Siyaset

Kısacık "Millete 2018'den Bu Yana Enflasyon Düşecek Hikayesi Anlatıyorsunuz"

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Üyesi ve Adana Milletvekili Sadullah Kısacık, Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan’ın katılımıyla gerçekleştirilen bilgilendirme toplantısında yaptığı konuşmada, 2018 yılından bu yana sürekli “enflasyon düşecek” söyleminin tekrarlandığını ancak bunun sahaya yansımadığını ifade etti.

Abone Ol

Vatandaşın, esnafın, işçinin emeklinin ve KOBİ’lerin her yıl biraz daha sabretmeye çağrıldığını belirten Kısacık, giderek artan ekonomik şartların sabırları tükettiğini, işletmelerin kapandığını, işsizliğin ve hayat pahalılığının arttığını dile getirdi: “2018 yılından bugüne enflasyonun yüksek seyrettiğini görüyoruz. Ama bu millet iktidar yetkililerinden "2019'da düşecek", "2020'de düşecek", "2021'de iyi olacak", "2022'de atlatacağız” şeklinde bir enflasyon düşecek hikayesi dinliyor. Vatandaş, iş veren, KOBİ’ler ‘bu son viraj, yıl sonunda düzlüğe çıkıyoruz’ diye diye ülke sönüyor. Esnaf kepenk kapatıyor, KOBİ’ler dağılıyor, büyük firmalar konkordato sırasına girmiş durumda. Küçülmelerin ve işçi çıkarmaların ardı arkası kesilmiyor. Ama iktidar hala enflasyon düşecek patikasında devam ediyor”.

Enflasyon Beklentileri Başka Bahara Kaldı

İktidarın enflasyon beklentilerinin tutmadığına değinen Kısacık, “Bir önceki Merkez Bankası Başkanı Sayın Hafize Gaye Erkan 2024 yılını dezenflasyon dönemi olarak tanımlamış ve 2025 yılında istikrar sağlanacağını söylemişti. 2024 Yılı bütçe görüşmelerinde Sayın Şimşek, 2024 yılının Mayıs’ı itibarıyla artık kalıcı düşüşü sağlanacağını belirtmişti. Sayın Karahan da Haziran 2024’te enflasyonun 2024 yıl sonunda yüzde 38'e gerileyeceğini tahmininde olduğunu söylemiş, 2025 ve 2026 yıl sonunda ise enflasyonun sırayla yüzde 14 ve yüzde 9 olarak tek haneli rakamlara gerileyeceği öngördüğünü ifade etmişti. Bu tahmin ve beklentilere göre enflasyon bugün %9 olmalıydı. Ama bugün enflasyon %32!”, diyerek beklentilerin boşa çıkmasının ekonomik sıkıntıları daha da derinleştireceğine dikkat çekti.

Ekonomide Kalıcı İyileşme İçin Önlem ve Yapısal Reform Şart

İktidarın son dönemlerde yaşanan kuraklıkları, zirai don afetlerini ve bölgede yaşanan savaşları yüksek enflasyona sebep olarak göstermesinin kabul edilemeyeceğini belirten Kısacık, “Ekim 2020’den bugüne OECD ülkelerinde kümülatif gıda enflasyonu 43.59, Türkiye’de ise %886! Peki bunun sebebi zirai don afetleri, kuraklık, küresel ekonomik krizler ve savaşlar mı? Bu coğrafyada ne zaman savaş bitti ki? Bu coğrafya İran-Irak ve Körfez savaşlarını, Irak’ın işgalini yaşadı ve şu anda İran-İsrail-ABD savaşlarının etkileri hala yaşanıyor. Ukrayna dört yıldır savaşta, yıllık enflasyonu %8. Ülkemizde şu anda yıllık enflasyon %32!”, açıklamalarıyla iktidarın kötü ekonomi yönetimini ve ekonomik önlemlerdeki yetersizliğini yüksek enflasyonun asıl sebepleri olarak gösterdi. İklimsel ve dış kaynaklı gelişmelerin tek başına enflasyonu yükseltmediğinin de altını çizen Kısacık, tarım ve hayvancılık üzerinden örneklerle enflasyonla mücadelede ihtiyaç duyulan yapısal reform konularına işaret etti: “Sayın Karahan sebze ve meyve fiyatlarının yüksekliğini anlattı. Tüm üreticiler, vatandaşlar yıllardır bir hal yasası bekliyor ama hala ortada bir çalışma yok. 2023 başından bu yana bu ülkede et fiyatları yüzde 403 arttı, tüketici fiyat endeksi yani TÜFE yüzde 257! Buradaki sorunu görmek, anlamak ve önlem almak için uzman olmaya gerek yok. Çiftçimiz ve hayvancımız, ‘Yem fiyatları artıyor, yemde dışa bağımlıyız. Hayvanlarımızı besleyemediğimiz için kesime gönderiyoruz. Acil önlem alınmalı, girdi finansmanı sağlanmalı’, diye yıllardır bağırıyor. Bu tabloyu savaşla, zirai donla, kuraklıkla açıklayamazsınız. Bu durum yıllar öncesinden yapılması gerekli yapısal reformların hala gerçekleştirilmemiş olmasıyla alakalıdır”.

Merkez Bankası 40 Günde 49 Milyar Sattı

Kısacık’ın gündeme getirdiği bir diğer konu da, İran-İsrail-ABD savaşı sırasında Merkez Bankası’nın kısa sürede içinde 49 milyar dolar döviz ve altın satmasıydı. Merkez Bankası’nın bu hareketinin ekonominin ne kadar kırılgan olduğunu gösterdiğini ifade eden Kısacık, “Savaşta değiliz, savaşın bir paydaşı da değiliz. Ancak savaşın başlangıcından itibaren Merkez Bankası 40 günde toplam 49 milyar dolar değerinde altın ve döviz sattı. Bu bize ekonomimizin ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor. Ekonomimiz son derece kırılgan çünkü daha önce de belirttiğimiz üzere Merkez Bankası iktidar tarafından yalnız bırakılıyor. İktidar adaleti, hukuk devletini, finansal piyasalara olan güveni tesis etmeyerek Merkez Bankasını yalnız bırakırsa en ufak bir olayda veya yanı başımızda savaş çıktığı zaman yatırımcı parasını alır gider. Diğer taraftan uluslararası fonların yöneticileri geliyor, iktidar yetkilileriyle görüşüyorlar. Ne görüşüldü? Bu 49 milyar doları kim aldı? Hiçbir şey bilmiyoruz. Çünkü Merkez Bankası şeffaf bir şekilde çalışmıyor. Bu güvensiz ve şeffaf olmayan politikalarla, bu enflasyonist ortamda, tüm Türkiye olarak kaybediyoruz. Memurumuz, işçimiz, emeklimiz kaybediyor. Çünkü yıllardır enflasyon oranının altında zam alıyor. Esnaftan yatırımcıya kadar herkes kaybediyor. İktidar acilen hukuk ve ekonomiye olan güveni tesis etmeli. Merkez Bankası da şeffaflıkla özüne dönmelidir”, açıklamalarıyla hem hükümetin hem de Merkez Bankası’nın doğru adımlarla üzerlerine düşen sorumluluğu alması gerektiğini vurguladı.