banner641

'Varis' sorununa ''girişimsel'' çözüm

Son yıllarda dünyanın gelişmiş bir çok ülkesinin yanı sıra ülkemizde de uygulama alanı bulan ve ''Radyoloji Uzmanlığının bir üst ihtisas dalı'' olarak tanımlanan Girişimsel Radyoloji, her ne kadar ilk bakışta kozmetik sorun gibi algılansa da önemli bir sağlık sorunu olan ''varis''e çözüm getiriyor.

'Varis' sorununa ''girişimsel'' çözüm



banner560

 

Kılcal varislerin her iki kişiden birinde, büyük varislerin de her 5 kişiden birinde görüldüğünü vurgulayan Başkent Üniversitesi Adana Uygulama ve Araştırma Merkezi Girişimsel Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Levent Oğuzkurt, varislerin kozmetik bir sorun olmadığını, her varisin tedavi edilebileceğini söyledi.

 

“SADECE KOZMETİK BİR SORUN OLARAK ALGILANIYOR”

Bacak varisinin; bacaklarda deri içinde ya da deri altında gözle görülebilen, parmak dokunuşu ile hissedilebilen kıvrıntılı toplardamar genişlemesi olduğunu anlatan Prof. Dr. Oğuzkurt, bunun çoğu kişi tarafından sadece kozmetik bir sorun gibi algılandığını belirtti. Oğuzkurt, bacak varisinin, ayaklarda ağrı, kramp, yorgunluk ve ağırlık hissi ile birlikte sıcaklık, şişlik, uyuşma, kaşıntı gibi yakınmalara yol açarak, kişinin yaşam kalitesini olumsuz etkilediğini vurguladı.

 

“HER 5 KİŞİDEN BİRİNDE BÜYÜK VARİS VAR”
Prof. Dr. Oğuzkurt, “Seyrek olarak ayak yaraları, varis kanaması ya da pıhtılaşması gibi daha büyük sorunlara yol açabilir. Bacak varisleri çok yaygındır. Kılcal varisler insanların yarısında, büyük varisler ise her 5 kişinin birinde görülür. Varis, bacaklarda yaygınlığı arttıkça ya da ağrı, kramp, yorgunluk hissi gibi yakınmalar oluşturmaya başlayınca bir hastalık olarak adlandırılabilir” dedi.

 

“BACAK VARİSİ KALITSAL BİR DURUM”

Bacak varisinde kalıtsal bir yatkınlık olduğunu ve ailesinde varisi olanlarda daha sık rastlanıldığını dile getiren Prof. Dr. Oğuzkurt, özellikle birden fazla doğum yapan kadınlarda ve işi gereği uzun süre oturmak ya da ayakta kalmak zorunda kalan insanlarda daha sık görülebileceği uyarısında bulundu. Oğuzkurt, bacak varisi hastalarında ana sorunun; toplardamar yetmezliği ya da kapak yetmezliği denen bir durum olduğu bilgisini de verdi.

 

“VARİSLER İLAÇLA TEDAVİ EDİLEMEZ”

Uzun yıllar içinde bacaklarda kan birikiminin, ince damarları genişletilerek varisleri oluşturduğunu, bunun ayak şişliğine neden olup, şikayetlerin ortaya çıkmasına yol açtığını ifade eden Prof. Dr. Oğuzkurt, “Varisler bazı insanlarda çok fazla olmasına rağmen, hiçbir yakınma oluşturmazken, bazı insanlarda kılcal varisler bile ciddi yakınmalara neden olabilir. Var olan varislerin ilaçlarla ya da varis çorabıyla tedavi edilmesi mümkün değil” diye konuştu.

 

“RENKLİ ULTRASONOGRAFİ ŞART”

Bacak varisleri dışarıdan gözle bakılarak tanınabileceğini, ancak varise yol açan büyük toplardamar yetmezliğini anlamak için mutlaka renkli ultrasonografi yapılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Oğuzkurt, “Bu inceleme mutlaka hasta ayaktayken yapılmalı ve varis tedavisinde en önemli basamaktır. Dikkatli ve detaylı yapıldığında çok doğru sonuç verir ve başka tanı yöntemine gerek yoktur” ifadesini kullandı.

 

“AĞRISIZ VE AMELİYATSIZ TEDAVİ”

Levent Oğuzkurt, “Günümüzde tüm varis türleri tamamen tedavi edilebilir. Ancak her bir varis türünün tedavisi birbirinden farklılık gösterir. Varisler her iki bacakta çok yaygınsa birden fazla tedavi seansı gerekebilir. Ancak biraz güven ve sabırla hem varisler, hem de ömür boyu süren ve insanın yaşam kalitesini bozan yakınmaların tamamen ya da tama yakın giderilmesi basit, ağrısız ve ameliyat gerektirmeyen tedavi yöntemleriyle mümkün” dedi.

 

“EN KOLAY TEDAVİ BÜYÜK VARİSLERDE”

Büyük varislerin tedavisi çok zor diye düşünüldüğünü hatırlatan Oğuzkurt, genel olarak bakıldığında büyük varisleri tamamen yok etmenin, tüm varisler içinde en kolay olanı olduğunu belirtti. Büyük varislerin günümüzde en etkin ve modern tedavisinin, damar içinde yapılan lazer ya da radyofrekans tedavisi olduğuna dikkat çeken Oğuzkurt, bu iki yöntemin de birbirine çok benzediği yorumunda bulundu.

 

“YÜRÜYEREK GELİR YÜRÜYEREK GİDERSİNİZ”

“Her iki yöntemde son derece güvenli ve etkin yöntemler” diyen Oğuzkurt, açıklamasını şöyle sürdürdü; “Riskleri yok denecek kadar az. Bu yöntemlerle varise yol açan sorumlu damar tedavi edildiği için büyük varislerin tekrarı çok seyrek. İşlem bir ameliyat değil. Tedaviye yürüyerek gelir ve yürüyerek gidersiniz. Hastane yatışı gerekmez. Narkoz gereksizdir, ancak işlem sonrasında heyecan, korku ve ağrının giderilmesi için damardan ağrı kesici ilaçlar verilir ve işlemin çok konforlu olması sağlanır. İşlem tamamen ağrısızdır.”

 

“EN İYİ TEDAVİ YÖNTEMİ SKLEROTERAPİ”

Kılcal ve orta büyüklükteki bacak varislerinin tedavisi için en iyi yöntemin iğne tedavisi olarak adlandırılan skleroterapi olduğu bilgisini de veren Oğuzkurt, skleroterapinin de damar içine, damarın iç duvarını tahrip ederek kapanmasını sağlayan bir ilaç verilerek varisli damarın yok edilmesi yöntemi olduğunu dile getirdi. Oğuzkurt, ilacın bir sıvı şekli, bir de köpük şekli olduğuna işaret etti.

 

“SIVI VE KÖPÜK İLAÇ ASLINDA AYNI İLAÇ”

Sıvı ve köpük ilacın aslında aynı ilaç olduğunu ifade eden Oğuzkurt, “İlaç damara verildikten sonra damarın iç duvarında bir reaksiyona yol açarak, damarın büzüşmesini ve zamanla yok olmasını sağlar. Bu süre bireyden bireye değişkenlik gösterir ve bazen damarın tümüyle kaybolması birkaç ayı bulabilir. Kılcal damarlar için deriden uygulanan lazer ya da RF yöntemi de kullanılabilir” dedi.

 

“EN BÜYÜK TEDAVİ MERKEZLERİNDEN BİRİYİZ”

Prof. Dr. Levent Oğuzkurt, açıklamasını da şöyle tamamladı; “Bu iki yöntem skleroterapi kadar etkili değil, ancak kılcal varislerin çok ince olanlarında etkindir. Yaygın kılcal varis varsa tedavi birkaç seans devam edebilir. Başkent Üniversitesi Adana Hastanesi Girişimsel Radyoloji Bölümü’nde ‘Varis Merkezi’, varis tedavisinde tüm modern yöntemleri kullanan, ülkenin büyük tedavi merkezlerinden biri.”

 

Güncelleme Tarihi: 26 Şubat 2013, 08:55
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner640