İçişleri Bakanlığı'nca Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan ve belediye arsasının satışıyla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan Aytaç Durak, ilk duruşmada tahliye oldu. Tahliye sevinciyle dolup taşan Durak, çocuklar gibi şendi... Kendisine "eski belediye başkanı" denmesinden rahatsızlık duyan Durak, vakit kaybetmeden bu ibareyi kullanan bir ajansı ziyaret etti. Durak, ziyarette adeta günah çıkardı. Başbakan'a karşı gelmesinden tutun da son adaylığına varana dek bir çok konuda pişmanlığını dile getirdi.
Belediye başkanı seçileceği gün başlayan süreçle birlikte siyasi lince kurban gideceğini düşünen Durak, 42 günlük cezaevi serüveninde kafasını -oldukça- dinlemişe benziyor. Özgürlüğüne kavuşur kavuşmaz "Başbakan'dan özür dilemeye hazırım" demesi dinlencenin kanıtı olsa gerek... Şaşırmadık desek yalan olur... Bay Durak, içinde yatan aslanı öyle bir dışa vurdu ki, iki yıl değil 2 gün de kalsa o koltuğa oturmanın aşkıyla dolup taştığını dosta düşmana bildirmiş oldu.
Böylelikle Durak'ın haksız yere görevden uzaklaştırıldığını savunanlar da "TUŞ" oldu. Kurt politikacı kendisine oy verenlere, iktidar partisine rağmen kendisini destekleyenlere, haksızlığa uğradığını düşünen gazetecilere ve hatta AKP içinde kendisine sempati duyan insanlara bile "SOĞUK BİR DUŞ" aldırdı. Açıklamalar, Durak'ın siyasi emelleri uğruna, seçmeni, kişileri, partileri, kurumları veya grupları bir çırpıda silebileceğini de açıkça gösterdi.
"Başbakan'ı dinleseydim onun baş danışmanı bile olurdum" demesini de göz önüne alırsak Bay Durak'ın "Görev sürem sona erdikten sonra artık aday olmayacağım" söylemine de inanası gelmiyor insanın... Sağı-solu belli olmayan Bay Durak'ın bundan sonra atacağı adımlar da açıklamalar da çok kimsenin umurunda olmayacak belki de...
Durak'ın tüm bu beyanları, Başbakan'a yaranma iç güdüsü, kendisine olan inancı büsbütün sarsmıştır. Haklı olduğunu söyleyen ve yanlış işlere bulaşmadığını savunan bir insanın -bırakın başkalarının düşüncelerini- kendi inandığına saygı duymaması tam manasıyla yadırganacak bir gerçeklik değil midir?
Aytaç Durak'ın yeniden belediye başkanlığına oturma kaygısının -bizim açımızdan- artık bir önem taşımadığını söylemek gerekiyor.
Şimdi ona düşen pişmanlığını kanıtlamasıdır. Yani lafla peynir gemisi yürütmekten vazgeçmesidir. Seçmenini hiçe sayan bir seçilmişin yapması gereken derhal istifa etmesidir...
SEYYAR ESNAF VE BİR ÇELİŞKİ
Büyükşehir Belediyesi Zabıta Daire Başkanlığı ekiplerinin kaldırım işgaline ve görsel kirliliğe neden olan seyyar esnafla mücadelesinde Büyükşehir Belediyesi'nin yanında olduklarını söyleyen Çakmak Caddesi esnafı, “Kaldırımlarımız şimdi tertemiz” diyerek, Başkan Vekili Mustafa Kızılelma'ya çiçek vermiş geçen hafta...
Sonra haber servislerine teşekkür ziyaretine gitmeyen Çakmak Plaza esnafına ceza olarak iki saat boyunca elektrik kesintisi uygulandığı savunuldu. Doğruluk payı nedir bilmiyoruz ama ortada trajikomik bur durum var. Seyyar satıcıya yol yordam gösterilmezse, işgalci ve görsel kirlilik yaratan bireyler olarak görülürlerse ne yapacaklar bu insanlar. Günübirlik çözümle sorunun biteceği mi sanılıyor? Yılların kanayan yarası değil mi seyyar satıcı gerçeği! İnsanlar çalışmak ve evine ekmek götürmek zorunda. Görmezden gelmek kime ne fayda getirecek? Şu noktaya da dikkat edilmeli beyler! İşyeri sahibi esnafın belediyeye teşekkür ziyareti gerçekleştirmesi doğal görülebilir ancak bu ziyareti seyyar esnafa misilleme yapar gibi kamuoyuna sunmanın ne anlamı var? Seyyar esnafın belediyedeki eylemini unuttunuz mu? Seyyar esnafla işyeri sahibi esnafı karşı karşıya getirmek mi istiyorsunuz? Kaldırım işgallerini önlemek belediyenin görevlerinden biri olabilir ama belediyelerin sosyal sorumluluk bilinciyle de dolu olması gerektiğini unutmayın...
Bu hafta Büyükşehir'de meclis oturumları başlıyor. Seyyar esnaf muhtemelen belediye önünü yine mesken tutacak. Soruna kalıcı çözüm bulun ki toplumun tüm kesimleri size teşekkür etsin.
Belediyecilik bunu gerektirir...
İyi haftalar...