Orduya Kumpas"; Gezide iftira!

Abone Ol

Sayın Başbakan Erdoğan'ın danışmanı, bir anlamda gayriresmi sözcüsü Akdoğan, itiraf gibi konuştu: "Orduya kumpas yaptılar"

Böylece "düzmece" olduğu, iktidarın, üstelik milletvekili olan bir mensubunun beyanı ile sabit Şerefli Türk Subaylarının suçlandığı, Milli Ordu'nun hadım" edildiği davalarda "Savcı" olan bay Muktedir, acaba bu kumpasın neresinde?

Özgürlük en temel insan hakkı olduğuna göre, bu "Kumpaslar" sonucu aatıldıkları zindanlarda çile dolduran Ulusal Değerlerin bir an dahi içerde kalmalarının vebali kimin?

İktidarlarında devletin yedeği olmayan Milli Varlığı Ordunun pasif hale getirilmesine seyirci kalan, ahlaken de dini kurallara göre de modern hukukta da kabul olunmayan “yalan beyan”ı, gerçeğe aykırı konuşmayı adet haline getiren, bilsin ki, kişiyi haksız suçlamak da günah, ayıp ve suçtur.

Sırf iktidarda kalmak uğruna bu yollara tevessül etmek, bu hataları ika etmek yakışır mı?

Yoksa o iktidar, Bay Muktedirce, halka hizmetten gayri başka sebepler için mi bu kadar hırsla isteniyor?

Şurası muhakkak ki AKP’nin 11 yıllık iktidarında olan biten; ortaya çıkan ve çıkmayan; Çıkmaması için hukuk ve etik ayak altına alınan marifetleri, muhakkak ki, tüyler ürperticidir.

Bu testi çatladı, artık su tutmaz.

Gün RTE'nin 3 zarf hazırlayıp, yerine geleceğe, devir teslimde vermek üzere hazırlanması günüdür.

"Gayeye varmak için her çare mübah" şeklinde özetlenen Makyavelizm; Takiyecilikle birleşince ortaya AKP İktidarı çıkıyor.

Ancak ne var ki günümüzde dünya küçüldü;

Küreselleşme diye bir olgu var.

Çok marjinal bir iki ülke dışında -ki global gündemde bu ülkeleri de demokrasi ve insan hakları ile buluşturmak var- dünya ülkeleri için de asgari seviye, kırmızı çizgi denilecek sınırlar, ölçütler var.

İnsan hakları ve evrensel demokrasiye, hukukun üstünlüğüne saygısız ülkelere, günümüzde hiç hoş bakılmıyor.

AKP, "Bay Muktedir" döneminde bu çerçeveyi taştı ama kendini başka gösterme gayretini de ihmal etmedi.

Ancak artık oyun bitti;

Takke düştü kel göründü.

Tayyip beyin başına gelen bundandır.

Kimse Tayyip beyden önce samimiyetten, ardından gerçek demokrasiden fazlasını istemiyor.

AKP İktidarından istenenler çok değil:

Kuvvetler ayrılığını yok etmeye çalışmasın;

Bütün Milletin hükümeti olsun,

İcraatı hukukun üstünlüğü ve insan hakları zemininden kaymasın,

Anayasanın kırmızı çizgileri çiğnenmesin

Ve Devlet "Mafyozi" işler yapmasın.

İçte-dışta, günümüzde demokrasi ve insan hakları karnesi zayıf;

Yolsuzluk Notu kırık olan;

Halk yoksullaşırken, yandaşlar palazlanan;

Devleti yozlaştırılıp, yapılan yapanın yanına kar kalsın diye dejenere bir düzen yaratılan ülkelere, içte de dışta da tahammül yok.

Sayın Başbakan kimseyi suçlamasın; Komplo teorileri üretmesin.

İstifasını "Al abdestini ver tımarımı" dercesine, milletvekilliğine de kapsatan eski Çevre Bakanı Bayraktar'a kulak versin, önemlidir.

Bayraktar "Ne yaptıysam Başbakan emretti yaptım. Suç varsa, benim kadar o da suçludur. Ben istifa ediyorsam o da istifa etmeli" demiş, haksız mı?

"Men dakka dukka" ;

Körle yatınca şaşı kalkılırmış.

"Cemaate": "Ne istedinizse verdim" diyen kim?

Burası muz devleti mi?

Bize göre RTE'nin yaptıkları o dereceye varmış ki, yatağa beraber girdikleri bile yapılanlara isyan etmişler.

Adli Kollukta, Yargıda bulunan "Cemaatçiler" bile dayanamamış ki bu operasyonlar oldu.

O ne telaş; Yapılanı örtbast etmek için gösterilen bu telaş ne?

Asıl gereken tavır, iddia ve isnatları derinlemesine araştırmak değil mi?

"Orduya kumpas" itirafı üzerine yapılacak olan tek şey var:

Balyoz gibi, Ergenekon gibi - şimdi açığa çıkanlara göre- yapmak gereken: Temelinden çökmüş o davaların mağdurlarını derhal salıverip, "iade-i muhakeme" ve "İade-i itibar"dır.

"Gezi" protestocularına zulümden vazgeçmektir.

Oysa İktidar, "Yolsuzluk" aleyhine tepkilere TOMA ve GAZLA yürüyor;

Yanlış yapıyor.

Rüzgar eken fırtına biçer.

Korkunun ecele faydası yoktur.