ÇETİN'İ SEÇMİŞLER GİBİ...

Abone Ol

Birkaç gün önceydi, Toros Caddesi üzerinde arabamla ilerlerken, yolun bir kenarında  toplanan insan birikintisi dikkatimi çekti… Gazeteci olmanın getirdiği meraklı bakış ve fikirler uçuşurken arabamın içerisinde, gayri ihtiyari el frenini çekmişim. Oturup kalabalığı izlemeye koyuldum… Malum havada hatırı sayılır bir soğuma var. Ben dışarıya çıkıp çıkmama konusunda tereddütlerimi gözden geçirirken, ne olduğunu anlamadığım kalabalığın içerisinde ki kadınlı erkekli bedenler, beni cesaretlendirdi. Ve meraklı düşüncelerimin kıpırdanmalarına son vermek için harekete geçtim.

            Malum şarkının dizelerinde ki gibi,ellerim ceplerimde,soğuk havanın titremesi içimde, adımlarımı toplanan insanlara doğru atarken,bir yandan da bu soğuğa aldırış etmeden sokak ortasında çoğalmış insanları bu hale getiren isteğin nedeninin merakı, içimi ısıtmıyor değil hani …

            Yaklaştıkça ortaya çıkan manzara daha ilginç… Bir adam ve etrafını çevirmiş,ben deyim 50,siz deyiverin 100 kişi…

            Herkesi karşısına almış konuşan zatı görmeye çalışıyorum, bir türlü yüzünü denk getiremiyorum…

            Kalabalığın içerisine usulca duhul oldum. Sanki onlardan olmaya çalışan fakat olmadığı her halinden belli adam utangaçlığıyla, konuşmalara dikkat kesildim. O da ne, toplanan mahalleli, esnaftan başkası değil. O zaman belediye başkanı falandır, her zaman ki gibi atıp tutuyordur, malum arifesindeyiz seçimin, atış serbest deyip arkamı dönüp, şaşkınlığımın yersiz olduğunun sitemini tam yüzüme oturtmuşken. Birisi “Soner Bey” diyerek arkamdan, yüzünü göremediğim adama karşı bir şeyler söyleyince durdum birden. Yahu seçilmiş bir Belediye Başkanı falan değil bu , aday bile değil…

            Döndüm kalabalığa doğru tekrar, evet konuşan adam Soner Çetin, o güne kadar görmediğim bir  sima. Adam hala aday gösterilmedi, lakin gel gör ki ona anlat, koşturup duruyor, konuşup duruyor, değişimden bahsedip duruyor diye iç geçirirken… Sordum oradakilere, “Zaman zaman gelir sohbet ederiz, semtin sorunlarını, şehrin sorunlarını anlatır, konuşuruz” dedi. Yani klasik bir siyasi figür dedim, adam şöyle bir baktı ters ters, “Hayır, şimdi değil,bu adam birkaç yıldır gelir gider. Farklı biri bu, bu adam yapar. Babadan zengin, paraya pula ihtiyacı yok. Tek derdi Adana ve Adanalı olması” diyerek düşüncelerimi kaldırdı attı yere.

            Evet kalkan eli bir hafta ancak havada kalabilmişti, sonra çalışmasına, insanlarla toplanıp, onlarla dertleşmesine devam etmişti bunu duyuyordum fakat hiç tanık olmamıştım. Çetin’i seçmişler gibi, vatandaş çekmiş bir kenara, yıllardır yanan Adana düşüncelerini soğutmaya çalışıyorlar orada…  Kırılmamış yüreği, kentin tüm ilçeleri ve mahallelerini arşınlamış bıkmadan usanmadan, birileri “Durak” artık dese de devam etmiş. Aday bile olmadan, orada anladım ki pek çok Adanalının aslında adayı Soner çetin…

            Ve ekliyor kalabalık yığının arasında pek çok Adanalının zihninden geçenleri o mahalleli; “Son yıllarda bu coğrafyada koşturup duruyor, oturduğu sırça köşklerden duygusal bağlantılarla (!) kirli kulislerle aday olup,  son 4-5 ayda ortaya çıkan, sokaklara değil caddeye, mahallelere değil toplantı salonlarına, kahvehanelere-esnafa değil otellere, ilçelere değil de yemeklerde, her dönemin adamlarından oluveren, her dönem söyledikleri ve yaptıklarıyla tartışılan ,siyasi bir karakteri olmayan siyasetçilerden değil bu adam.” Tanıyorsun sanırım dedim, partili misin diye de ekledim, adamda yine o ters bakış… 

           Allahalllaaaa ! Ne oldu yine dedim, “Hayır tanımam,ben CHP’li bile değilim.Bu üçüncü görüşüm ve konuşmamız o kadar, Sen burada mı oturuyorsun,Hayırdır?” falan derken ben uzadım yavaşça…Ellerim yine cebimde,bu kez meraklı düşüncelerimi orada bırakarak,sıcak arabama doğru ilerledim !