Sorun yanıtlayalım. Sorularınızı yazarımızın E-Posta adresine yollayabilirsiniz.....
izzetdurak@hotmail.com
BOŞANMA DAVALARI
Son verilere göre Ülkemizde yıllık ortalama yüz bin civarında boşanmanın gerçekleştiği görülmektedir. Bu durumda, boşanma davalarının toplumumuzda ayrı bir yeri ve önemi bulunmaktadır.
1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe giren Yeni Türk Medeni Kanunu’na göre boşanma nedenleri şunlardır:
• Zina,
• Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış,
• Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme,
• Terk,
• Akıl hastalığı,
• Evlilik birliğinin sarsılması,
Uygulamada en çok “Evlilik Birliğinin Sarsılması” nedenine dayalı boşanma davalarına rastlanmaktadır. Halk arasında” şiddetli geçimsizlik” olarak bilinen boşanma davası budur.
EVLİLİK BİRLİĞİNİN SARSILMASI
Kanun’un 166.maddesi gereğince, “Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.”
Dava açan eşin, boşanmaya yol açan olaylarda daha fazla kusurlu olmaması gerekir. Dava açan eşin kusuru daha ağır ise, diğer eşin açılan davaya itiraz hakkı vardır.
Bu nedene dayalı olarak boşanmanın gerçekleşmesi için, geçimsizliğin ispatlanması gerekir. Hâkim, geçimsizliğe kanaat getirmedikçe boşanmaya karar vermez. Hâkimin burada geniş bir takdir yetkisi vardır ve tarafların beyanlarıyla da bağlı değildir.
Geçimsizlik ve kusur, her türlü delille ispatlanabilir. Uygulamada en çok rastlanan delil “tanık delili”dir. Herkes tanıklık yapabilir. Tarafların belirli derece yakınlarının (isterlerse) tanıklık yapmama hakları (çekinme hakkı) bulunmaktadır. Ancak, kendileri kabul ettiği sürece, tanıklık yapmalarında engel yoktur. Geçimsizliği en çok akrabalar bileceğinden, yakınlığı olan kişilerin tanıklığı da doğal olacaktır.
VELAYET
Müşterek çocuğun velayeti, çocuğun bakım ve geleceği açısından yararına olacak şekilde belirlenir. Çok küçük çocukların, anne bakım ve şefkatine daha fazla ihtiyaç duymaları nedeniyle, eğer engel bir durum da yoksa, velayeti genellikle anneye bırakılmaktadır. Diğer durumlarda, uzman görüşü de alınmak suretiyle, çocuğun velayeti daha iyi bakabilecek durumda olan eşe bırakılır.
Velayeti kendine bırakılmayan eş, talep olması halinde, çocuğun bakımına katkı amacıyla “iştirak nafakası” adı altında bir nafaka ödemek durumundadır. Nafaka miktarı, tarafların sosyal ve ekonomik durumu ile çocuğun ihtiyaçları gözetilerek hakim tarafından takdir edilecektir.
YOKSULLUK NAFAKASI
Kanun’un 175.maddesi gereğince, “Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.”
Kanundaki düzenleme gereğince, şartların bulunması halinde, her iki tarafın da nafaka isteme hakkı bulunmaktadır. Burada önemli olan husus, nafaka isteyecek kişinin kusurunun daha ağır olmamasıdır. Nafaka ödeyecek kişinin kusurlu olup olmamasının bir önemi bulunmamaktadır. Nafaka miktarı, tarafların sosyal ve ekonomik durumu gözetilerek hakim tarafından belirlenecektir.