Herşey hukuka uygun ve etik mi?

Abone Ol

                     
Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Durak’ın, geçici görevden uzaklaştırılması sonrasında yapılanların hukuka uygunluğu, bu durumun bir kaos doğurup doğurmadığı, bundan sorumlu olanların değil, olayları yansız ve gerçekçi bir gözle izleyen, yaşayan Adanalıların hüküm vereceği bir durumdur.
Bugünkü vaziyetten doğrudan sorumlu olanların, savunma babında söylediği sözler, onları gerçekle kıyaslayacak Adanalının vicdan ve mantık süzgecinden geçtikten sonra karşılık bulacak ya da bulmayacak.
Biz bugün yeni bir haftaya başlarken, bu konuda başından bu yana yaşadıklarımızı özetleyerek, şimdiden sonra olacaklar için naçizane görüşlerimizi aktaracağız.
Eminiz sizler de bunlardan, olan bitenin, hatta şimdiden sonra karşılaşabileceklerinizin hukuka uygunluğu iddialarını da değerlendirmekte yararlanabileceksiniz.
En başında Sayın Durak’ın, bizim sistemimizde istisna olan görevden uzaklaştırılmasının Durak’a değil Adanalı seçmenlere ceza olduğunu zikretmeliyiz. Çünkü Türk Sisteminde Belediye Başkanları, 5 yıllığına, tek başına doğrudan halk tarafından seçilir.
Anayasa Mahkemesinin, Anayasanın “Değişiklik dahi teklif edilemez” esaslarını, arkadan dolanma yoluyla değiştirme girişimlerinde Yüksek Mahkemenin görevini yapmasına bile tahammül edemeyen AKP’nin, İçişleri Bakanı tasarrufuyla, Adana halkını, seçmediği Belediye Başkanvekillerine mahkûm etmesi etik ve hukuka uygun mu; ne dersiniz? 
Sayın Durak’ın, onu 5 yıllığına seçen Adanalıya hizmeti, 28.Mart.2010 tarihinden bu yana, 71 gündür engelleniyor. Bunun nedenleri tek bir kere bile AKP’li İçişleri Bakanlığı tarafından açıklandı mı? Hani şeffaf, açık, halka saygılı demokratik yönetim anlayışı?
Kimse kendini aldatmasın, gözle görüleni inkara yeltenmesin; Adana’da bir kaos vardır; Belediyede bir “ara dönem” ve bu dönemlere mahsus “bulanıklık” vardır. 
Aytaç beyin bu sürecin başında kamuoyuyla paylaşıp Savcılığa intikal ettirdiği meşhur “kaset” için bir açıklama yok!
BŞB Meclis kürsüsünden kendi kendisini ihbar eden, en son 3 Haziran günü “benim de 1 milyar dolarım var” diyen hala görevde? Mal beyanıyla ve bu ikrar, çelişkili mi; gerçek nedir, açıklandı mı?
Adana kamuoyuna mal olmuş meşhur “İmar Partisi” olayı; Bu “parti” mensuplarının kimler olduğu hafızalarda çok taze iken, yeniden başlatılan BŞB Başkan Vekilliği sürecinde “İmar Partisi mensubu” diye telaffuz olunanların aday gösterilmesi, devam eden süreçte etik mi?
Bir yandan Durak’a yapılanları eleştirip, O’nu savunmak; öte yanda aday değiştirirken Durak’ın “imar partisi” kapsamındaki eleştirilerini ihmal etmek, çelişki değil mi?
İlk başkan vekili sürecinde Valilikten ve İçişleri Bakanlığından “görüş” istemenin meseleyi çözmek bir yana çözümü sakatladığı, yargı sonucuyla meydanda iken, yeniden aynı yanlışa sapıldığını görmezden gelip, “her şey hukuka uygun ilerliyor” demek nasıl açıklanır?
Hele Valilik, yazılı olarak, yasa uyarınca seçim yapmak için 3 Haziran’da toplanmasını emrettiği halde, Valiliğin emrini sorgularcasına İçişleri Bakanlığından görüş sorulması ne demek?
Hiç “Seçim sürecini başlattım” demekle süreç başlar mı? Var mı Belediye Kanununda böyle bir “Süreç”?
İdare Mahkemesinin kararından sonra bir yandan yeni bir seçim için yazılı emir verirken, öte yandan da “bu durumda seçim yapılamaz, fesih işlemi başlatılıp, Bakanlıkça görevlendirme yapılmalı” içerikli dilekçeyi işleme almak çelişki değil midir?
                                                                                      
Bu ara dönemde belediyeye kadro aktarmak, bağlı kuruluşlarda yeniden yapılanmak, sanki seçimle ve bir dönem görev yapmak üzere gelmiş gibi icraat yapmak demokrasi anlayışı ve siyasi etik’e uygun mu?
Yoksa yapılanlar, yarın Aytaç bey yargı kararıyla göreve dönerse, onun icraatına engel olmak için mi?
Bütün bu sorular, halkın gözleri önünde yapılan ve kamuoyunun günü gelince hesabını sormak üzere kaydettikleridir. Sorumluları, yanıtlarına hazırlansınlar.
Bilinmeli ki bu ülke bir Hukuk Devletidir.
Belediye Yasası da Büyükşehir Belediye Yasası da yeni yasalar; Çok konuda ilkleri yaşıyoruz. Ancak Hukuk İlkeleri evrensel ve Belediyeler de yeni kurulmadı; Önce de yasalarıyla Belediyeler vardı. O yasalardaki hükümler de şimdikinden çok farklı değil.
O nedenle olasılıklar:
1) Eğer ulu orta konuşanlar bir tertipten önceden haberdar olup, onu ifade etmiyorsa, kim ne derse desin, BŞB Başkanı Durak, yargı sonucuna göre, her an göreve dönebilir. O zaman da asil gelince vekile gerek kalmayacağından, pek çok konuda yapılan, ancak gerçek niyetlerin açığa çıkmasına vesile olmakla kalır…
2) Yasanın açık hükmüne itibar edilmeyip yanlış kişiyi seçmekteki direniş sebebiyle, BŞB Meclisinin feshi için yapılan başvurular olumlu sonuç doğurarak, BŞB Meclisi feshi gerçekleşebilir.
O halde yapılanlarda etiğe uygun ve yasanın içinde kalmaya özen gösterilmeli…