Başkan Tanburoğlu, kararın meşruiyetini kabul etmediklerini belirterek, “Biz seçilmiş kadrolarız. İl başkanlığındayız, görevimizin başındayız. Egemenlik kayıtsız şartsız örgütündür, delegenindir, üyenindir” dedi. Tanburoğlu, 45 gün içinde kongrenin toplanması çağrısı yaparken, demokrasi ve hak arayışı mücadelesini sokakta sürdürmeye devam edeceklerini vurguladı.
Başkan Tanburoğlu’nun açıklaması:
“Bu mücadele herkesin anlattığı gibi, herkesin gördüğü gibi ve sizlerin varlığıyla ispatladığınız gibi parti içi bir mücadele değildir. Bu mücadele, iktidara yürüyen bir partinin yoluna engel konulmasına karşı verilen demokrasi, hukuk ve gelecek mücadelesidir. 4 Mayıs 2026 günü saha çalışmalarımıza başladık. İlçe başkanlarımız burada. Her biri kendi ilçelerinde programlar yaptı. Haftada üç kez sokaklara indiler, kahvelere gittiler, pazarı dinlediler. Orada çok net bir tablo vardı. Vatandaşımız geçim sıkıntısı çekiyor. Hayatını idame ettirmekte zorlanıyor ve artık iktidar değişikliğinden sonra yepyeni bir başlangıç istiyordu. Saha hazırdı. Sahayı gezecek aktörler hazırdı. Sandık görevlileri hazırdı. Program hazırdı. Hükümet programı hazırdı. Tam da bu hızla iktidara giden bir partinin önüne engel koymak amacıyla 21 Mayıs'ta butlan kararıyla karşılaştık.
Ardından çok acı süreçler yaşadık. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi’nin polis marifetiyle ele geçirilmesi ve sonrasında dokuz milletvekilimizin ihraç istemiyle disipline sevk edilmeden önce Yargıtay tarafından üyeliklerinin düşürülmesi gibi gelişmeler yaşandı. Bizler ise bu süreçte sürekli “Kurultay” dedik. 74 il başkanımız dün genel merkezimize 830 fiziki imzayı, posta yoluyla gelen üç imzayla birlikte toplam 833 noter tasdikli imzayı teslim etti. Ayrıca dışarıda bırakılan İstanbul kurultay delegelerinin 170 irade beyanını ve 34 hukukçunun kurultayın neden yapılması gerektiğine ilişkin mütalaalarını da sunduk.
Seçilmiş genel başkanımızla yaptığımız il başkanları toplantısında bir haber geldi. Altı il başkanımız görevden alındı. Dördü ihraç istemiyle disipline sevk edildi. Biz de Adana İl Başkanı ve İl Yönetimi olarak, butlan yönetiminin mahkeme kararı sonucu atanmış parti sözcüsünün açıklamasıyla “partinin kurumsal kimliğine zarar verdiğimiz” gerekçesiyle görevden alındığımızı öğrendik.
Şunu çok açık söylemek isterim. Bizim partinin kurumsal kimliğine katkımızı şu an yanımızda bulunan Yumurtalık Belediye Başkanından sorabilirsiniz. 65 yıldır CHP’nin yönetmediği Yumurtalık Belediyesi’ni kazanmak partinin kurumsal hafızasına zarar mı vermiştir? 35 yıl sonra Aladağ’ı kazanmak, Yüreğir’i kazanmak, Adana’da AKP’ye hiçbir belediye bırakmayarak ikinci kez Adana Büyükşehir Belediyesini almak partiye zarar olarak mı görülmüştür?
Adana çok zor dönemler geçirdi. 31 Mayıs günü Oya Tekin ve Kadir Haydar gözaltına alındı. 5 Temmuz günü Zeydan Karalar gözaltına alındı. Daha yakın zamanda Ali Demirçalı görevinden uzaklaştırıldı. Adana, yerel seçim başarısıyla, örgütsel birliğiyle ve demokrasi mücadelesindeki kararlılığıyla öne çıkmıştır. Ekrem İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanı adaylığı sürecinde 550 bin oy kullanılan bir şehir olmuştur. Belediye başkanları için yüzlerce gün boyunca her gün eylem yapan bir şehir olmuştur.
Eğer partinin uğradığı haksızlıklara karşı ses çıkarmak, eylem yapmak, örgüt olmak ve demokrasi güçleriyle bir araya gelmek kurumsal kimliğe zarar vermekse; Evet, kurumsal kimliğe zarar verdik. Ama eğer kurumsal kimliğe zarar vermek partiyi polis marifetiyle ele geçirmekse, başarılı kadrolarını FETÖ’cü olmakla itham etmekse, Cumhuriyetin temel ilkelerini tartışmaya açmaksa; biz bu zararın ortağı olmayacağız.
Parti içinde bölünme olduğu, uzlaşı arandığı yönündeki söylemleri kabul etmiyoruz. Adana örgütü demokrasi mücadelesinde başarıya ulaşmış, bu başarıyı sürdürmüş ve güçlü bir direniş örgütlemiştir. Öyle parti içerisinde bir sorun vardı da ben geldim görev aldım anlayışını kabul etmiyoruz.
Tek bir şeyi kabul ederiz. Delege marifetiyle seçilmemiş, Parti Meclisi onayı olmayan MYK’nın verdiği görevden alma kararını kabul etmiyoruz. Parti Tüzüğü’nün 26. maddesi açıktır.
Atanan heyetin tek görevi 45 gün sonra il kongresini toplamaktır. Günü söyleyin. İl kongresine gidelim. Bakalım parti birlik içinde mi değil mi, hep birlikte görelim. Adana burada, başkanının yanında.
Vatandaş zor durumda. Gençler umutsuz. Emekliler onurlu yaşam mücadelesi veriyor. Biz bunun ilacı olacak kadrolarla hazırız. Kimse bizi yolumuzdan döndüremez. Kimse seçilmiş Genel Başkanımız Özgür Özel’i de yolundan döndüremez. Onun arkasındaki örgütü ve halkı da artık kimse durduramaz. Bu iktidar yürüyüşü devam edecektir.
Biz geleceğe umutla bakan herkesin umudu olmak zorundayız. Cumhuriyet Halk Partisi’ni umut olarak gören herkes için umut olmak zorundayız. Biz biriz. Beraberiz. Birlikteyiz. Buna engel olmaya çalışanlara izin vermeyeceğiz. Partimizdeyiz. Buradayız. İl Başkanlığı makamındayız. Genel Başkanımız da yerindedir ve yolundadır.
Bu karar bize tebliğ edilmeden önce neredeydik? Silivri’deydik. Seçilmiş belediye başkanlarımızın duruşmalarındaydık. Bundan sonra da Silivri’deki hak arayışının yanında olacağız. Adana’da İnönü Parkı’nda, Atatürk Parkı’nda emeklilerin, asgari ücretlilerin ve işçilerin yanında olacağız. Bütün demokratik kurum ve kuruluşların yanında olacağız. Biz sokakta olacağız. Bana koltuk gerekmez. Bana bina gerekmez. Ama buradan gitmemiz sizin gönderdiğiniz bir tebligatla olmaz. Önce diyeceksiniz ki bu partinin bir ve bütün olup olmadığını görmek için 45 gün sonra kongreye gidiyoruz. Ondan sonra belki bazı şeyleri konuşabiliriz.
Biz kendimize güveniyoruz. Seçilmiş kadrolarımıza güveniyoruz. Yönetimimize güveniyoruz. İlçe başkanlarımıza güveniyoruz. Delegemize güveniyoruz. Halkımıza güveniyoruz. Adanalılara güveniyoruz. Türkiye’de hak arayış mücadelesini iktidara taşıyacak halka güveniyoruz. Tüm milletimize güveniyoruz. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Cumhuriyet Halk Partisi’nde egemenlik kayıtsız şartsız örgütündür, delegenindir, üyenindir. Hepinize teşekkür ediyorum.”