Baro'dan o üye için "Işık Hızı" tepkisi!

Adana Baro Başkanı Av. Veli Küçük, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı iken Hakim ve Savcılar Kurulu (HSK) tarafından Yargıtay üyeliğine seçildikten sonra tek bir dosyaya dahi bakmadan 20 gün içinde tarihinde, geleneklerinde olmayan ve hiyerarşi hiçe sayılarak “ışık hızı” ile Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçilmesinin ve atanmasının “ülkemizde yargının siyasi iktidarın tahakkümü altında” olduğunun en bariz göstergesi olduğunu ifade etti.

Baro'dan o üye için "Işık Hızı" tepkisi!
banner686

Baro Başkanı Av. Veli Küçük, konuya ilişkin yaptığı yazılı açıklamada görüş ve düşüncelerini paylaştı. Cumhurbaşkanın Anayasa Mahkemesinin "kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız mahkeme" sıfatına ağır zarar veren bir atama gerçekleştirdiğini ifade etti.

Baro Başkanı Av. Veli Küçük, açıklamasında şu ifadelere yer verdi;

22 Ocak 2021 tarihinde Cumhurbaşkanı kendisine önerilen üç adaydan biri olan İrfan Fidan’ı Anayasa Mahkemesine üye olarak atadı. Yargıtay tarihinde, Yargıtaya atandıktan 20 gün sonra, Anayasa Mahkemesi üyeliği aday belirleme seçimlerine katılan ve bu seçimlerde seçilen, İrfan Fidan dışında bir başka Yargıtay üyesi yoktur.  Yani Yargıtay tarihinde bir Yargıtay üyesinin Anayasa Mahkemesine üye seçilebilmesi için Yargıtayda ortalama dokuz yıl görev yapması gerekmiştir. İrfan Fidan ile Anayasa Mahkemesine seçilen diğer Yargıtay üyeleri arasında neden böyle bir fark olduğu merak edilmektedir.  Burada asıl sorun 109 tane Yargıtay hakiminin belki de tanışmaya dahi zaman bulamadıkları İrfan Fidan’a adrese teslim oy vermiş olmasıdır. Siyasi iktidarın tahakkümü altında olan "yargı" artık prangalarından kurtulmalı, bağımsız ve tarafsız olması gerektiğini hatırlamalıdır. Çünkü mahkemeler siyasi iktidarın güdümüne girerse o ülkede adalet olmaz. Hakim hukukun üstünlüğüne ve vicdanına göre karar veremez. Devletin temeli adalettir. Adaletin olmadığı yerde devlet olmaz. Maalesef siyasi iktidar eylem ve işlemlerini yargı denetiminde olmasını istememektedir. Yargı, iktidarın yap-boz tahtası haline dönüştürüldüğü bir kurum olmamalıdır. Yargı; Anayasal düzen içerisinde, kuvvetler ayrılığı ilkesinin geçerli olduğu bir rejimde eşitler arasında önde gelendir. Yargının üzerinden hesaplaşma yapılmamalıdır. Siyasi iktidarın parmak çoğunluğuna dayanan üstünlüğüyle hareket etmemeli, kendi çıkarları için düzenlemeler yapmamalı ve elini yargıdan çekmelidir. Demokrasiyi içselleştiremeyen, hukuk tanımazlık içerisinde yargıyı kendilerine ayak bağı olarak gören siyasi iktidarın “tek adam” ve “ileri demokrasi(!)” anlayışı ne yazık ki bir kez daha tescil edilmiştir.”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER