Kıskançlıkla korumamız gereken, Cumhuriyet’tir.

Abone Ol

Bugünlerde kerametleri kendilerinden menkul birileri, sözüm ona, CHP’ye sahiplenme adına, Sayın Kılıçdaroğlu’nun “Kiminle kazanacak isek adayımız o olacak” yaklaşımına karşılar, nedense.

Bu bağlamda Sayın Durak ismi, toplumda farklı değerlendirmelere konu olmuş, öyle görülüyor.

Birileri, Osmanlı’nın son dönemlerini anımsatan bir “İstemezük” histerisine kapılmışçasına, anlamsız bir karalama kampanyası içinde, adeta yırtınıyorlar.

Oysa ülkenin durumun idrakinde ve vaziyetin vahametini müdrik sessiz çoğunluk, CHP Lideri “Sessiz Güç” Sayın Kemal kılıçdaroğlu’nun son derece akılcı, basiretli ve gerçekçi adımlarını büyük bir memnunlukla izliyor.

Sesi sayısından çok çok fazla çıkanlara karşın partili-partisiz, Adanalı “Sessiz Çoğunluk” Kılıçdaroğlu’nu destekliyor.

Öyle ki medyaya yansıyanın ismin resmen aday olarak açıklanmasından sonra Adana Büyükşehir seçimi, “CHP için sayım olur” diyenler oldukça fazla…

Adana, AKP’nin 11 yıllık iktidarına “Dur” demekte de ön almak istiyor!

Sayın Kılıçdaroğlu’nun İstanbul’da aday saptanmasıyla başlayıp, Ankara, Hatay ve Adana’ya uzanan tercihleri, toplumda genel bir kabule mazhar oldu, bu muhakkak.

Ancak bu genel memnuniyeti paylaşmayan bedhahların yaptıklarının, sadece ve sadece AKP değirmenine su taşımak; Onlar bunun idrakinden uzakta olsalarda… 
Bu sureta kıskançlık yarışındakilerin, bilerek ya da bilmeyerek ihmal ettikleri; Cumhuriyet değerlerimizin, Büyük Atatürk’ün Türk Ulusuna emanetinin ne denli “yakın ve açık” bir tehlikeye maruz bulunduğudur.

Oysa gün, sadece gerçek CHP’liler değil, Ata’sının emanetlerine tevdi ettiği “Laik, Demokratik ve Sosyal bir Hukuk Devleti” hüviyetindeki “Üniter” yapıda Cumhuriyeti sahiplenip korumaya yeminli bütün yurttaşların, öncelikle ve kıskançlıkla korumamız gereken Cumhuriyetimizdir.

Bugün gelinen noktada Cumhuriyet değerlerimiz, üç asra varan süreçte içselleştirdiğimiz “Çağdaşlaşma projemiz”, hülasa Cumhuriyetimiz tehlikede.

Tam Bağımsız, gerçekten Ulusun Egemen olduğu, Misak-ı Milli’ye titizlenen, Müdafaa-i Hukuk anlayışındaki Türk Ulusu için gün, ehemi mühime tercih basireti içinde, açık ve yakın tehlikenin farkında olup, O’nu defedebilmektir.

O nedenledir ki bugün, yurtseverler, sıkça “Söz konusu Vatan ise gerisi teferruat” demekte;

Bu anlayış ve Cumhuriyete kıskançlıkla sahiplik ortak paydasında CHP çatısında birleşme iradesi geliştirilmektedir.

CHP Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu da tehlikenin farkında;
Sırf farkında olmakla da kalmıyor, kalmayacak, zira o bir Lider.

Biliyor ki harbi kaybedince hesabını komutana sorarlar; Ondandır ki bir avuç “istemezükçü”ye değil, “sessiz çoğunluğa” çevrili kulakları.
Biliyor ki “Gemisini kurtaran” kaptandır.

Biliyor ki CHP Genel Başkanlığı Büyük Atatürk’ün makamıdır;
CHP’nin “Altıoku” Ata’mızın göğsündeki resmiyle yurttaşlarımızın gönlünde yaşamaktadır.

O halde elbette ilk yapılması gereken, Cumhuriyet’e, Devrimlerimize, Çağdaşlaşma Projemize/Türk Aydınlanmasına hülasa bilumum, bilcümle Milli ve Uygar değerlerimize vaki “Hayasız Akın”ı önce durdurmak; saniyen geriletmektir.

Bu kapsamlı mücadele için demokratik yöntem tektir, sandıkta başarılı olmaktır.

O amaç için de önümüzde çok zaman yok; Seçim 30 Mart’ta!

O 30 Mart ki ardından, daha 30 Mart’ın sıcaklığı sürerken Cumhurbaşkanlığı seçimi;
Onun sıcaklığı sürerken, birilerinin hayali “o seçimlerin hızı ile “Yeni Anayasa” yapmak.

Yeni Anayasa için kimi “Bölücü” kimi “Teslimiyetçi” her ikisi de “Türklüğü dışlamış” ve behemehâl “Atatürksüz” olmasında uzlaşmışken; CHP için bunlara karşı koymaktan başka “Gündem” olur mu?

O nedenle öncelikle ve kıskançlıkla üzerine titreyeceğiz Cumhuriyet’imizdir.

Bunun yolu da 30 Mart’ta seçimi kazanmaktan geçiyor;
Bize “şerefli mağlubiyet” değil, “Akılcı/akıllı/etkili Galibiyet” gerek ki o galibiyet, Cumhuriyet’i “Karşı Devrim”e karşı korumanın şerefi ile donanacaktır…