Hile, desise, tuzak, yalan bilgi, uydurma iddia, sonradan oluşturma delil ve birçok daha müptezel rezillikler adına kullanılabilecek tek kelimedir kumpas. Ancak kumpasın bir de gün gelip tersine dönmesi, hesapların ve kurulan oyun ve tuzakların geri sahiplerine dönmesi gibi bir ezeli fıtratı da vardır.
AKP iktidarları dönemlerinde yapılan tasarrufların oluşturulan birlikteliklerin, kurulmuş olması muhtemel kumpasların sürüp giden istikameti 17 Aralık’ta tersine döndü. Hani bir özdeyişimize göre hesap dönecekti, keser dönecekti ve sap dönecekti ya, işte o ezeli fıtrat 17 Aralık’ta kimseyi şaşırtmadı ve saklandığı gizem zarını yırttı.
Bir dönem vardı ki, AKP mensuplarının, yandaş yazılı ve görsel basının haricinde kalan tüm kesimlerin Ergenekon soruşturmaları için ifade ettikleri bir iddia yıllardan beri dillendirildi durdu. Bu iddia; tüm bu olanlar bir kumpastı. Gün geçti, devran döndü ve bu iddia makamlarının feveranları şimdi gün ışığı kuvvetinde güç kazandı. Evet, hadiseler külliyatı ve vaki mizansen artık öyle gözükmektedir ki, bir kaç kol marifeti ile tezgâhlanmış bir kumpastan ibaret bir operasyonunun tezahürüymüş.
5 yıldan beri hücrelerde ömür bitirenler, dayanamayıp son nefeslerini verenler, minnacık yavrularını 5 yıldan sonra görebilenler ve hatta hiç görememişler bu kumpasın kurbanlarıymış meğer. Soruşturmaya esas kabul edilen ve dosyalara iliştirilen belgelerin sahte olmuş olacağının itirafı yapılmıştır şimdilerde. Dosyalara ve deliller silsilesine sille tokat yeni sanal destek deliller konulduğu şüphesi dillendirilmektedir bugünlerde. Esasına bakılırsa bu davaya Ergenekon denilmesi bile kumpasın varlığının bir karinesi olduğu açığa çıkmıştır bugünlerde.
Türk Ordusu’na kumpas kuruldu iddialarına AKP’ kurulları koro gibi tek bir ağızdan “Türkiye bağırsaklarını temizliyor” diyordu. Soruşturmayı yürütenler o tarihlerde Türk emniyet güçleriydi, davaları yürütenler; muhteşem Türkiye Cumhuriyet Savcıları idi. Davaların yürütüldüğü mekânlar ise; adaletin tecelligâhı olan mübarek yerlerdi.
Şimdi ne değişti de, emniyet müdürleri, şube müdürleri, cumhuriyet savcıları Türkiye’nin kurulları olmaktan çıktı. Neden emniyet mensupları görevlerinden alındılar, neden görevini yapan savcılar militan savcılar oldular? Neden balkondan tepkisini göstermek için bir ayakkabı kutusunu havaya kaldıran Manisa’nın Akhisar ilçesindeki ev hanımı Nurhan Gül bir terörist gibi yaka paça karakola çekildi, evine anında polisler gönderildi ve evi hallaç çırpar gibi ters yüz edildi?
Neden aynı gün soruşturmayı yapan savcı görevden alındı? Neden aynı gün soruşturma açma kararları için 2 savcı daha görevlendirilmesi prensibine gidildi? Neden aynı gün adli kolluk yönetmeliğinin kanunlara uyumlu olma zorunluluğu olduğu halde anayasaya aykırı olarak düzenlenip uygulanmaya konuldu? Kim hangi neresinden bakarsa baksın, yapılanlar hukuka ve yargıya yürütmenin katmerli müdahalesidir.
Musluklarımız kurumasın aksın diyenlere, belki belediye başkanı, meclis üyesi, milletvekili olabilirim veyahut ta bir iş ve bir ihale de ben tutabilirim diyenleri vicdanlarıyla baş başa bırakıyorum. Ancak bugün ben de balkonumun hemen herkesin görebileceği bir noktasına, bir ayakkabı kutusu bırakıyorum. Tüm balkonların bu anlamlı aksesuarlarla süslenmesini diliyor ve temiz bir yıl niyaz ediyorum. Hakkınızı helal edin.