BŞB Bşk. ve evrensel hukuk ilkeleri

Abone Ol

 AKP’li İçişleri Bakanı izniyle açılmış soruşturmaların “selameti” gerekçesiyle aynı bakan tarafından görevinden geçici olarak uzaklaştırılan CHP’li Didim Belediye Başkanı hakkında, Aydın İdare Mahkemesi “Yürütmenin durdurulması” kararı verdi. 3 aydır görevinden uzak Didim’in CHP’li başkanının, Yargı Kararını uygulamak için yasal süre 1 ay içinde koltuğuna oturması bekleniyor. 
Didim halkının demokratik seçimiyle görev almış CHP’li Başkan hakkındaki kararın durdurulmasını, MHP Didim İlçe Örgütü başta, demokratik hukuk devletine samimiyetle bağlı tüm muhalefet temsilcileri memnuniyetle karşıladılar ki demokrasi ve hukuka saygılı bu dayanışma sevindiricidir.
Adana BŞB Başkanı Sayın Durak, 8 ayı aşan bir süredir, aynı gerekçeyle görevinden uzak, mahkeme kararı da, karara muhalefetin yaklaşımı da bu nedenle çok ilgi çekti.
Kuşkusuz, demokratik bir ülkenin olmazsa olmazı “Hukukun Üstünlüğü”dür; insan haklarına saygılı bir düzenin güvencesi ancak öyle sağlanır. O nedenle “Adalet mülkün temelidir” demiş atalarımız. Gerçi birileri “Hukuk” ile “Kanun”u karıştırıyor; muhalefete hayat hakkı olmayınca asla demokratik sayılamayacak bir despotik iktidar, “Kanun” diye keyfince buyruk çıkarabilir. Fakat despot dedi diye, evrensel hukuka uygun kabul olur mu?
Giderek küçülüp “global köy” denilen dünyamızda uygarlığın teminatı, evrensel ilkelerin milli sınırlar içindeki düzenlemelerde dikkate alınmasıdır. Olaya bu açıdan yaklaşınca, Didim Belediye başkanı için verilen “görevden geçici uzaklaştırmaya” itiraza yargının verdiği karar, Adana BŞB Başkanı için 8 ayda verilmeyen kararla kıyaslayınca, farklı standartlar algısıyla üzücü oldu. Elbette yargı bir kesin karar verinceye kadar acele ve yanlış değerlendirme yapmamalı; ancak ne demiş atalar “geciken adalet, adalet değildir” değil mi?
Medyadan öğrendiğimize nazaran Didim Belediye Başkanı hakkındaki “Görevden uzaklaştırma” kararının yürütülmesini durduran İdare Mahkemesi, karar gerekçesinde, suçlanan başkan hakkında “kesinleşmiş hüküm olmamasına” vurgu yapmış. Bilindiği gibi bu durumlarda cari evrensel hukuk prensibi “Kişi, hakkında kesin yargı hükmü oluşmadıkça suçsuzdur” mealindeki “Masumiyet Karinesidir.”
Adanalıları, Didim kararını duyunca düşündüren, BŞB Başkanı Durak için yargının verdiği kesin bir mahkûmiyet kararı olmaması bir yana; Durak hakkında, Didim Başkanı için yargıya taşınanlar kadar ağır somut suçlamaların mevcut olmaması, fakat Durak’ın 8 aydır açıkta tutulması olmuştur.
Türk Sisteminde Belediye Başkanları tek dereceli seçilirler. Yani Halk, kimi başkan görmek istiyorsa onu seçer. Danıştay kararlarıyla sabittir ki halkın seçtiği başkanı olur-olmaz sebeplerle görevden uzaklaştırırsanız asıl cezayı onu seçen halka vermiş olursunuz. Halkın oy vermediği vekillerce uzun bir süre yönetilmesi durumunda oluşacak zararın telafisi de yoktur.
Ceza Hukukunun evrensel ilkelerinden birisi de “Suç ve Cezanın Şahsiliği”dir. Yani suçlanan kim ise cezayı ona verebilirsiniz. Hâlbuki Belediye Başkanlarının yargı kararı olmadan, İçişleri Bakanının, kendi verdiği bir “Soruşturma İzni”ne dayanıp, “Soruşturmanın selameti” adına görevden uzaklaştırması durumunda asıl cezalandırılan Halk olmaktadır. Bu ise yukarıdaki evrensel ceza hukuku ilkesinin ihlalidir.
Öte yandan gerek iç gerekse dış çevrelerin asıl ve haklı isteği, belediye başkanlarının “bakan emriyle” görevden alınmalarında dayanak Anayasanın 127. maddesindeki “İdari Vesayet” yetkisinin kaldırılmasıdır. Bu yetkinin 2011 yılındaki “Yeni Anayasa” bağlamında kaldırılacağı, görevden alma için yargı kararı olması şartının getirileceği beklenmektedir.
O halde tüm bu unsurlar birlikte ele alınınca Didim’deki uygulamayı Adana için de istemek haklı, yerinde ve evrensel hukuka uygundur. Adana BŞB Başkanı ve onu seçen Adanalı, çok yakında kaldırılacak; şimdi bile yurdun bazı yörelerindeki başkanlar için uygulan(a)mayan anti demokratik bir yetki kullanımının son kurbanları olmamalıdır…
İyi bayramlar dilerim.