Rekabet, Aksak Rekabet, Haksız Rekabet

Abone Ol
“REKABET” Sistemin sağlıklı işlemesi içi yaşamsal önemdeki bir kurumdur. “Üstünlük sağlama amacı ile rakiplere karşı yürütülen yarışma etkinliklerinin bütünü” diye kısaca tarif edebiliriz.
İşletmecilik, iktisat, çevrebilim, spor ve sanat dallarını da içeren alanlar yanında siyasal mücadelede de sıkça görülen rekabet, iki ya da daha çok güç, kuruluş, işletme, sistem, birey, ya da grup arasında söz konusu olabilir.
Rekabet, içsel ya da dışsal getirileri de içeren çeşitli sonuçlara yol açabilir. Bazı alanlardaki rekabet (ve sonuçları), bireylerin ya da toplumların yaşam savaşını ya da hayatta kalma ihtimalini doğrudan etkileyebilir (örneğin kaynak ya da toprak kazanımları). Diğer bazı alanlardaki (örneğin piyasa alanı ya da siyasi alandaki) rekabet (ve sonuçları) ise belirli bir tarihsel andaki toplumsal değerlerin sonucu olarak ortaya çıkmış olup, temel olarak bireysel ve toplumsal yaşamın niteliğini etkiler. 
Birbiriyle yarışanların, özgür ve hilesiz bir süreç sonunda başarıya ulaşmaları toplum yararına olduğu kadar, tartışmasız bir süreç, kaybedenlerin hak ve adalet duygularını tatmin edip sonucu kabullenmelerini kolaylaştıracaktır. Bu nedenle, günümüzde her tür yarışmanın gerçek bir rekabet ortamında cereyanı esastır; Çağdaş demokratik ülkelerde kamu otoritesi, bunu temin için süreci denetlemek ve gerektiğinde müdahale ile mükellef kılınmıştır.
Rekabetin tam olarak gerçekleşmediği haller “Aksak” ya da “Eksik” Rekabet halleri olup, eksiklik ya da aksaklık yasal ve etik olmayan şekil ve yöntemlerle meydana getirildiğinde “Haksız Rekabet” söz konusu olur ki çoğu ahvalde yaptırımı vardır. Bu, haksız rekabet yaratanın cezalandırılarak yarıştan men edilmesi, yarışmanın da tekrarlanması olur, çoğu kez.
Siyaset de rekabetin kıran kırana yaşandığı, dolayısıyla “haksız” ve “aksak” rekabetin sıkça söz konusu edildiği bir alan olup; Siyasette haksız rekabeti iktidarda olan yapar.
Bu nedenledir ki 1961 Anayasası ile seçimde haksız rekabeti önleyecek (şimdi iyice sulandırılmış) bazı önlemler getirilip anayasal güvenceye alınmıştı.
Mesela seçim işlemlerinin bağımsız yargısal bir kuruma (seçim kurulu) yaptırılması; Seçim dönemlerinde, sürece olumsuz manada etkili olabilecek bazı bakanlıkların (İçişleri, Adalet ve Ulaştırma) Bağımsızlara verilmesi; Birleşik oy pusulası; Radyoda ( o zaman TV yoktu) eşit propaganda hakkı vb. gibi…
Ne yazık ki 1961 yılından bu yana teknoloji gelişip önlem alınması gereken yeni uygulamalar devreye girdiği halde, seçimlerin şaibesiz gerçekleşmesi için, haksız rekabeti ve etik olmayan müdahaleleri önleyici ek tedbirler alınmadı; Bu ise halkta seçim sonuçlarına güvensizlik doğurdu. Mesela elektronik ortamda çabucak alınan seçim sonuçları halkın çoğunluğunda, şimdi dahi kuşku ile karşılanmaktadır.
Sonuç olarak adil ve eşit bir yarışma için her türlü haksız rekabet unsurundan arındırılmış bir yarışma ortamı muhakkak gereklidir. Aksi takdirde kamuoyunun adalet hissinin zedelendiği bir ortamda sonuçların kabulü beklenemez. Bu ise sürüp gidecek bir kaos demektir ki demokrasilerde kabul edilemez.
Ancak ne var ki kısa yoldan başarı için haksızlığı içine sindirebilecekler her zaman ortaya çıkıyor. Ellerinde iktidar olduğundan, fırsatını bulduklarında adaletsiz ve gayri ahlaki yöntemlerden kaçınmıyorlar. Unuttukları o ki, böylece sağlanacak başarı kişiyi koltuğa oturtsa da vicdanlarda mahkûm olmasını önleyemez. İktidar Koltuğunda Milletin nefretiyle uzun süre oturmak ise olanaksızdır.
Akıllı adam o ki, kendisi yapmasa hatta istemese dahi yalakaların sebep olduğu aksaklıkları, yanlışlıkları öğrendiğinde önlem alır; “Hatadan dönmek erdemdir” diye düşünür…
Adana BŞB Meclisinin Temmuz toplantısının ilk birleşimi CHP gurubunun bir protestosu ile başladı. BŞB CHP Gurubu, V.Başkana “Haksız rekabet” yolu ile “Haksız Avantaj” sağlayan bir uygulamayı protesto için oturumu terk etti.
Olay şu: Adana BŞB Kent Estetiği Dairesi (Başkanı V.Başkanın yeğeninin oğludur) başka adayların afiş asmak için başvurularını çok uzun süre bekletip, olumsuz yanıtla geri çevirirken; Kendisi, “hangi parti olursa olsun yeter ki aday olayım” diye çabalayan V.Başkanın afişleri, hiçbir ölçü aranmaksızın her yere asılıyor. Tam bir “Haksız Rekabet” örneği!
! BŞB Zabıtaları da, kentin her yerinde yönetmeliğe aykırı afişler sallanırken, işi gücü bırakmış, CHP aday adaylarının afişlerini kesmekte, broşürlerini toplamakta
Hem CHP’den aday olmak isteyen hem de bütün CHP aday adaylarının –ve sonuçta CHP Örgütünün- tepkisini çeken V. Başkan, bakalım, şimdi ne yapacak? BŞB Zabıta ve Kent Estetiği Daireleri “Haksız Rekabet” yorumlarında nasıl davranacaklar?
Malum “Her gece iki gündüz arasındadır”, Sayılı günler çabuk geçer…