Ortada hükümetin açıklaması gereken önemli sorular var. 9 vatandaşımızı kaybetmenin ardından gelen üzüntü ve kaos ortamında hemen akla gelmeyen ama olaylar açıklığa kavuştukça sorulması gereken ciddi sorular...
Bunları halk da görüyor ve soruyor, biz de sormak zorundayız.
Dün haber, İsrail istihbaratına yakınlığıyla bilinen Debka sitesinden verilmiş: İsrail askerî kaynakları MOSSAD’ın Mavi Marmara Türkiye’den ayrılmadan MİT’le iletişim kurduğunu, gelen cevabın “Gemiye binen eylemciler şiddet eğilimi olmayan sıradan insanlar. Müdahale edildiğinde sorun çıkarmazlar” şeklinde olduğunu bildirmiş.
Haber “MİT, MOSSAD’ı yanılttı” başlığıyla verildi. Şimdi ilk iş olarak MİT’in o cevabı hangi nedenle verdiğinin sorgulanması lâzım... Bakın, 2 gün önce “İrlanda’dan ve Belçika’dan da Gazze’ye yardım götüren gemiler yolda. Ama hiç şüphe yok ki her iki ülke de vatandaşlarının hayatını korumak için gerekli önlemi alacaktır” diye yazmıştım.
İrlanda’nın Rachel Corrie isimli gemisi de İsrail tarafından durdurulmuş. Askerler hiçbir direnişle karşılaşmadan gemiye çıkmışlar. Geminin İsrail’in Aşdod limanına çekileceği, orada incelenerek yasaklı olmayan malzemelerin Gazze’ye gönderileceği bildiriliyor.
Evet, o gemiden de “İsrail’in yaptığı zorbalık” tepkileri duyuldu ama içindeki insanların canına zarar gelmedi. Belçika gemilerinde de durum farklı olmayacaktır.
Peki, İsrail önceden yardım gemilerini durduracağını bildirmesine rağmen acaba gemidekilerin direnmemeleri, askerlere saldırmamaları gerektiği onlara neden anlatılmadı? Bu sorunun cevabı mutlaka aranmalıdır.
KRALDAN ÇOK KRALCI
“Gazze’ye yardım”ı Hristiyan ülkeler de yaparken neden sadece Türkiye’de bu yardımlar her seferinde bir cihat havasına sokuluyor? Neden her seferinde ortaya benzerine ancak Afganistan’da rastlanabilecek görüntüde radikal dinci gruplar çıkıyor ve ellerinde “Peygamber katilleri” benzeri pankartlar taşıyarak bu olayı din çerçevesinde kıyasıya bir düşmanlığa çeviriyorlar?
Neden hep bu tarz din ayırımcılığı eksenli kışkırtmaların arkasından başka dinlerden olan din adamları veya vatandaşlar öldürülüyor? Din adamlarının sadece Türkiye’de vahşice öldürülmesi (ve katillerin hepsine de ruh hastası raporu verilmesi), diğer ülkelerde bu tür olaylara rastlanmaması “Bizi AB’ye alın” diyen bir ülke için kabul edilecek bir durum mudur?
Tüm sorunlarını halletmiş, bizim gibi başta terör olmak üzere çözecek bin çeşit sorunla uğraşmayan ülkeler bile daha sakin ve olayları çığırından çıkarmayacak bir üslupla, yine de diplomasiye önem vererek davranmaya özen gösterirken biz neden diğer tüm Arap ülkelerinin de yapmadığını yaparak her konuda “kraldan çok kralcı” kesiliyor, “asarız-keseriz” tehditleri savuruyoruz?
“İRAN’A NİYE SUSTUNUZ?”
Acaba bunda Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun açıkça söylemiş olduğu “Artık AB’de fazla gelecek yok, Arap Birliği daha önemli” benzeri görüşlerin rolü var mı?
Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Namık Tan’ın Washington Post gazetesine yazdığı “İsrail’in Türkiye’ye bir özür borcu var” başlıklı yazıya aynı gazete baş yazısıyla cevap vermiş:
“Herkes İsrail konusunda endişe ediyor ama dünya liderlerinin Erdoğan konusunda da endişelenmesi gerekir”...
İHH vakfının 2008 yılında ABD tarafından “terör örgütleriyle bağlantılı olduğunun ilan edildiğini” hatırlatan gazete (ki İHH’yı sorgulayan Fransız yargıcın da bunu doğruladığı açıklanmıştı) Başbakan Erdoğan’ın; İran’daki muhalifler öldürüldüğünde hiç sesinin çıkmadığını, Ahmedinejad’la birlik olarak BM’in yaptırımlarını baltaladığını, Obama yönetiminden PKK ve Ermeni sorunu ile ilgili taleplerde bulunurken kendisinin ABD çıkarlarını tehlikeye attığını söylüyor ve “Bu davranışının bir bedeli olmayacak mı” diye soruyor.
HAFIZA FARKI!
Vatandaşlarının ya da askerlerinin hayatını korumak gibi dış politika da özen ve dikkat istiyor tabii, biz unutsak da diğer ülkeler detayları gözden kaçırmıyor.
Ve sonuçta ABD’nin ödettiği her bedel de çok daha büyük çoraplar/çuvallar olarak milletin, ülkenin başına patlıyor.
Onlar “İran’da sokaklarda öldürülen göstericilere tepki verilmeyişini” hatırlatırken bir başkası “Irak’ta 1 milyondan fazla Müslüman ölürken veya Azerbaycan Yukarı Karabağ’da Müslümanlar katledilirken niye aynı tepkiyi vermediğimizi” sorabilir.
Din kardeşlerimize yardım etmek elbette gerekiyor ama dış politikaya dikkat de gerekiyor. Bağırarak çağırarak, iç politikada puan kazanmaya bakarak ülkeyi maceraya sürüklemek yanlışına düşmemek lâzım.
***
İlginç yorumlar
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç her zaman “enteresan” yorumlar yapar.
“Gazze’ye yardım götüren gemideki ölümler” konusunda da sadece “Müspet hareket eden kazanır” demiş. Amaç için söylediği doğru, “müspet” bir amaç ama ya can kayıpları? Bunların nedenleri, ihmaller, yanlışlar, o konularda söyleyeceği hiçbir şey yok mu acaba?
Fethullah Gülen’in “Gemiyle ilgili olarak diplomatik yollar kullanılmalıydı” sözleri kendisine sorulduğunda da yukardakine benzer cümlelerle uzun bir açıklama yapmış ama içinde sadece “Gülen’in sözlerine cevap” eksik.
“Müspet hareket, takipçisi olacağız” gibi sözler hiçbir şeyi açıklamıyor.
“Gemi yola çıkmadan diplomatik veya istihbari hangi görüşmeler yapıldı? Gemide ölenlerin hepsi neden Türk? Neden İrlanda gemisinde ölüm olmadı” soruları cevap bekleyen sorulardır.
Sayın Arınç daha net cevaplarsa öğrenebileceğiz.