Adanalı, kime çalışacak?

Abone Ol

AKP’nin bütün olumsuzluklarına karşın hala birinci parti olması araştırılınca, bulunacak çok sebep var;
Ancak en başında muhalefetin gösterdiği yetersiz performans gelir.

Lafı hiç uzatmaya gerek yok: Kimse karşısındaki “Siyaset Bezirgânı” denilmeye müstahak particilerin oyuncağı değildir.

Eğer siz halka hizmet içerikli bir fazilet mücadelesi olan siyaseti, dar kadrocu ve çıkar odaklı uygulamanızla yozlaştırır;

Elde (hep kendine yontan) nalıncı keseri “Rabbena, hep bana” diyerek,

“Sen ben bizim oğlan” misali, Bütün postlar kendi ve yakın çevre için kullanır, listeler onlarla doldurulursa;
Liste başlarına yerleştirilenler, eleştirilenlerden hiç farksız ise, Nerede kaldı senin Tayyip Bey eleştirilerinde tutarlılık? Nerede kalır AKP’ye “Hanedan” suçlamasında inandırıcılık?

Önümüzdeki yerel seçim için aday listeleri düzenlerken, 600 İl Delegesinin sadece 100 kadarının oyu ile oturduğu koltukta bir yetkili;

Kardeşini, yardımcısının eşini, bir diğer yönetim kurulu arkadaşını vb. liste başlarına sıralar;
Partiye üye dahi olmayanı,

Adaylık için şart koştuğun “eğitimi” almamış,

Allah bilir adaylık ödentisi dahi yatırmamış kişileri,

Hangi yüksek Belediyecilik bilgi, ihtisas ve deneyimine dayanarak meçhul, listenin başköşelerine yerleştirirse;

Listenin en seçkin köşesine yerleştirdiği bir diğer yakını, kanuni engele takılıp mecburen listeden çıkarılınca, yerine, “İlçeler arası transfer” gerçekleştirip,

Evvelce kendi ilçesinin listesi yazılırken “by pass” ederek, küstürdüğü İlçe Başkanının kardeşini yazarak, “Millet Malı ile Gerdeğe girercesine” bir hediye ile küskünlüğü gidermeyi başarırsa(!),

Altında imzası olan listeler ortalıkta dolaşırken, “ben listeye asla karışmadım” diye, yemin billah ediyorsa;

Millet bunların başını çektiklerine niye inanıp, desteklesin ki?

“Ne mutlu Türk’üm diyene” sözünden rahatsızlığını, bir kamusal mekândaki oturumda, uluorta beyan edenlerin başı çektiği listeye oy vererek mi Atatürk’ün izinden gidecek seçmen?
Yoksa asıl Atatürk’ün kemiklerini sızlatıp, aziz ruhunu muazzep eden bu ayıplar mıdır?

Maalesef bu kez de acı bir Türkiye gerçeği ile karşı karşıyayız.
Maateessüf bu durum “Bay Muktedir”den kurtulmak için Milletin bel bağladığı bir seçim arefesinde, “seçenek” olması gerekenlerde oluyor.

Üzücü ki durum “Tuz koktu” vaziyeti.

Kimse kendi kendini aldatmasın, hayallerle avunmasın, etrafını avutmaya kalkışmasın.

Elbette doğruyu kimin söylediği değil, söylenen doğrular önemlidir.

Ancak iş vekalet verip yetkilendirmeye gelince;

Söyleyenin söylediğini icra etmeye muktedir olup olmadığı kuşkusuz dikkate alınacaktır.

Kimin, hangi vaadini, hangi kadro ile gerçekleştireceğine bakılacaktır.

Amaçlanan “Millete hizmet mi?” yoksa “Kendine hizmet mi?” irdelenecektir.

Unutulmasın, meşhur atasözüdür: “Aynası iştir kişinin lafa bakılmaz”

Adanalı da sandık başında oy verirken,

Listede kimler var?

Bunlar geçmişte neyi nasıl gerçekleştirdi?
Şimdi neyin peşindeler? Araştırarak oy verecek.

30 Mart’ta yerel yöneticileri seçecek Adanalı Hz. Peygamberimizin “

“Emaneti ehline veriniz” buyruğuna uyacak.

Bir husus da şu: Adanalı “Biz kırk kişiyiz, birbirimizi biliriz” diyor.

“Ehven-i şer”e oy vermek istemiyor.

Çünkü “ehven-i şer” şerlerin en kötüsüdür.

O nedenle Adanalı oyunu deneyime, ehliyete, liyakate vermeli, verecek.

Böylece güzelim siyasi partilerimizi işgal eden kimi yanlış adamlara, yanlış zihniyete de ders verecek, muhakkak…