banner641

Taş düşürmek kabus olmasın

Üriner sistem taş hastalıkları için açık ameliyat yapılan dönemler geride kaldı.

Taş düşürmek kabus olmasın



banner560


Artık taşı kırarken hava basıncı, lazer ya da ses dalgaları kullanılıyor. Böylece hastalar, ağrı ve acı hissetmeden taşlardan kurtuluyor. Acıbadem Adana Hastanesi Üroloji Kliniği’nden Prof. Dr. Bülent Soyupak, “Geçmiş yıllarda akla açık cerrahi geliyordu. Artık üriner sistem taş hastalıkları için açık ameliyat neredeyse hiç yapılmıyor” dedi.

 

Böbrekte ya da idrar kanalında hareket eden, gerilmelere sebep olan, idrar çıkışını engelleyen taşlar; ses dalgaları, lazer ya da hava basıncı ile parçalanıyor veya kapalı cerrahi yöntemleri ile dışarı alınabiliyor. Acıbadem Adana Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Bülent Soyupak, “Taşın zarar verdiğini düşünmediğimiz hastaların, taşın düşmesi için bol sıvı almasını ve hareket etmesini istiyoruz. Ancak hasta bu süreci geçmek ister ve ‘Ben bu ağrıyı çekmek istemiyorum!’ derse ve şartlar uygunsa vakit kaybetmeden müdahale ediyoruz” diyor. Acıbadem Adana Hastanesi Üroloji Kliniği’nden Prof. Dr. Bülent Soyupak, üriner taş sistemleriyle şu açıklamalarda buludu;

 

Üriner sistem taş hastalığı deyince akla böbrek taşları geliyor. Çünkü üriner sistemin diğer bölgelerinde taş oluşmuyor. Genellikle böbrekte oluşup diğer bölgelere geçiyor. Hepimizin korktuğu o ağrı da taşın böbrekten çıkıp yolda takılmasıyla ortaya çıkıyor. Böbrekten çıkıp üretere girdiği yer, biraz daha aşağıda büyük damarların üreteri çaprazladığı yer ve idrar kesesinin üreter ile kesiştiği yer. Mesaneye düşen taş, genelde idrar kesesinin kasılma gücüyle rahatlıkla dışarı atılıyor. Yaşlı hastalarda prostat büyümesi var ise atım gücü yeterince olmadığından taş, mesanede kalıyor. Bu hastalarda doğrudan mesanede de taş oluşabiliyor.

VÜCUDUNUZU SUSUZ BIRAKMAYIN

Böbrek vücudun filtresi gibi görev yapıyor. İdrar orada oluşuyor, sonra üretere ardından mesaneye ulaşıyor ve buradan dışarı atılıyor. Taş oluşumu ile ilgili bugüne kadar bildiğimiz net bir neden yok. Bir takım teoriler var. Bunlardan biri, vücudun sıvısız kalması. Çocukluk çağından itibaren taş oluşmasında ise bazı enzimlerin eksikliği rol oynuyor. Doğumsal anomalilere bağlı olarak böbrekte üretilen idrar, dolaşım sistemine rahatlıkla giremiyor ve bekleyen idrar, taş oluşumuna neden oluyor.

TAŞ BÜYÜKLÜĞÜ İLE AĞRININ ŞİDDETİ BAĞLANTILI DEĞİL

Hastayı rahatsız eden de koruyan da ağrıdır. Ağrı olmazsa hasta içeride ne olduğunu bilemez. Hasta ağrıdan şikayet ediyorsa; araştırılıyor ve nedenine dair ortaya çeşitli senaryolar çıkıyor. Taş, böbreğin içinde oynadığında ağrı yapabiliyor. Böbreğin içinde birden fazla odacık ve bu odacıkların ağızları var. Taş bu odacıklardan birinin ağzını tıkarsa idrar rahat boşalamıyor ve ağrı oluşuyor. Taş, odacıktan çıkıp kanala düştüğünde rahat idrar çıkışı olmadığı için böbreğin dışındaki zar geriliyor. Gerilmeye bağlı ağrı oluşuyor. Taşın yolculuğu sırasında kanalı yırtarak geçmesi ise hem kanamaya hem de ciddi ağrılara neden oluyor. Ağrının şiddeti hastalığın şiddeti ile orantılı değil. Hiç oynamayan büyük bir taş, ağrı yapmazken küçük bir taş hareket edince çok büyük bir ağrıya neden olabiliyor.

BOL SIVI ALINMALI

Taşın zarar verdiğini düşünmediğimiz hastaların bol sıvı almasını ve hareket etmesini istiyoruz. Bunlar taşın düşmesini kolaylaştırıyor. Bu süreçte bazı ilaçlar da kullanılabiliyor. Tabii bu durumda bir miktar ağrı çekmek kaçınılmaz oluyor. Ancak böbrekte idrarı süzememeye bağlı bir sıkıntı varsa veya taş düşmeyecek kadar büyük ise artık müdahale zamanı gelmiş demektir! Ama hasta bekleme sürecini geçmek isterse “Ben bu ağrıyı çekmek istemiyorum” derse ve şartlar da uygunsa yine müdahale ediyoruz.

AÇIK AMELİYAT GEÇMİŞTE KALDI

Geçmiş yıllarda akla açık cerrahi geliyordu. Artık üriner sistem taş hastalıkları için açık ameliyat neredeyse hiç yapılmıyor. Birinci tercih, taşın dışarıdan ses dalgaları ile kırılması oluyor. 2 cm’den büyük bir taş söz konusu ise ciltten kılavuz tel yollanıp çalışma kanalı oluşturarak ve o kanal içerisinden optik aletlerle girilerek, taşın kırılıp parça parça dışarı alınması sağlanıyor. Taşı kırarken hava basıncı, lazer ya da ses dalgaları kullanılıyor. Böbrekte küçük bir taş kırılamıyorsa idrarın çıktığı son delikten böbreğe girip esnek aletlerle böbreğin içindeki taşı alıyoruz. Üreter taşlarında da genelde idrarın çıktığı son delikten girip taşa ulaşıyor, lazer veya hava basıncı ile kırıp dışarı çıkarıyoruz. Mesanedeki taşlarda da endoskopik yolla, yani doğal deliklerden girerek taşı parçalayabiliyoruz.

BÖBREK TAŞLARI ALINDIKTAN SONRA TEKRAR EDEBİLİR

Bir insanda bir kere taş olmuşsa bir daha taş olma ihtimali normal insana göre yüzde 40 daha fazla. Taşı olan kişilerin belli aralıklarla kontrol yaptırmalarını öneriyoruz. En az 6 ayda bir idrar tahlili ve ultrasonla muayene gerekiyor. Yaşlılıkla beraber ise taş görülme sıklığı azalıyor. Ama kanalların yaşa bağlı genişlemesi, taşın daha çabuk düşmesini sağlıyor. Doğumsal anomalilere bağlı olarak böbrekte üretilen idrar, dolaşım sistemine rahatlıkla giremiyor ve bekleyen idrar, taş oluşumuna neden oluyor.

VÜCUTTA BÖBREĞİN YERİ

Böbrekler bel kemiğinin iki yanında, kaburgaların hemen altında yer alan, yumruk büyüklüğünde, fasulyeye benzeyen bir çift organ. Başlıca işlevleri arasında kanın fazla suyunu ve artık maddelerini süzmek yer alıyor. Bu maddeler idrar şeklinde üreter denilen kanallarla böbrekten mesaneye aktarılıyor ve buradan da uretra yolu ile dışarıya atılıyor.

Güncelleme Tarihi: 14 Mart 2013, 10:50
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner640