İsimler!
Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü, Celal Bayar, Cemal Gürsel, Cevdet Sunay, Fahri Korutürk, Kenan Evren, Turgut Özal, Süleyman Demirel, Ahmet Necdet Sezer, Abdullah Gül, Ali Fethi Okyar, Refik Saydam, Şükrü Saraçoğlu, Recep Peker, Hasan Saka, Şemsettin Günaltay, Adnan Menderes, Cemal Gürsel, Suat Hayri Ürgüplü, Süleyman Demirel, Nihat Erim, Ferit Melen, Naim Talu, Sadi Irmak, Bülent Ulusu, Yıldırım Akbulut, Necmettin Erbakan, Mesut Yılmaz, Bülent Ecevit, Recep Tayyip Erdoğan.
Türkiye Cumhuriyetinin devlet erkinde bulunan isim ve soy isimlerdir yukarda yazılanlar.
Dikkatinizi sadece isimlere çekmek istiyorum.
Türkiye Cumhuriyeti tarihinin bu önemli isimleri, bizleri yıllarca yönettiler. İçlerin de yönetmeye devam edenler ve siyasette aktif olanlar da bulunmakta.
Farklı düşüncelere sahip olsalar da, hepsinin tek ortak paydası var.
Bu isimlerin hepsi Anadolu isimleridir.
Yani isim kökleri. Bir Can ismi yok, Tonguç ismi yok. Mete bile yok. Yani daha şehirleşmiş, modern diyebileceğimiz isimleri biz hiç başa getirmemişiz. Bir rastlantı mı? Zannetmem çok sağlam bir logaritma hatası olur.
İşte o isimlerin özü… Anadolu toprakları.
Anadolu insanları bu isimleri kendilerine erk eyledi.
Çünkü kendinden belledi.
Kitleler halinde onların arkasından gitti. Canını onlar için gözünü kırpmadan verenler oldu.
İçlerinde ki isimlerin bazıları canı pahasına o topraklara değer verdi, ulus yaptı, millet yaptı, memleketi biz gençlere emanet etti, Anadolu toprağının onlara verdiği değeri geri verebildi, çalıştı, çabaladı ama bazıları da o değeri bilemedi.
Ama hepsinin de üstüne serilen ve serileceği kara toprak aynı toprak.
Anadolu toprağı.
Çok gururlu günler geçirse de bu ülke, çok açılar da çekti. Bazen yönetenler yönettiklerine, bazen de yönettikleri yönetenlere. Bazen içten, bazen dıştan dediler.
Ama hepsi bizdendi aslında o gururu da acıyı da yaşatan.
Çünkü isimler her şeyi ele veriyor.
O isimlerin bazıları kendi isimlerini unutmasalardı acılar olmazdı. İtmezdik birbirimizi. Kardeş kardeşi birbirine kırdırmaz, ayrıştırmazdık.
Bu isimler arasında ülkeyi bize emanet edenler de oldu, gündüzünü akşamına katıp çalışanlar da, gece gündüz kavgacı olup halkı kandıranlar da.
Bana soruyorlar sen ‘’solcu musun, sağcı mısın?’’ diye.
Söylüyorum işte korkmadan her şeyi göze alarak, ben Anadolucuyum.
Ben ne solcu nede sağcıyım. İnanmam. Beni ve gençliği artık kandıramazlar. Bizleri bizim olmayan, başkaları tarafından yaratılmış, içi zamanla da boşaltılmış, anlamsız bir düşünce, bir kavga kalıbına sokup yönetemezler. Tek tek anlatacağım bunu genç arkadaşlara, annelere, babalara, büyüklere, küçüklere.
Artık siyasette var olacağız. Sözüm yalancılara bizleri tekrar anarşist yapamayacaklar.
Geçmiş dersimiz, düşünce yolumuz, sözümüz dürüstlüğümüz, elimiz kalemimiz olacak.
Acılara inanırız, demokrasiye inanırız, özgürlüğe inanırız, adalete inanırız en başta Anadolu insanına inanırız!
Biliriz onlara elimizi uzatınca onlarında uzatacağına.
Bu değerlere tekrar sahip çıkacağız.
Tarihin arka sayfalarında çok acılar var bu topraklarda, çok acı çekmişler sağ-sol kavgası diye.
Hepsine saygımız sonsuz, bedel ödediler. Onlar olmasaydı, onları öğrenemezdik. Onların onlar olmadığını da!
Ama baksalar tarihe bizim değil bu düşünceler.
İlk önce aklımıza soktular, sonra düşüncemiz oldu, söz oldu, dava oldu sonra kavgacı olduk.
Kim ayırdı bizi sağ sol diye. Alevi, Sünni diye. Kürt, Türk diye.
Kim yaptırdı bu kavgaları.
Ben inanmıyorum. Çünkü kimin ayırdığını biliyorum.
Şimdi yine ayrılıyoruz. Yine davası olanlar ve kavgası olanlar var.
Bana sorsalar Türkiye’nin en önemli sorunu ne diye.
‘’Kimsenin birbirinin gözünün içine bakamaması’’ derim.
Artık bu ülkede kimin eli kimin cebinde belli değil.
Kimse birbirinin gözünün içine bakamazsa ve yumruğunu daha fazla sıktıkça, o eller çalışmayacak, o kalpler birleşmeyecek demektir.
El açılmayınca tam bir Anadolu insanı gibi tokalaşmayacaksındır, o eller ve kalpler üretmeyecektir.
Kalplerin öldüğü, ellerin olmadığı tek şey vardır. O da savaştır.
Amaç, Anadolu insanının ellerinin ve kalplerinin üretimini durdurmak, kavgalar savaşlar çıkarmaktır.
Amaç tüketmek, tükettirmek, ayırmak, ürettirmemektir.
Kendi ismimiz gibi üretmekten, birleşmekten vazgeçmeyeceğiz.
Eğitim sistemimizi ilk önce ‘’üreten bir nesil yetiştirmek’’ için geliştireceğiz.
Tinerciye bile el uzatacağız bir Anadolu insanı gibi.
Üretmeyen toplumlar gelecekte var olamayacaklardır.
Üretmeyen toplum Ulusunu, Milletini, Vatanını, Dinini bile koruyamayacaktır. Yozlaşacak, bu değişimi anlamayacaktır.
Bilim yolunda ilerleyeceğiz ama unutmayacağız Anadolu, Çukurova topraklarını.
Herkes ismine sahip çıktığı gibi üretime de sahip çıkmalıdır.
Artık memleketin çok acı çektiği yeter, onun adamı bunun adamı olduğunuz da yeter.
Doğrusu kimi tanıdığınız değil, kim olduğunuzdur.
Amaç aslında benim ismim ‘’Birleşerek Üretim’’ diyebilmektir.
Nesil yaratmak istiyorsak, üreten bir nesil yaratmaktır.
Bugün gazeteler bakın. Ürkmüyor musunuz?
Gerginiz.
Devlet yine iyi yönetilmiyor.