Bir dönem sona eriyor,

Abone Ol
Bir dönem sona eriyor,

Birileri neler zırvalıyor…

Değerli okurlarım, her şeyin bir sonu, her yükselişin/çıkışın bir inişi vardır.

Bu bağlamda AKP’nin, giderek “Tek Adam Despotizmine” yelken açan iktidarının da bir nihayeti olması kaçınılmazdır.

Son günlerde ülke gündeminin baş sıralarındaki olaylardan; Görülen, görülmeyip hissedilen ve her ikisinin birlikte yorumlanmasıyla tahmin yürütülenleri birlikte değerlendirirsek, bugünlere de AKP için “sonun başlangıcı” denilebilir.

Sadece şu son iki günün iki olayına dikkatle bakarsak;

1) AKP’nin “Cemaat mensubu” ve fakat Tayyip beyin de pek yakınlık gösterdiği milletvekili Hakan Şükür’ün AKP ve Liderini açıkça suçlayıp istifası,

2) Aralarında 2 bakan oğlu ve son dönemlerde “ses duvarını aşan” ünlü bazı iş adamlarının, TOKİ ile ilgili olduğu söylenen bir dizi yolsuzluk nedeniyle gözaltına alınmaları, sıradan, önemsiz olaylar değil;Tam aksine, önemli mesajlar veren adeta “işaret fişekleri” sayılmalıdır.

Düzenli okurlarımız anımsayacaktır: Biz AKP İktidarını, Atatürk önderliğinde ve Cumhuriyet çatısı altında/Cumhuriyet esasları çerçevesinde gerçekleştirilmek üzere yola çıkılan “Türk Aydınlanmasına” karşı iç-dış şer kuvvetlerinin koalisyonu görürüz.

Bu “Koalisyon” özellikle dış ortakları bakımından “Sevr Anlaşması” özelinde somutlaşan ancak Lozan’a yenilenlerin, “Rövanş” amacıyla dâhil olduğu;

İçeride de Laikliğe karşı Din merkezli bir gerici rejim hayalcileriyle, Etnik Bölücülerin “ortak hedefte” bir araya gelmeleriyle oluştu, kanaatimizi, her vesile ile paylaşmışızdır.

Böyle bir ortaklık karşısında Türkiye Cumhuriyeti Devletinin “Değiştirilemez” ilkelerinin, “Kırmızı Çizgilerinin” en baş savunucusu, doğallıkla, “Müdafaa-i Hukuk” anlayışının çağdaş yorumu ve çatısı; Kuva-yı Milliye ruhunu ilelebet yaşatmak üzere Büyük Atatürk’ün kurduğu CHP olmuştur, olmaktadır, olacaktır.

Günümüzde iç ve dış bedhahların hain saldırıları karşısında Devletimizi korumanın en etkili ve kalıcı yolu, Ulusun demokratik tavrını sandıkta göstererek belirteceği demokratik tavırdır, demokratik zaferle sonuçlanacak mücadeledir.

Başta işaret ettiğimiz “öncü” sarsıntıların ardından kaotik bir durum oluşmadan, oluşacak iktidar boşluğunun ve/veya olumsuz bir yapının seçeneği “daha az olumsuz” bir benzeri olmadan, CHP’nin, ülkenin siyasal haritasını, seçmenin güncel tavrını dikkate alan bir çözüm aramasından daha doğal ne olabilir ki?

Bu husustaki iradenin açıklanması meyanında, önceki gün CHP Lideri Sayın Kılıçdaroğlu ve Genel Başkan Yardımcısı Sayın Loğoğlu’nun ifadeleri, yeterli ipuçlarını veriyor.

Durumun ve sorumluluğunun bilincindeki Sayın Kılıçdaroğlu, amacını tek cümlede özetlemiş: “Kazandıracak aday arıyoruz.”

CHP Lideri bu çaba içinde, ülkede durum bu minvalde iken, çoğu da AKP militanlarının gazına gelip, AKP değirmenine su taşırcasına vızıldayan birileri, Kemal beyin şu sözlerine de dikkat etmeli:

Bir oy daha fazla kazandıracak aday arayışındayız. Yerelse de Genelde CHP iktidarını kurabilmek için ‘sol-sağ’ anlayışını bir kenara bırakmalıyız.”

Unutmamalı ki “suret-i haktan görünerek” içindeki kötülüğü, fitne aşılarcasına kusanlar“Truva Atı” yöntemini günümüzde de uygulayanlar, hiç eksilmedi.

Adana da bu genel durumdan beri olamadığındanakl-ı selim sahibi olanlar, umdukları dağlara karlar yağdıkça vızıldamaları çığlığa dönenleri, boş tenekenin sesinin daha çok çıktığını anımsayarak, önemsememelidir.

CHP’nin sağ kesime yaklaştığına dair söylentilerin sorulması üzerine konuşan Genel Başkan Yardımcısı Sayın Faruk Loğoğlu’nun söylediği gibi:

CHP sosyal demokrat bir partidir. Ortanın solunda bir partidir. Ancak şu da bir gerçek, toplum büyük ölçüde değişiyor, siyasi dengeler değişiyor, AKP’ye karşı memnuniyetsizlik artıyor.”

Binaenaleyh, bir dönem sona ererken CHP, Sayın Kılıçdaroğlu liderliğinde, olması gerekenleri yapıyor; O sona erişi hızlandırırken, CHP İktidarı için çırpınıyor.

Birileri de, kim bilir belki de üstlendikleri “gizli görev” icabı, CHP’yi “iktidarsızlığa mahkum etmek için” zırvalıyor.

Unutulmasın, haksızlık karşısında susan nasıl dilsiz şeytansa,

“Tüyü bitmemiş yetim hakkı” yiyenlere,

Deveyi “hamudu ile yutanlar”a “Dur” demek üzere yola çıkan Kılıçdaroğlu’na engel olmaya yeltenenler de “işbirlikçilerdir”…

*Bakalım oğulları göz altına alınan bakanlar, istifayı akla getirecek mi?