Hani ‘ne olursan ol, gel katıl’ çağrısı var ya. Aynen öyle düşünüyor Sayın Erdoğan.
2011’in Haziran ayında yapılacak olan milletvekilliği genel seçimlerinde ‘çatı partisi’ olarak AK Parti aday enflasyonu yaşayacak.
Adana’da özellikle 100 civarında aday adayının çıkmasını bekleyen İl Başkanı Mustafa Kebude, listenin kırgınlıklara ve küskünlüklere neden olmadan oluşturulacağından kimsenin endişe duymamasını istiyor.
Aslına bakacak olunur ise, aday adayı olan isimlerin birçoğunun aday olma gerekçelerini özünde araştıracak olur iseniz, prim yapma, bir yerlere gelebilme olarak da değerlendirebiliriz.
AK Parti’den bir dönem milletvekilliği yapan bir isim ile Adana siyaseti üzerine konuşuyoruz. Eski milletvekili olarak söze başlayınca geçmiş yıllarda yaptığı hataları anlatmaya başlıyor.
Bu milletvekiline ‘geriye dönüp baktığınızda ne büyük hatanız nedir?’ diye sorduğumda aldığım yanıt oldukça ilginçti.
‘Başbakan’a karşı duruş sergilemem’ yanıtını verdi bu vekilimiz.
Nasıl yani? Sözü ile konuyu biraz açmak istedim.
Bir partinin içinde genel başkana rağmen politika yapılmadığını, ona karşı ‘hayır efendim bu yanlıştır. Şunu yapar iseniz doğrudur’ dediğinizde bir daha kendinizi listede göremediğinizi söylerken ‘sizi de o şartlarda sayın genel başkanlar listeye almadı mı?’ diye yanıt verme ihtiyacı duydum.
Çatı partisi de olsanız, iktidar partisi de olsanız ‘genel başkanın dediği olur’ ilkesinden hareketle listelerin hazırlandığını tüm Türkiye biliyor.
Yani çatı partisi olduğu ifade edilen AK Parti’de bu kez çatıda kimler yer alacak, tabanda kimler buluşacak? Onları da görmemiz mümkün olacak.
Gücünü halktan almayan lider, liderlik yapamıyor ülkemizde!
Halktan aldıkları güç ile de bazen insanlar kendilerini Padişah sanıyor.
Aday adayı olmayı düşünenlere bir uyarım var. ‘Aday olur iken bir kez daha düşünün’…
İnsana eziyet çektiriyorlar
Bayram demiyorlar, seyran demiyorlar, yapacaklarını yine yapıyorlar.
İnsanların en mutlu günleri olan bayramlarını burunlarından getiriyorlar.
Her bayram öncesi bayrama 20 gün kala şehirlerarası yolcu taşıyan otobüsler şirketlerine gittiğinizde ‘yerimiz kalmadı’ sözcüğünü kullanıp daha sonra karaborsa bilet satarak insanları âdete soyuyor.
Rezillik diz boyu.
Ek sefer koyduklarını belirterek bunun da maliyet artışı gösterdiğini ifade eden fason firmalar ve simsarlar, bayramları fırsat biliyorlar.
Adana Otogarı’nda bayram için gelen ve tatil sonrası dönen insanlar bu rezilliği yaşıyorlar.
Ek sefer adı altında yapılan bu usulsüzlüğün önüne geçilmelidir.
40 liralık bileti 70 liraya satanlardan, indirim uygulaması gerektiği halde bunu uygulamayan firmalardan birilerinin hesap sorması gerekiyor.
Bağlı bulundukları oda temsilciliğinin görevi sanırım denetlemek olan bu yöneticilerimiz ‘eziyetin son bulması adına’ koltuklarından bir zahmet kalkarak sahaya insinler diye temennide bulunmak istiyorum.
Adana Valiliği ve belediyelerin zabıta birimleri de bayramlarda sanırım otogara uğrayıp bu olumsuzlukları görmüyorlar.
Yetkililer, hep ‘şikâyet olur ise’ diye başlayan cümlelerle konuya yaklaşıyorlar.
Vatandaşın cebinden parasının nasıl alınmak istendiğini görmemek için de gözlerin bağlı olması lazım…
Umarım bu son olur.
Umarım insanlar bu şekilde sömürülmez…
Diyanet sonrası politika!
Türkiye’de siyasetçi olmak çok kolaylaştı. Bir yerde bürokrat iseniz ve isminin kamuoyu önünde bilinen, tanınan bir isim olmuş ise, her partide istediğiniz yerde, listede yer bulabilir ve arkasından da milletin vekili olabilirsiniz.
Son günlerde Ali Bardakoğlu’nun CHP’ye katılacağını duymaya başladık.
Diyanet İşleri Başkanlığı yapan Bardakoğlu, AKP ile ters düşünce kurumla yollarını ayırmak zorunda kalmıştı.
Diyanet İşleri Başkanlığı yaparak milletin vekili olan isimlere ister iseniz bir göz atalım.
İlk diyanet işleri başkanı Mehmet Rıfat Börekçi, aslında CHP milletvekiliydi, rozetini çıkardı, cüppesini sarığını taktı.
Sonrasında gelen İbrahim Bedrettin Elmalılı ise, tersini yaptı, cüppesini sarığını çıkardı, rozetini taktı, önce Millet Partisi'nden, sonra Demokratik Parti'den milletvekili oldu.
Lütfi Doğan, da cüppeyi sarığı çıkardı, daha önceki diyanet işleri başkanı Eyüp Sabri Hayırlıoğlu gibi, CHP milletvekili oldu.
Bir diğer Lütfi Doğan da, önceki Lütfi Doğan gibi cüppesini sarığını çıkardı, Milli Selamet'ten ve Refah'tan milletvekili oldu.
Tayyar Altıkulaç ise, cüppeyi sarığı çıkardı, rozeti taktı, DYP milletvekili oldu, sonra o rozeti de çıkardı, AK Parti milletvekili oldu.
Sait Yazıcıoğlu, cüppeyi sarığı çıkardı, rozetini taktı, AK Parti milletvekili oldu.
Mehmet Nuri Yılmaz görevini bıraktıktan sonra Demokrat Parti'ye katıldı.
Ancak Süleyman Ateş ise rozet takmayan bir isim olarak yerini aldı.
Profesör Ali Bardakoğlu'nun adı ise CHP ile anılmaya başardı. Gelişmelerin ne yönde olacağını ise önümüzdeki yakın dönem belirleyecek.
Ne diyelim, hayırlı ve uğurlu olsun.
Bu memleketin diyanetçi siyasetçilere de ihtiyacı var.
Yaşasın Kurban derileri toplayanlardan kurtulduk!
Hiç dikkatinizi çekti mi bilmiyorum ama bu bayramda Kurban derileri toplayanların sayısında ciddi anlamda bir azalma gözlemlendi.
Bayramı Kozan’da geçirdim. Benim gözlemim aynen böyle…
Türk Hava Kurumu ekipleri bayram süresince araçlar ve anonslar ile kurban derileri toplamada büyük başarı elde eder iken bu kez sanırım deri toplamada sınıfta kaldılar.
Yine yurtlar, cemaatler için toplanan deri sayısında da azalma var.
Vatandaşın kurban kesimindeki maddi imkânsızlıktan kaynaklanan azalmanın da bunda önemli derecede etken olduğunu düşünüyorum.
Cemaatler, camiler, okullar, sağlık ocağı ve Kuran Kursu, köylerde muhtarlıklar, hatta partiler dahi kurban derisi toplayarak sıraya girer iken, bugün ciddi anlamda sokakta deri toplayan araç ve kişi sayında azalma olduğunu hissettim.
Ne kadar varlıklı isek, o kadar da kurban derisi toplanıyor.
25 bin kurban kesilen bir şehirde 3 bin 800 deri toplamış Türk Hava Kurumu.
Bunu başarısızlık hanesi mi yazalım, yoksa başka bir yere mi not edelim bilinmez ama THK dışında kurban derisi toplayanların sayısının azalmasına şahsen ben ‘Yaşasın’ diyerek tepki gösterdim.
Sizi bilemem…