Bir zaman gelip seçimlerin demokrasiyi anımsattığı günleri görebilecek miyiz bilinmez. Ancak delegasyon gücünün millet iradesine yansıtılmadığı bu seçimler cenderesinden bu ülkeyi çıkartabilecek bir cüretkâr yaklaşımı bugüne kadar hiçbir siyasi lider göze alamadı. İşte bu sebepledir ki, siyasetçinin Adanalısı olur, Kasımpaşalısı olur veya bir başka bölgelisi olur, ancak bunların hiç birisi siyasetçinin cesaretinin derecelendirme değerlerini yansıtmaz.
Cesur, demokrat ve millet iradesine el pençe divan duran yüksek siyasetçi seciyesi, halkın delegasyon iradesine takiyyesiz inanan ve milletin işaret ettiği mahalli önderleri mahallin idaresine getirme şanıdır. Halkın istediği adayı seçecekmiş gibi halka temayül yoklaması yaptırtıp, sonra da “Temayül yoklamaları nihai karar değildir." diyen ödlek zihniyete sormak gerekmez mi? Hani egemenlik kayıtsız şartsız milletindi?
Mahalli bir bölgede, mahallin sakinleri kendi idarecilerini tayin ediyorlar, ancak siyasetin kule bekçileri, adeta “sen bu işlerden anlamazsın” diyerek kendi bildiklerini okuyorlar. Seçim ha… Demokrasi ha… Temayül yoklamaları nihai karar değil ha… Efendiler! Temayül değil halk kesin yoklamasını yapıyor ve benim adayım bu kişi olsun diyor. Lakin çakma demokrasinin oligarşi apoletli zadegânları demokrasicilik oynuyorlar. Hem de kendi aralarında. Delegasyonun millet iradesi üstünde yükseleceği günlere kadar demokrasiden yoksunluk bizlerin makûs kaderidir. Ha aklınızda tutun! "Temayül yoklamaları nihai karar değildir."
Fahrettin Korkmaz