SİYASET:
'OHAL hukuku ve KHK'ları kendilerine kalkan yapıyorlar”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili Zülfikar İnönü Tümer, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında başlatılan ve darbecilere yönelik olduğu iddia edilen soruşturmalar, OHAL KHK’ları dayanak yapılarak kamuda gerçekleştirilen açığa almalar ve ihraçların, siyasi iktidarın elinde tehlikeli bir silaha dönüştüğünü vurguladı.

Gerek ulusal, gerekse uluslararası hukukun en temel ilkelerinin ayaklar altına alınarak yapılan ihraçlar ve açığa almaların somut hukuki deliller bir tarafa büyük ölçüde keyfi, siyasi fişlemeler üzerinden yapıldığı, mülki amirler ve yandaş sendikanın, intikam duygusuyla listeleri oluşturduğu konusunda artık hiç kimsenin en küçük bir şüphe taşımadığını kaydeden Tümer, “15 Temmuz’da başarısız olan darbe girişiminin başarılı olması halinde yaşanacak olan her şey, geçtiğimiz 4 ay içinde bizzat siyasi iktidar eliyle hayata geçirilmektedir. 15 Temmuz’da darbe girişiminde bulunanlarla mücadele için yola çıktıklarını iddia edenler, tüm muhalif kesimleri baskı altına almak, susturmak ve sindirmek için OHAL hukukunu ve KHK’ları kendilerine kalkan yapmaktadır” dedi.

DERTLERİ BAŞKA!

Hükümetin ihraç KHK’larını açıkladığı tarihleri özel olarak belirlediğini, 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde 672 sayılı KHK, ardından 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı akşamında 675 sayılı KHK yayımlanarak, tamamen keyfi ve siyasi kararlarla binlerce kamu personelinin kamu görevinden ihraç edilerek toplumla adeta dalga geçildiğini ifade eden Tümer, şunları söyledi:

“29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda akşam saatlerinde yayınlanan 675 sayılı KHK ile 2 bin 219’u MEB, bin 267’si üniversitelerden olmak üzere kamudan 10 bin 131 kişi daha hukuksuz biçimde kamu görevinden çıkarılmıştır. 1 Eylül’de açıklanan 672 sayılı KHK ile ihraç edilenlerle birlikte değerlendirildiğinde bugüne kadar kamu görevinden çıkarılan MEB personeli sayısı 38 bin 294’e, yükseköğretim personeli sayısı ise 3 bin 613’e yükselmiştir. Siyasi iktidarın, 15 Temmuz darbe girişimini fırsata çevirerek darbe girişimi ile hiç ilgisi olmayan ama kendisine muhalif olan herkesi susturmanın ve sindirmenin derdine düştüğü anlaşılmaktadır. 29 Ekim’de açıklanan 675 sayılı KHK ile 572’si MEB, 26’sı üniversitelerden olmak üzere en az 598 Eğitim Sen üyesi de kamu görevinden ihraç edilmiştir. İhraç edilen Eğitim Sen üyeleri arasında Adana, Aydın, Mersin ve Diyarbakır 1 No’lu Şube başkanları, çok sayıda şubenin yürütme kurulu üyeleri ve sendikada aktif olarak mücadele eden üyeler bulunmaktadır.

İhraç edilen üyelerin sendika içindeki görevlerine bakıldığında ülke çapında il ve ilçe milli eğitim müdürlükleri, mülki amirler, iktidarın yerel uzantıları ve yandaş sendika işbirliği ile muhalif sendikalara yönelik olarak özel bir çalışma yapıldığı anlaşılmaktadır. Sendikanın yıllardır örgütlü mücadelesini zayıflatmak için tüm olanaklarını seferber edenler, sendikal faaliyetlerinden zorla suç üretmeye çalışan çok sayıda bakanlık müfettişi ve mülki amir darbe soruşturması sürecinde tutuklanmış, ihraç edilmiş ya da açığa alınmıştır. Örneğin İzmir ve Antalya’da sendika üyelerinin ceza alması için özel çaba sarf eden müfettişlerin bir kısmı darbe soruşturması sürecinde ya tutuklanmış ya da kamu görevinden ihraç edilmiştir.

672 ve 675 sayılı KHK’lar ile kamuda yaşanan ihraçların niteliğine, ihraç edilenlerin hangi gerekçe ile görevden alındığına ilişkin somut deliller ortaya konulmamış, ihraç edilenlere idare hukukunun temel ilkelerinden olan ‘savunma hakkı’ bile tanınmayarak açık bir şekilde “yargısız infaz” yapılmıştır. Tıpkı darbeciler gibi evrensel hukuku, anayasayı ve TBMM’yi askıya alarak hareket edenlerin darbecilerle aynı zihniyette oldukları her geçen gün daha açık bir şekilde görülmektedir.

OLAĞANÜSTÜ REJİM UYGULAMASI KALICI HALE GELDİ!

29 Ekim’de yayımlanan 676 sayılı diğer KHK ile birlikte rektörlük seçimleri kaldırılarak rektörlerin doğrudan cumhurbaşkanı tarafından atanması sağlanmış, avukat sınırlaması ile savunma hakkı kısıtlanmış, OHAL kapsamını her bakımdan aşan ve tamamı anayasaya aykırı olan düzenlemeler ile “olağanüstü rejim” uygulamaları kalıcı hale getirilmiştir.

Türkiye’de sadece son birkaç ayda yaşananlara bakıldığında bugüne kadar yaşanan bütün darbeleri gölgede bırakan korkunç bir manzara ile karşılaşılmaktadır. Kamuda 100 bini aşkın ihraç yaşanırken, muhalif gazeteler, dergiler, televizyonlar, radyo ve internet sitelerinin birer birer kapatılması, gazeteci, yazar, öğretmen, bilim insanı, belediye başkanı ayrımı yapmadan iktidara biat etmeyen tüm muhalif kesimlerin baskı, tehdit, gözaltı ve tutuklamalarla sindirilmek istenmesi kesinlikle tesadüf değildir.

15 Temmuz’dan bugüne kadar yaşadıklarımız, kimlerin gerçek anlamda darbeye karşı olduğu, kimlerin darbeci zihniyetle aynı çizgide olduğunu bir kez daha göstermiştir. Darbe fırsatçılığı yaparak ülkeyi kendi siyasal-ideolojik hedefleri doğrultusunda “tek adam yönetimi” ile yönetmek isteyenler karşılarında duracak hiçbir örgütlü ve dinamik güç istememektedir.”

Tümer, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu başta olmak üzere partinin tüm örgütlerinin darbeci zihniyete karşı dik duruş sergilediğini, toplumu geren, haksız ve hukuksuz uygulamalarla Türkiye’yi küçük duruma düşürenlerle mücadelelerine aralıksız devam edeceklerini sözlerine ekledi.

Anahtar Kelimeler
Zülfikar Inönü Tümer
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Güzelyalı Semt kreşinin temeli atıldı
Doğu Akdeniz Belediyeler Birliği (DABB) ve Çukurova Belediye Başkanı Soner Çetin, sosyal demokrat belediyeciliğin...

Haberi Oku