Bu günlerde inkılap tarihini ve Osmanlı Devleti’nin şöyle yüzünden anlatan bir ders kitabını okuyorum. Bu kitap beni gerçekten hayretler içinde bıraktı. Bu hayretim ne o zamanda yaşanan savaşlarla alakalı ne de yönetimlerde olan tuhaflıklarla alakalı. Beni hayrete düşüren, yazarların Osmanlı Devleti’ne aldığı tutumla alakalı. Günümüzde de aydın(!) diye sıfatlandırdığımız bir takım insanlarda Osmanlı’ya karşı tutumlarıyla gündeme gelir bazen. Onların satılık olduğunu çok iyi biliyoruz ama söylemekten çekinenleri de görebiliyoruz. Entellik, modernlik ve hatta yalakalık adına istemeden birçok şeylerin taraftarıymış gibi davranırlar onlar. İşte paranın şerefi nasıl satın alabilir sorusana cevaptır onlar.
Gün gelir şanlı tarihimizdir diye bağırıp çağıranları görürsün. Gün gelir karanlık çağdır diyenleri görürsün. Kimine göre teknolojiyi kabul etmemiş diye yıkılmıştır. Kimine göre ise kabul ettiği hukuktan ödün verdiği için. Batılaşmayı aşırı şekilde kabul eden padişahlar bile kurtaramamıştır Osmanlı Devleti’ni. Çok şey yazıyor taraflı ya da tarafsız kitaplarda. Bu güne kadar bir olayın bir türlü herkesçe kabullendiğini göremedim zaten. Gerçek kavramının bile tanımını yaparken herkese göre değişir. Herkes kendi doğrusunun peşindeyken gerçeği kurcalamak bana zaten saçma gelir.
Ama şu konuda tartışmaya bile girmeyeceğimi vurgulamak isterim. Şu anda Osmanlı Tarihini Osmanlı düşmanlılarından dinlediğimiz kesin ve açık şekilde ortada. Bu konuda tartışmaya girmeye bir türlü açık olamadım. Çünkü bu tarihi karalamaya çalışanların ne niyette oldukları kendilerinin hal ve hareketlerinden belli oluyor. İşte bunlar benim gözümde kiralık provokatörlerdir. Ne derseniz deyin bu benim için böyle. Osmanlı’ya hakaret edildi mi sanki bana edilmiş gibi hissediyorum nedense.
Bu kiralık provokatörlerin apaçık bir şekilde misyonları belliyken hala neden aydın sayılır olması benim hep kafamı kaşımama sebep olmuştur. Bir insana neden medeni denir? Bir insana neden provokatör denir? Bir insana neden aydın denir? İçinde bulunduğumuz bu gündem bana bu soruları sordurur olmaya başladı. Bu gündemi inceleyerek zaten bu sorunun cevabını vermek imkansız. Çünkü öyle insanlara aydın, medeni deniliyor ki acaba kelime anlamlarını ben mi bilmiyorum diye şüpheye düşüyorum. Bana bu kelimeleri yanlış mı öğrettiler diye sitemde bulunuyorum. Kimine göre basit gelebilir belki aydın ve medeni insan tabirleri. Ama bir cümlede ya da televizyonda duyduğum zaman benim çok dikkatimi çekiyor ve heyecanlandırıyor. Her duyduğumda acaba bu sefer kime denilmiş diye merak ediyorum. Ve bir gariplikte işte bu. Aklımda medeni ve aydın kelimeleri birçok anlamlarla yatıyor. O kadar çeşitli ve tuhaf insanlara bu tabir yakıştırılıyor ki bu kelimenin alt dalları mı var diye kendi içimde toplantı yapıyorum. Ama yine bulamıyorum bunun cevabını…
Medeniyet neye denilir? Medeniyet neyin cevabıdır? Modernlik nedir? Aydın insan kimlere denilir? Ah bu sorulara taktım ben bir kere. Bunlarla alakalı çok şeyler duydum ben ama bir türlü tatmin olamadım. Bu tabirleri çok insanlara yakıştırdılar ve ben çok güldüm. Belki de birkaç kişinin dediği gibi ben geri kafalıyım ya ondan bu tabirleri anlayamadım bir türlü. Ama bu tabirlerin anlamlarını ileri kafa olduğunu savunanlardan duyduğum zaman nedense çok gülüyorum… Olsun varsın ben geri kafalı olayım. Siz ileri kafalı olun yeter. Ben hep geride kalayım. Beni boş verin, geri kafalıyım ben… En geriden durup ilericileri izleyerek gülmek benim için daha eğlenceli…
Soru: Modern olmak medeniyet midir?