Demokrat olamayan “Demokrasi Havarileri(!)”

Abone Ol
Artık kanıksadık ve gına geldi;
Gün geçmiyor ki, Yandaş ve Yalaka Medya,
Sabah-akşam, hatta en olmayacak bir zamanda,
TV’lerinde o an ne yayınlıyorsa derhal kesip, ortak yayına geçiyor.
“Bay Muktedir”in asabi haykırışlarının canlı olarak naklen yayını başlıyor.
Belli ki iktidar Türk insanını, olan biten hakkında bilgilendirilecek, “Hadimi oldukları” Yurttaşlar gibi görmüyor.
Söylemek üzücü amma görüntü o ki onlar için halkımız;
Adeta “beyni yıkanacaklar.”
Daha da üzücü olan üslup çirkin;
İçerik “Yalandan kim ölmüş” anlayışıyla hazırlanmış.
Ağız açılınca kulak ağızdan çıkanı duymuyor.
Artık akla gelen ağızda;
Salvolar birbirini takip ediyor.
Saldırıların muhatapları, hatta şimdi hayatta olmayan;
Binaenaleyh kendisini savunamayacak olanlar;
Ulusal Değerlerimiz, Kahramanlarımız, Milli Kurumlarımız vb.
Yine maalesef, böylece yaptıklarıyla kendi haklarındaki izlenim olan;
Tarihteki sayılı dikta rejimlerinin yolunda oldukları intibaını;
Her yeni gün daha da kuvvetlendirdikleri, güçlendiren bu icraatları propagandayı;
Hiç de demokrat olmayan tavırla, tek yanlı;
Muhalefete hiç hak tanımaksızın;
Suçladıklarına savunma hakkı vermeden;
Topşumda böylece yarattıkları ıamplaşmanın vahametinden habersşz sürdürmekteler.
Hele seçim yaklaşıyor ya, buna hız verdiler;
Bu algıyı pekiştiren;
Adeta bir tür hipnotizmadan hiç farksız ve tek taraflı yoğun propaganda kabak tadı verdi.
Haydi, şimdi gel de bunlara “asla demokrat olamayacak, sözde “demokrasi havarileri” deme!!!
Öyle ki
“Arabanın ön tekeri ne yöne giderse arkadakiler de onu takip edermiş”
ya da
“İmam böyle yaparsa cemaat ne yapmaz?”
Özdeyişlerimize uygun olarak;
“Bay Muktedir”in yardımcıları da aynı yoldan giderek, yanlışları katlıyorlar, katmerliyorlar.
İnanın Türk siyaseti “adil, haklı rekabet” bakımından 40 yıl önce şimdikinden daha ileri idi.
Yani açık olan şu ki AKP’nin “İleri demokrasisi” gerçekte 1930’ların modasına uymakla suçladıkları o dönemlerin iktidarlarına rahmet kutur düzeyde baskıcı, sansürcü ve tek yanlı propagandayı, üstelik devlet olanakları devler kadroları ile gerçekleştiriyor.
Mesela o zamanlar seçim döneminde görevini “Bağımsızlara” terk etmesi gereken İçişleri Bakanı, hem de seçim çevresi dahi olmayan Niğde İli Bor ilçesinden geçerken dahi, yanına devletin valisini alıp AKP reklamından kaçınmıyor, eleştirilerden çekinmiyor.
Üstelik, o ortamda ve haklı olarak kendisine “Ayakkabı Kutusu” gösterenlerin “demokratik eleştiri” hakkına hiç tahammül de yok.
Devletin ceberut yüzü o anda, AKP’li Bakanın emri ile ortaya çıkıyor;
Devlet olanakları ile siyasi propaganda yapan serbest, ama ona muhalefet eden kendisini kodeste buluyor.
Bu mu demokrasi?
Hem de bir de başında “İleri” nitelemesi bulunan demokrasi?
Güldürmeyin beni!
Ne yaparsanız yapın, inandırıcı olamazsınız.
Benden size bir dost tavsiyesi;
Dönün de Ukrayna’ya bakın bir;
Ve anımsayın o meşhur sözleri:
Zira bu terazi bu sikleti çekmez!
Her gece, iki gündüz arasındadır;
Her gecenin, illa ki bir sabahı vardır.…