AKP’den çifte standart
Geçen yıl Mart ayı sonunda, önce İçişleri Bakanı tarafından soruşturma açılıp, sonra da “soruşturmanın selameti” gerekçesiyle görevinden geçici olarak alınan Adana BŞB Aytaç Durak hakkında, geçen 10 ayda 56 müfettiş, “göreviyle ilgili, Yüz kızartıcı” bir şey bulamadı. C. Savcılığına suç duyurusunda bulunulamadı; Geçende 57. müfettiş göreve başladı; Acaba darısı 58. müfettişe mi demeli?
Mülkiye Başmüfettişi İhsan Yiğit’in raporuyla ortaya çıkan, belediye başkanı ile 17 yöneticinin adının karıştığı yolsuzluk soruşturmasındaysa, AKP’li Elazığ Belediyesi Başkanı Süleyman Selmanoğlu savcılıkta ifade bile verdi.
Herhalde Elazığ Belediye Başkanı için göreviyle ilgili ciddi suçlamalara dair müfettiş soruşturmasında çok ciddi delillere ulaşılmış ki teftiş raporu C. Savcılığına intikal etmiş ve AKP’li Belediye Başkanı ifade vermiş.
Hâlbuki Adana BŞB Durak için 10 aydır 56 müfettişin soruşturmalarında Elazığ’ın AKP’li Başkanını için tek bir müfettişin bulduğu kadar bulguya ulaşılmadığından, görevden alma kararı her 2 ayda bir uzatılıyor; 56 müfettişin bulamadığını şimdi 57ncisi araştırıyor.
Elbette söz konusu kamu menfaati olunca en ince ayrıntıya kadar araştırılsın amma hakkında C.Savcılığına suç duyurusu sonuca ulaşılan AKP’li Başkan görevinde iken, Adana BŞB Sayın Durak ısrarla açıkta tutulmaya devam edilince bu açıkça bir “çifte standart” değil mi?
Bir kafa karışıklığına neden olmamak üzere hemen ifade edelim; bize göre uygun olan, demokrasiye, evrensel hukuk ilkelerine göre yakışanı Elazığ Başkanına yapılandır; Adana BŞB Başkanı Sayın Durak’a yapılan haksızlıktır; Bu arada asıl Adanalı cezalandırılmaktadır.
Gerçi AKP iktidarında partizanlık öyle boyutlara ulaştı ki, aynı hükmün, daha ağır ve somut suçlamalara rağmen AKP’li Elazığ Başkanı için uygulanmazken Aytaç Durak’a ve Adanalı seçmene tatbiki, yaygın AKP uygulamalarına bakınca kanıksanacak hale gelindi.
Danıştay’daki, “Başkan Durak’ın uzatmalarına itiraz” davalarının kararı Adana’nın düğümünü çözecektir. Temennimiz, demokrasiye saygı bağlamında İçişleri Bakanının “görevden alma” yetkisini yargı kararına bağlayanı düzenlemenin yapılmasıdır.
Eleştirimiz, iktidar erki sırf muhalefeti sindirmeye kullanılırken demokrasiden dem vurulmasına! Ceza Usul Yasasında “uzun tutukluluk sürelerinin sınırlanması” işinde de öyle olmadı mı? “Hizbullahçı” denilenler, seri katiller salınırken eline çakı bile almamış koca profesörler, yazarlar, parti liderleri “mahkûm olmasan da en az 10 yıl içerdesin” denilip içeride tutulmuyor mu?
Baksanıza AKP iktidarı, memurlara baskı için şimdi de “geçici görev” kılıfıyla “sürgün”ü yasalaştırıyor! Torba Yasadan, işçilerden sonra memurlara da böyle bir acı sürpriz çıktı. Şimdi iktidar, istediği “farklı düşünen memuru” karakışta ailesinden ayırıp, 6 aylığına “geçici görevle” sürgüne yollayacak.
Dileriz bütün anti demokratikliklere halkımız demokratik yolla bir son verir…