliğini benimseyen değişikliklerle hayata geçirilmelidir.

Öncelikli olarak hızla artan sokak hayvanı nüfusunun önüne geçilmesi için 5199 sayılı yasada değişiklik yapılarak Belediyelere kısırlaştırma konusunda ciddi yaptırımlar getirilmelidir.

Çevremizdeki hayvanları korumak, onlarla beraber yaşamın değerini ve önemini anlatmak sadece bireylerin ve Sivil Toplum Kuruluşlarının görevi değil, aynı zamanda sosyal bir sorumluluk bilinci oluşturabilmek adına eğitim kurumlarının da görevidir. Bu nedenle okullarda çocukların bu bilinçle yetişmelerini sağlayabilmek için "Hayvan Sevgisi" adı altında seçmeli bir ders olarak eğitim verilmesini önemli bir adım olacaktır.

Bu bağlamda ülke genelinde ana okulları ve Milli Eğitim Bakanlığına bağlı tüm eğitim kurumlarında; "hayvan sevgisi ve merhamet" konusunda seçmeli ders olarak başlatılacak çalışma; çok önemli bir adım olacaktır.

Hayvan Hakları Savunuculuğu evrensel bir kavram olarak değerlendirilmeli ve gezegenimizde yaşayan her canlının yaşam hakkını savunmak önceliğimiz olmalıdır.

YORUM EKLE

banner654

cyberturk.biz