Sağlık

“Nasıl Olsa Konuşur” Demeden Önce… Uzmandan Uyarı

Öğr. Gör. Nebahat Şen: “Konuşma gecikmesinde erken farkındalık çocuğun gelişimini doğrudan etkiler”

Abone Ol

İstanbul Rumeli Üniversitesi Çocuk Gelişimi Programı Öğr. Gör. Nebahat Şen, çocuklarda konuşma gelişiminin yalnızca kelime üretiminden ibaret olmadığını belirterek, dil gelişimindeki belirgin gecikmelerin erken dönemde fark edilmesinin çocuğun sosyal, duygusal ve akademik gelişimi açısından büyük önem taşıdığını söyledi.

“Dil gelişimi çok yönlü bir süreçtir”

Çocukların konuşmayı öğrenme sürecinin yalnızca kelime söylemekle sınırlı olmadığını vurgulayan Öğr. Gör. Nebahat Şen, dil gelişiminin bilişsel süreçler, sosyal etkileşim ve duygusal gelişimle birlikte ilerlediğini ifade etti. Şen, “Her çocuğun gelişim hızı farklıdır ancak konuşma becerilerinin belirli aşamalar doğrultusunda ortaya çıkması beklenir. Bu doğal ilerlemenin belirgin biçimde gerisinde kalınması konuşma gecikmesi olarak değerlendirilmelidir” dedi. Ebeveynlerin çoğu zaman geç konuşmanın bireysel bir farklılık mı yoksa gelişimsel bir gecikme mi olduğunu ayırt etmekte zorlandığını belirten Şen, konuşma gelişiminin temel basamaklarının bilinmesinin süreci doğru değerlendirmede önemli olduğunu ifade etti.

“Konuşma gelişiminin belirli basamakları vardır”

Yaşamın ilk aylarında iletişimin ağlama ve ses çıkarma yoluyla başladığını belirten Şen, zamanla agulama ve hece tekrarlarının ortaya çıktığını söyledi. Yaklaşık bir yaş civarında anlamlı kelimelerin kullanılmasının beklendiğini ifade eden Şen, ikinci yaşa doğru iki kelimelik ifadelerin oluştuğunu, üç yaş civarında cümle yapılarının belirginleştiğini ve dört yaşına gelindiğinde çoğu çocuğun kendini anlaşılır biçimde ifade edebildiğini belirtti. Bu aşamalar arasında küçük farklılıkların doğal olduğunu ancak bazı basamakların hiç ortaya çıkmamasının dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

“Sadece az konuşmak değil, iletişim biçimi de önemlidir”

Konuşma gecikmesinin yalnızca kelime sayısının az olmasıyla sınırlı olmadığını belirten Şen, bir yaş civarında anlamlı kelimelerin görülmemesi, iki yaşında iki kelimelik ifadelerin oluşmaması ve üç yaşına rağmen konuşmanın büyük ölçüde anlaşılmaz olmasının önemli göstergeler arasında yer aldığını söyledi. Bunun yanı sıra iletişim kurma isteğinin sınırlı olması, söyleneni anlama ile ifade etme becerileri arasında belirgin fark bulunması, jest ve mimik kullanımının azlığı ve sosyal etkileşimden kaçınma gibi durumların da değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

“Erken destek gelişimi hızlandırabilir”

Erken çocukluk döneminin dil gelişiminin en hızlı ilerlediği ve beyin gelişiminin en esnek olduğu süreç olduğuna dikkat çeken Şen, bu dönemde sağlanan uygun desteklerin konuşma becerilerinde önemli ilerlemeler sağlayabildiğini söyledi. “Gecikmenin kendiliğinden düzeleceği düşüncesi bazı çocuklarda sürecin uzamasına neden olabilir. Erken fark edilen gecikmeler çocuğun iletişim becerilerini ve özgüven gelişimini destekler” diyen Şen, konuşma güçlüğü yaşayan çocuklarda ilerleyen dönemlerde sosyal çekingenlik ve akademik zorlanmalar görülebileceğini belirtti.

“Günlük iletişim dil gelişiminin en güçlü destekçisidir”

Çocukların konuşma gelişiminin büyük ölçüde günlük etkileşimlerle desteklendiğini vurgulayan Şen, ebeveynlere çocuklarıyla sık konuşmalarını, yapılan etkinlikleri sözel olarak anlatmalarını, birlikte kitap okumalarını ve oyun oynamalarını önerdi. Çocuğun çıkardığı seslere karşılık verilmesinin ve iletişim çabalarının desteklenmesinin önemli olduğunu belirten Şen, çocuğun yerine konuşmak ya da sürekli düzeltmek yerine sabırlı ve cesaretlendirici bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiğini ifade etti. Öğr. Gör. Nebahat Şen, her çocuğun gelişim sürecinin kendine özgü olduğunu hatırlatarak, çocukların başkalarıyla kıyaslanmadan bireysel ilerlemelerinin dikkate alınmasının sağlıklı gelişim açısından önemli olduğunu vurguladı.