İtiraf ediyorum !

Abone Ol

İnsanın kanı donuyor okuyunca.
“Fişleme sırası bizde” diyor AKP’li Avni Doğan.
Bu nasıl bir kindir, nasıl bir zihniyettir anlamak mümkün değil.
“Bu memlekette kimin kızının başı örtülü, hepsini fişlemişler. Kimin çocuğu İmam Hatip’e gidiyor hepsini fişlemişler. Kim muhafazakar, kim ramazanda oruç tutuyor hepsini fişlemişler. Eee şimdi biz onları fişliyoruz. 40 sene onlar bu halka yaptı, inşallah sıra bizde. Yapmaya çalıştığımız bu arkadaşlar.”
Fişlemeyi yapan kim olursa olsun onaylamak mümkün değil ancak Avni Doğan’ın bu sözlerini de onaylamak mümkün değil.
Son yedi yılda Türkiye’nin nereden nereye geldiğini düşünecek olursak insanların özel sohbetlerde dile getirdiği kaygılarının ne kadar haklı olduğu ortaya çıkıyor.
Açık bir itiraftır Avni Doğan’ın sözleri.
Yapılan herşeyin halka hizmet için değil, geçmişte yaşanan bazı olayların intikamını almak için yapıldığının itirafıdır bu.
Yedi yıldır yapılan herşeyin bir hesaplaşmanın parçası olduğunun itirafıdır.
Halk arasında ortaya çıkan ötekileşmenin bilinçli ve kasıtlı olarak yapıldığının itirafıdır.
İnsanların bilerek ve isteyerek sefalete mahkum edildiğinin itirafıdır.
İnsanların manevi  duygularının kullanılarak zayıflıklarından yararlanıldığının itirafıdır.
Hangi inançtan, hangi görüşten olursa olsun kendileri gibi düşünmeyen herkese cephe alındığının itirafıdır.
Avni Doğan konuşmasının devamında ekliyor:
“...Yahu hükümet biziz. Yapılan her şeyi biz yaparız. Bizim istemediğimiz şeyi de kimse yapamaz.”
Ya bu sözlere ne demeli?
Bu dikta itirafı değildir de nedir?
Aba altından sopa gösterildiğinin itirafıdır bu sözler.
Demokrasi sözcüğünü dillerinden düşürmeyenlerin gerçek yüzünün ne olduğunun itirafıdır.
Gazeteci Mustafa Balbay’ın neden cezaevinde tutulduğunun itirafıdır.
Cumhuriyet Başyazarı İlhan Selçuk, ÇYDD Genel Başkanı Türkan Saylan gibi isimlerin muhalif kesime gözdağı verilmek için gözaltına alındığını itirafıdır.
AKP’li olmayan herkesin fişlendiğinin itirafıdır.
AKP’nin ötekisi olan herkesin potansiyel suçlu olduğunun itirafıdır bu sözler.
Karşı görüştekileri ve onların söylemlerini “... darbesi” ve “darbeci” diye suçlamanın bir intikam planının parçası olduğunun itirafıdır.
***
Ben de itiraf ediyorum.
Uğur Mumcu’nun şu sözlerini de kendime rehber edindiğimi itiraf ediyorum:
“Ben Atatürkçüyüm. Ben cumhuriyetçiyim. Ben laikim. Ben anti-emperyalistim. Ben bağımsız Türkiye'den yanayım. Ben özgürlükçüyüm. Ben insan hakları savunucusuyum. Ben terörün karşısındayım. Ben yobazların, vurguncuların, hırsızların, çıkarcıların düşmanıyım.”
Allah’ın bildiğini kuldan saklamaya gerek yok.
Hadi hep beraber itiraf edelim.
Kimlerin cesareti var görelim.
***
AKP Adana Milletvekili Dengir Mir Mehmet Fırat da dün Adıyaman’da 1982 Anayasası’nın bir “ayıp” olduğunu söylemiş.
Bu sözlere bu topraklarda yaşayan hiçkimsenin itiraz edeceğini sanmıyorum.
O zaman neden AKP iktidara geldiğinde diğer siyasi partilerle biraraya gelip uzlaşıyla bu utancı kaldırmadı?
İşte asıl soru bu.
Anayasa Mahkemesi’nin kararından sonra artık bir uzlaşının olmayacağını ve yapılacak her değişikliğin de bir dayatma olacağının herkes farkında sanırım.

Kaynak : Çukurovapres Gazetesi