Sayın VALİ, Yumurtasız omlet olur mu?

Abone Ol

Aytaç beyli günlerinden kalma bir yönetmeliğe göre, ana arterler ve kaldırımlar üzerlerinde bez afiş asılması ve benzer usul ile vasıtalarla reklam yasak; Ancak bir gerçek ki bu yasak en sık ve çok delinen yasaklardan.
Aslında düzenlemenin iyice gözden geçirilip ıslahına ihtiyaç var; Mesela o yönetmeliğe göre, dini ve milli günlerde, kamu kurumları ile kamu yararına çalışan dernek ve benzerlerinin toplumsal faydaya dönük içerikteki afişleri istisna. Fakat burada bir değil iki “amma”var.
1- Özellikle doğrudan kamu kurumu dışında afişine izin verilen (veya göz yumulan) dernek ve benzerleri, esen rüzgâra, izin verilenin, izin verene sağlayacağı faydaya göre değişiyor; standart ve ilke yok.
 2- Sanki asılacak afişler çok pahalıya mal olacak ve verilecek mesaj da hayati gibi, üç kuruşluk afişlerin yapımını üstlenene “kendi reklamını yapma” ayrıcalığı tanınmış. Bize göre Anayasanın “Eşitlik” başta temel ilkeleri ile ruhuna dahi aykırı bu hükmü, görünen o ki, dava konusu yapacağız; bakalım kim haklı?
Aytaç bey sonrası bir başka yöntem devreye girdi ki eleştiriye hatta sui istimal iddialarına açık; Esasen de Adana’da “gerçek gündem”de baş sırada:
Belediye, kurduğu kent estetiği dairesi vasıtasıyla, sokaklara asılan afişler dışında, binalarda “sağır duvar” denilen, penceresi olmayan zeminlere reklam alınması için “İzin” (Uygunluk) şartı koydu. İşin tartışmalı noktası da burası:
Ortalık sakinken bazı şirketlere bazı mahaller için “Uygunluk” verilmiş; Bir “Tekel” oluşturulmuş; Şimdi, özellikle siyasi propaganda dönemi başlayınca, yeni “sağır duvarlar” için uygunluk isteyenlere BŞB “Sağırlaştı”
Bu durumda elin ağzı torba değil büzesin, evvelce “Uygunluk” alan “Mutlu Azınlık” ile onları “Mutlu edenler” için “Birlikte Mutlu Oldular” diyenlerin haddi hesabı yok!
İşte Sayın Valimiz de tam bu noktada devreye girmiş; “Avcı” yardımcısı imzasıyla buyurmuş: “Bundan böyle Şehr-i Adana’da omletler yumurtasız yapılacak” Pardon yanlış oldu, reklam ve tanıtım afişsiz yapılmalı…
Tabii 12 Eylül kafasında, yani ihtilalci mantığında siyaset kirli, siyasetçi gereksiz, seçim de bir formalite; O zamanlar moda idi emirle siyaseti yasaklamak.
Ancak şimdi 2013; Türkiye’de AKP iktidarda, Onlar “İleri Demokrat”; O kadar ki Türkiye bitti, Suriye’ye demokrasi getirmek için, Resul-Ayn’daki PYD-El Nursa çatışmasına dahi (El Kaide benzeri olan El Nursa yanında) müdahale edilmeli!
Mısır’da halkın –en azı yarısının- istemediği eski Cumhurbaşkanını yeniden iktidara getirmek için, yeryüzünde sadece Kenya ve Tunus( Orda da Müslüman Kardeşler iktidarda) ile üç devlet olsak bile kavga verilmeli…
Seçim dönemi dışında senenin 12 ayı, gayri siyasi ve fakat yönetmeliklere aykırı binlerce afiş salkım saçak yollarda, binalarda asılı iken onları görmeyenler, acaba neden şimdi kolları sıvayıp, siyasi partilere düşman, siyasi propaganda da, AKP’ye muhalif olmak gibi adeta“terör(?) suçu(!)” gibi yasakçılığa soyunuyorlar?
Sayın Vali, her sabah işe giderken, gelirken -Medya Takip Merkezinin, bir gün gecikmeli de olsa ilan ettiği- “Geçen ayın en çok konuşulan kişisi” sıfatına hak kazandığınız yoğun aktiviteleriniz esnasında karşınıza çıktığı kuşkusuz olan, AKP’li Azim Öztürk’ün, V.Başkanın pek çok tanıtım levha, afiş ve benzeri için “Uygunluk var mı?” suali aklınıza gelmedi mi?
Yoksa onlar AKP’li yada AKP adayı olabilir diye mi bu müsamaha?
Kenti, Adanalıyı geren onca didişmeden sonra bu “Detant” o ihtimal ufukta diye mi?
- v.Başkanın olası siyasi rakipleriyle uğraşması, bazı partilerden alınan olumsuz yanıtlardan sonra hız kazanmadı mı?-.   
Ya da CHP ve MHP’den adaylık isteyenler, “Dikensiz Gül Bahçesi” için “Ayrık Otu” “Temizleyin” diye bir ilahi emir mi geldi?
Eleştirimiz açık, neden yönetmeliklere aykırılıkla uğraşılıyor değil, neden bu “Çifte standart”?
Beş ay evvel de durum farklı değil, her taraf afişlerle dolu iken neden “Yardımcı Avcı” yazı yazmadı denilmekte…
“Siyasi Partiler demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır” Anayasa madde 68.
Eğer AKP’nin demokrasi söylemi göstermelik değilse; eğer yönetim anlayışı “Biat kültüründen gelmeyenlere siyasi yaşam hakkı yok” gibi bir garabetle malul değilse, nasıl yumurtasız omlet olmazsa siyasi propaganda olmadan da demokrasi olmaz!