Haftalık yazımı yazmak için bilgisayarın başına oturuyorum. İyiyi, güzeli, başarıları, coşkuları anlatan bir yazı yazmak istiyorum. Önümde duran gazetelere şöyle bir bakınca gözüm kararıyor, başım dönüyor, içimi buruk bir hüzün kaplıyor...
Kendi kendime soruyorum...
- Neden?’ diyorum.
Sonra Eskişehir, Bursa, Ordu, Balıkesir ve daha nice başarılı şehirlerin takımlarını belleğimde canlandırıyor, bir film şeridi gibi gözlerimin önünden geçiriyorum. Yine hüzünlere boğuluyorum. Konuşamıyorum, ne yazacağımı bilemiyorum...
Birden gazetenin üst köşesinde Botaş’ın Konak Belediye keyfi gözüme takılıyor. Bu haber beni karamsarlıktan sıyırıp, tarifsiz bir mutluluğa götürüyor. Büyük keyif duyuyorum Adanalı olmaktan...
Ama bu sevincim ve coşkum çok uzun sürmüyor. Bir diğer gazetede Adana Demirspor’da parasal sorunların olduğunu, yönetimin kongre kararı aldığını, başka bir gazetede Adanaspor’un üst üste aldığı kötü sonuçlardan sonra sorunların yazılıp çizilmesi gibi... Aklım iyice karışıyor.
Diğer takımları ve şehirleri bir kez daha gözlerimin önüne getiriyorum. Puan durumundaki başarılarının yanısıra tesis atağında milyonlarca liralık yatırımlarla adeta birbirleriyle yarış ediyorlar.Kahroluyorum. Acaba nerede yanlış yapıyoruz diye kendi kendime bir daha soruyorum...
Adana’da sportif temada dünü hatırlamadan bugüne yaşayamazsınız. Adana 5 Ocak Stadı’nın toprak zeminini, yüzme sporuna tam 17 yıl üst üste YENİLMEZ ARMADA damgası vuranları, “Türk Gibi Kuvvetli” sözünü tüm dünyaya kabul ettiren İsmet Atlı’yı hatırlamayanlar, bugünün anlamını yaşayamazlar.
Merhum Fikret Gökçe’yi, Özbek kardeşleri, Hikmet Savatlı’yı, Hacı Döner’i, İhsan Sabancı’yı, Allahuzun ömürler versin Müslüm Toprak’ı, Hikmet Döner’i, Mehmet Akça’yı ve daha nicelerini hatırlayıp anımsamayanlar, bugünleri sağlıklı bir gözle seyredip yorumlayamazlar...
Türkiye’nin bir zamanlar en önemli sanayi şehri ve 14 milletvekiline sahip olan Adana bu kadar mı adam fukarası diye düşünüyorum...
Evet beyler!...
Gerçekci olalım, herkesin yüzüne yanlışını da , iyi yönünü de söyleyelim ki; doğruyu ve güzeli bulalım.
Sporumuzu ve şehrimizi hak ettiği yere getirelim...
Gerçeğin yaraladığı insan, yalanın büyüttüğü devden daima güçlüdür.
Bu iyi biline...
Yoksa yarın hepiniz bir Frankestein olur, yarattığınız devlerin altında ezilirsiniz...