Katliam Ayı : TEMMUZ
Alışamadım hiçbir zaman Temmuza . Sıcaklığı dışımı yakmıştır, yaşattıkları da içimi.
Tarihimize baktığımız zaman toplumumuza karşı yapılan en büyük zulümler , katliamlar genellikle temmuz ayında vuku bulmuştur.
Sivas Madımak Olayı veya Sivas Katliamı,
2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas'ta Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında Madımak Oteli'nin kuşatılıp yakılması ve dolayısıyla şehirde bulunan 35 yazar, ozan ve aydının yakılarak katledilmesi ve oteli ateşe verenlerden de ikisinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan olaylar zinciridir.
2 Temmuz 1993 günü organize biçimde öğle saatlerinde Paşa ve Meydan camilerinde çıkan gruplar önce etkinliklerin yapıldığı Kültür Merkezi’ne ulaşarak, bir gün önce dikilen anıtı kısmen tahrip etti. Kültür Merkezi içindeki karşıt grupla çıkan taşlı sopalı çatışma, polis tarafından fazla büyümeden, zor kullanılarak önlendi.
Hızını alamayan ve sayısı yaklaşık 10.000'e ulaşan saldırgan grup, Kültür Merkezi’nden yeniden Hükümet Meydanı’na geldi. Hükümet Konağı’nı taşlamaya ve slogan atmaya başlayan grup ardından Madımak Oteli civarına ulaşarak, slogan atmaya devam etti. Grubun sayısı akşam saatlerinde 20.000'e yaklaştı. Grup önce Madımak Oteli önündeki araçları ateşe verdi ve oteli taşladı bunun sonucunda taşlanarak camları kırılan Madımak Oteli'ne sıçrayan yangın sonunda otele sığınmış olan aydınlardan, aralarında Asım Bezirci, Nesimi Çimen,Muhlis Akarsu, Metin Altıok, Hasret Gültekin,Ozan Türkyılmaz'ın bulunduğu 37 kişi yanarak veya dumandan boğularak yaşamını yitirdi. Aralarında Aziz Nesin'in de bulunduğu 51 kişi de olaylardan kendi olanaklarıyla, ağır yaralarla kurtuldu. Başından yaralanan Aziz Nesin'i linç edilmekten araya giren polisler kurtardı.
Başbağlar Katliamı ya da Başbağlar Baskını,
5 Temmuz 1993 'de, Erzincan'ın Kemaliye ilçesine bağlıBaşbağlar Köyü'nde PKK terör örgütü tarafından 33 masum köylü öldürüldü. köy ateşe verildi. PKK lideri Abdullah ÖCALAN olaydan habersiz olduğunu ve olayın sorumlusunun Dr. Baran kod adlı bir PKK sorumlusu olduğunu ifade ederek, katliamı PKK'nın düzenlediğini kabul etmiştir
Akşam üzeri 100'e yakın Terörist köyü basmış, Ezanın okunduğu sırada camiye giren örgüt mensupları cemaati zorla dışarı çıkarmış 1.5 saat örgüt propagandası yaptıktan sonra tüm erkekler kurşuna dizilmiştir, 29 kişi kurşuna dizilerek öldürüldükten sonra köy ateşe verilmiş ve 214 ev, köy okulu, köy camii, halkevi yakılmıştı.Yakılan evlerde saklanan 1'i kadın 4 kişi de yanarak can vermişti.
5 Temmuz Urimçi Katliamı
Bundan üç yılönce,5 temmuz 2009 yılında, Doğu Türkistan’ın başkenti Urumçi’de binlerce soydaşımız kızıl Çin tarafından katledilmiş , yüzlercesi idam edilmiştir..
Bir zamanlar Kür Şad gibi bir yiğidi yetiştiren doğu Türkistan, şimdi düşman işgali altında can çekişiyor. Doğu Türkistan’da soydaşlarımıza yapılan zulüm hala devam ediyor. Türk’ün ata vatanı bağımsızlığa hasret çekiyor, yüreği kan ağlıyor. Uygur Türkleri’nin feryadını kimse işitmiyor.
Türkiye’nin ilgilenecek başka meseleleri olduğu için bu katliamı çoktan unuttu, sarı benizli çıyanların yaptıkları yanlarına kâr kaldı.
11 Temmuz Srebrenitsa Katliamı
Srebrenitsa'da, 11 ve 12 Temmuz 1995 günleri en az 12 bin kişi, akla gelmedik işkencelerle şehit düşürülmüştür. Depolara, ambarlara toplanan binlerce kişi, organları kesilerek, derileri yüzülerek, yakılarak ve diri diri toprağa gömülerek öldürülmüştür. Erkeklerin gözleri önünde bütün kadınların ırzına geçilmiş, Hâmile kadınların karınlarını deşerek cenînlerini kesmek de Sırp Çetnikalçaklarının çok hoşlandıkları işkencelerden olmuştur.
Srebrenitsadakikatliam ;Annesinin önünde 1,5 yaşındaki bebeği parçalayıp derisini yüzerek etini kızartıp annesine zorla yedirmeye çalışan zihniyetteki caniler tarafından yapıldı
Srebrenitsasoykırımında ve Bosna'nın tamamında uygulanan tüm vahşet, Miloseviç, Karaziçve Mladiçadlı kâtillerin emriyle gerçekleştirilmiştir. Lâkin bütün bu alçak kâtiller sadece tetikçilerden ibarettir. Ne yazık ki bu soykırımın gerçek fâilleri, her biri bir 'tek dişi kalmış canavar' olan Hristiyan Batı dünyasıdır. BM Barış Gücü (aslında Sırp ve Hırvat gücü), NATO ve başta Hollanda olmak üzere çeşitli Avrupa ülkelerinin askerleri bu vahşeteseyirci kalmış; hattâ birçok olayda soykırıma iştirak etmişlerdir. Srebrenitsa'da sokaktaki adama sorsanız, size Hollandalı askerlerin Boşnak kadınlara nasıl tecâvüz ettiğini anlatacaktır.
14 Temmuz Kerkük Katliamı
Temmuz 1949 Yılında Cumhuriyet bayramı nedeniyle Kerkük'te insanlar sevinç içinde ve şenliklere katılmak için hazırlık yapmışlardı. Şehrin cadde ve sokakları süslenmiş, insanlar mutlu ve bir o kadar da heyecanlanmışlar. Zavallı Türkmenler başlarına geleceklerden habersiz kutlamalara Katılmıştır.Komplolar daha önceden yapılmış ve kimin nerede nasıl hedef alınacağı da tespit edilmiştir.
Resmi tören esnasında her şey yolunda giderken bir anda, Türkmenlere karşı sloganlar atılmaya başlanmış. Duyulan ilk kurşun sesiyle ortam iyice gerilmiş ve sokağa çıkma yasağı uygulanmış lakin bu yasak, olayları dindirememiştir. Türkmen esnafları saldırıya uğrayıp eşyaları da yağmalanmış. Ayrıca gözü dönmüşler, öldürmek üzere masum soydaşlarımızı evlerinden zorla almış, bir kısmıda evde ailesinin gözü önünde kurşuna dizmişlerdir. Caniler bununla yetinmeyip cesetleri iple arabalara bağladıktan sonra cadde sokak dolaştırmışlar, kimilerini de elektrik direğine asmışlar. 14 Temmuzda başlayan bu soykırım 17 Temmuz akşamı acı sonuçla dinmiştir.
Hunharca katledilen insanlarımız daha sonra toplu şekilde bir çukura gömülmüşler. Soydaşlarımıza karşı yapılan bu sindirme tarihe (Kerkük Katliamı) diye geçmiştir.
Yapılan katliamlar tarihi bir kara leke olarak düşmüştür. Katliamı gerçekleştirenler cezasız kalmış, bu durum milyonlarca insanın yüreklerindeki acıyı daha da derinleştirmiştir.
“Bir günlük adalet... 60yıllık ibadetten faziletlidir”(Hz. Muhammed)