Bu tren kaçmasın

Abone Ol

Adana bahtsız bir kent. Ekmeğinin tuzu yok deyimi, bu kentin talihsizliğine batıl da olsa izan getiren bir yaklaşım olabilir. Zira hükümet erkini elinde bulunduran AK Parti’de Ömer Çelik ve daha önce de Dengir Mir Mehmet Fırat gibi iki genel başkan yardımcısı seçen Adanalı, küçük görülmenin, hakir bırakılmanın nedenini başka nedenlerle izan edemez hale geldi.

Siyasetin bilimsel olarak izahatı, çözüm geliştirme sanatı olarak bilinir. Ancak işte bu denli talihsizlik olarak nitelenebilecek kayıpları yaşan Adana için, ne kaybettiyse siyasetten, siyasi nedenlerden kaybettiği söylemek, afakî bir söylem olmayacaktır kanımca.

TRT ile başlayan geri plana atılmışlık hissiyatı, Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası’nın, Mersin Opera ve Balesi’ne bağlanması ile perçinleniyordu. Sanatçılar ve gönüllüler sarı sıcağın altında imza toplayarak bu girişimi bertaraf etti, oluşan kamuoyu tepkisi bugün ÇDSO’nun Adana kalmasını sağladı.

Ancak aynı kent, aynı inisiyatifi havaalanı konusunda ortaya koyamadı. Yanlış anlaşılmasın, Adana’da tüm odaklar bu işe karşı çıksa da Kürşat Tüzmen’in fendi Adana’yı yendi. Şimdi Adana, Tarsus’a inşa edilecek yeni uluslar arası havaalanının altında siyaseten ezilecek, bzülecek. Değer kaybına uğrayacak. İtibarı zedelenecek.

Ekonomik anlamda genel tarım ve sanayi politikaları dışında özel bir kazanımı olmadı. Aksine, Osmaniye’ye verilen teşvik, kurulu fabrikaları yeniden hesap yapmaya ve akabinde Osmaniye’ye taşınmaya itti. Osmaniye’de faaliyet gösteren fabrikaların bir çoğunun, teşvik dolayısı ile Adana’dan devşirme olduğunu ekonomi çevreleri çokça dile getirdi.

Hükümet yeni devle üniversiteleri kurmaya karar verdi. Bunun için 7 il seçildi. 7 ile 7 yeni devlet üniversitesi kurulması karalaştırıldı. Adana sesini yükseltti. Ama Adana’dan ne hükümet partisine mensup ne de muhalefete mensup hiçbir güç Adana’yı bu 7 il arasına veya 7 ile eklenmesini sağlayamadı. Fırsat kaçtı.

Elle tutulur tek müspet örneğimiz TOKİ. TOKİ Adana’ya hastane ve konut yatırımlarında takdir topladı. Ak Parti Hükümeti Adana’nın sempatisini kazandı bu yolla. Ancak TOKİ’den ev alan neredeyse her vatandaş muhakkak bir sorun ve sıkıntı ile karşılaştı. Yönetimlerinde tutun, inşa aksaklıklarına kadar bin türlü dertten mustarip oldu vatandaş. Olsun, totalde rasyonel bir sempati gelişti, bir bakış açısı yarattı.

İşte bu örnekler çerçevesinde bir oy isteme ritüeli geliştirecek olursak, bugüne kadar bildiklerimizi tümden unutup, siyasetçinin eline alması gereken ilk teamül gönül alma yöntemi olarak ortaya çıkar diye düşünüyorum.

Tam bu noktada, Adana’yı bir türlü kazanamayan AK Parti’nin, bunu bir türlü düşünememesi, aksine ‘Adanalının cezalandırıldığı’ gibi pek kolay bertaraf edilemeyecek bir söylemi muhalefetin eline koz verecek politikalarla iştigal olması biraz ironik gelir bana, oldum olası.

Modern ülkelerde ve toplumlarda, bu paradigmanın, böyle entelektüel bir etkileşim çevresinde geliştiğini biliyoruz. Ama Adana’da sadece kavgaya taraf olmanın, partizan şövalyeliğin seçilmeye yettiğini de biliyoruz.

Şimdi önümüzde bir fırsat var. Acaba diyorum bu paradigma kendi unsurlarıyla gerçeğe döner mi? 14 milletvekili bu hayati, Adana’yı çağ atlatacak proje için kol kola verip güçlü bir sinerji doğurur mu?

İlk önce muhalefet tarafından dile getirilmesi, Adana’da olumlu sonuca varabilecek bir çok meseleyi çözümsüz bıraktı. Muhalefetin dile getirdiği bir meseleyi çözüme kavuşturmak bize zul geliyor nedense.

Hızlı hat meselesi de aynı akıbete uğrar, aynı sakat yaklaşımla siyasete kurban gider mi yoksa gönül alarak oy istemenin altını dolduracak bir teamül devreye girer ve Adana kazanır mı, bunu bilemeyiz.

Benim görüşüm, bunun neredeyse imkânsız olacağı yönünde ama mahcup olmayı, inanın büyük bir şehvetle arzuluyorum. Treni uzaktan seyir mi edeceğiz yoksa binip fikri ve statü anlamında çağın ötesine mi taşınacağız, bunu hep birlikte izleyeceğiz.