Evrensel ve Ulusal siyasi kültürden yeterince nasibini alamamış; Siyaset literatüre hakim olmadığı kulaktan dolma bilgilerle vaaz verircesine yaptığı popülist konuşmalardan anlaşılan Başbakan Erdoğan,“Andımız”ı kaldırma suçluluğu halet-i ruhiyesinde konuşmuş: “Artık bu ülkede ulusalcı, mulusalcı diye bir şey yok, bu ülkede artık millet gerçeği var, bunu göreceksiniz" demiş.
Yanılıyorsunuz Sayın Başbakan, Milliyetçilik bu ülke insanının çok önemli ve ayrılmaz bir vasfıdır ve bu batılı ülkelerdeki milliyetçiliğe de benzemez, barışçı, hümanist ve birleştiricidir bizim milliyetçiliğimiz, biz, tarifi Büyük Atatürk tarafından yapılan Milliyetçileriz.
Ve tahmin hatta tahayyül bile demeyeceğiniz kadar çokuz…
Bilmezlik etmenizin manasını anlamak zor, çünkü bizatihi siz, siyasal çıkar amacıyla ve maalesefistismar için, işinize geldiğinde milliyetçiliğe sarılmış birisiniz!
Sayın Başbakan, Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye Cumhuriyeti ile yaşıt, Cumhuriyetimizin de kurucusu Mustafa Kemal tarafından aynı yıl kurulmuş, Cumhuriyetin Siyasal Kurumu hüviyetindedir ve umdeleri “6 OK” ile sembolize edilmiştir ki bunlardan birisi “Milliyetçilik”tir.
Binaenaleyh her türlü istismarı önlemek üzere içeriği, mahiyeti bizzat Atatürk tarafından açıklanmış bulunan bizim “Milliyetçilik”imiz Türkiye Cumhuriyeti Devleti gibidir, İlelebet payidar kalacaktır…
Atatürk’ün milliyetçilik anlayışı, Türk ulusunu Anadolu’daki soyağacının ve köklerin bilincine vardıran bir anlayıştır.
Onun içindir ki Atatürk, “ne mutlu Türk ırkından olana” veya “Türk soyundan gelene” dememiş, “Ne mutlu Türküm DİYENE” demiştir.
Kendi el yazısıyla, Türk çocukları için hazırladığı “Medeni Bilgiler” kitabının ilk tümcesi olarak da, “Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk milleti denir” diye yazmıştır.
Atatürk, ne “Türkiye halkları”, ne de “Türk halkı” demiştir.
“Türkiye halkı” diyerek Anadolu’daki uluslaşma sürecimizin hiçbir köken ayrımı içermediğini vurgulamıştır.
ANDIMIZ'ı 'Irkçılık' deyip kaldıranlar Millete nasıl gidecekler acaba?
Ancak böyle bir korkunun esiri olanlar, gece karanlığında mezarlıktan geçerken ıslık çalarak korkuyu aşmak isteyenler, “Ulusalcı mulusalcı yok” diye saçmalarlar.
Milliyetçilik ve Ulusalcılık aynı manada, aynı kavramı ifade eden değişik sözcüklerdir.
Birilerinin emperyalizme has “böl, parçala ve yut” anlayışı uyarınca milliyetçileri de bölme çabası uyarınca “Ulusalcı” sözcüğüne “Milliyetçi” kelimesinden farklı anlam yüklemesi maksatlı ve zorlamadır.
Bizim Milliyetçiliğimiz, evrensel sömürünün ajanı baronların karşısında bir dayanışma, bir korunma ve kendi öz kimliğini muhafaza amacına matuf olup, hemen ekleyelim, korunması amaçlanan “ortak kimlik” Türk Yurdunda birlikte yaşayan halkın bütününün oluşturduğu ortak kimliktir.
Bu kimlik birbiri ile kaynaşmış, iç içe geçmiş bir “ebru”dur; Her zerresinde ortak niteliklere sahiptir.
Bin yıllık kardeşlik sonucu oluşan bu etle tırnak gibi olmayı hazmedemeyenler, bu birliği oluşturan bütün unsurlara tek tek düşmandırlar; Nihai amaçları bütün unsurları sömürü pençesine almaktır.
Atatürk Milliyetçiliği ise bu emperyalist tasalluta karşı Ulusal Kurtuluş Savaşını verip, çağdaş, laik ve demokratik Cumhuriyeti kuranların ortak koruma refleksidir; Bu Ulusu esir edip bu Vatanı sömürge yapmak isteyenler, o nedenle milliyetçilikten tırsmaktalar.
İşin garip tarafı, Ulusalcılık kalmadı derken, sizin, “mikro milliyetçilikleri” kaşımanız.
Bilin ki bunun sonucu, istemeseniz de bölücü emellere râm olmaktır.
Sırf bu bile “Milliyetçilik/Ulusalcılık” hakkında bühtanda bulunanları ele veriyor.
Gün açık ki “Söz konusu Vatansa gerisi teferruat” günüdür.
Milliyetçiler/Ulusalcılar, başlarındakiler akıl etmeseler dahi Vatan için Ulus için sandıkta birleşmeyi, AKP’yi alt etmeyi düşünmelidirler;
Bir başına bu emele katkı koyacak olanlara ise, elbette kucak açılmalıdır.