Toplumsal Mutabakat-Toplumsal Mukavele

Abone Ol
12 Eylül anlayışını tasfiye iddiasını propaganda malzemesi yaparak, EVET demek için her imkânın, bütünüyle devletin kullanıldığı; Ve fakat HAYIR için çalışanlara “aklından zoru var”dan başlayıp “Darbeci”ye varan pek çok karalamanın yapıldığı bir kampanya sonunda sandıktan 58-42 dengesinde EVET çıktı. Öncelikle halkın iradesine saygılı bir demokrat olarak sonuca saygılıyız, hayırlı olmasını diliyoruz.
Ancak yine demokrat olmanın doğal gereği ve sonucu, yaşamın sürekli ve değişerek gelişen yapısını dikkate alarak, Türk Halkının sandığa giden % 77’sinin 58-42 çoğunlukla kabul ettiği, içeriği hakkındaki endişelerimizi gerekçeleriyle uzun uzun sizlerle paylaştığımız bu Anayasaya itirazlarımız saklıdır.
Saniyen “Demokratikleşme ve Özgürleşme” adına EVET kampanyası yürüten iktidardan beklenen, demokrasinin “olmazsa olmazı” muhalefete gerçekten saygı ve tahammülün icabı “yaşama hakkı”dır. Burada muhalefeti geniş anlamda, hayatın her alanında, siyasal örgütlenme, medya, söz ve fikir ifadesi ve propagandası anlamında kullanıyoruz. Ancak bu gerçekleştiği takdirde EVET’çilerin demokrasi iddiasının samimi olduğu kanıtlanabilir.
Özellikle somutlaşması, uygulama yasaları ve uygulayanın yorumuyla ortaya çıkacak “tatbikatı” görmenin, Anayasa hakkında yerinde bir hüküm için lüzumunu vurgulamak istiyoruz.
Evet diyenin de Hayır diyenin de halkoyuna sunulmasından başlayıp sandığa dek ortaklaşa ilan ettikleri husus, Türk Toplumunun ve Türk Devletinin gerçek ihtiyacının bir yeni Anayasa olduğu idi. Bu itibarla aslında beklenen ve gerçekleşeceğini tahmin ettiğimiz de budur.
Ancak endişe edilen, 12 Eylül günü kabul olunan Anayasanın değiştirilmiş yeni şeklinin, bu yeni Anayasanın yapılmasında, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin, hali hazırda dahi “Değiştirilmesi teklif bile edilemez” esaslarının yok edileceği; Kuvvetler Ayrılığı ile güvenceye alınmış, Hukukun Üstünlüğünün garantisindeki İnsan Haklarına dayalı Demokrasinin yok edileceğidir.
Yargı erkinin, şimdi Yasamanın olduğu gibi Yürütmenin, gerçekte RTE’nin şahsında birleştirilmesi sonucunu doğuracak Anayasa değişikliğine muhalefetin ana fikri, böylece demokratik bir devlet için gerekli bütün teminat/sigorta kurumlarından kurtulmuş bir iktidarın, tahmin edilemeyecek veya maalesef tahmin olunan “gizli gündemi” nedeniyle değil midir?
Şimdi hatırlamanın tam zamanı: Nasıl ki gece karanlığının en yoğun olduğu zaman aydınlığa kavuşmanın başlangıcıdır, ya da çıkılan en üst zirve aslında inişin başladığı noktadır; işte o emsal, şayet AKP İktidarı 12 Eylül günü elde ettiği % 58 desteğe güvenip Türk Milletinin “kırmızı çizgilerini” ihlal ederse, asıl sıkıntı çok sevindiği % 58 ile giriştiği o yolda ortaya çıkar.
Bütün bu hususlar, anlaşılan yarından tezi yok konuşulacaktır.
2011 Mayıs sonu-Haziran başında yapılacak Milletvekili genel seçimleri nedeniyle, seçim eğik düzlemine girmiş bulunmaktayız. Bu, yeni Anayasa çalışmalarının toplumun değerleriyle çelişmemesi için bir güvencedir.
AKP Anayasa teklifine EVET oyu kullanan bir kısım seçmen “Ulus Devlet/Üniter Devlet” yapısından, “Tek Millet, Tek Bayrak” fikrinden ödün verilmesine kesinlikle karşı; BOYKOT’u kırıp sandığa giderek EVET diyen kimi seçmen gurupları ise “Demokratik Özerklik”ten başlayıp ucu açık önerilere konu “AÇILIM”ın yaşama geçirilmesini istiyorlar. Bu durum AKP İktidarının 2011 seçim sandığı seçmenin önüne konulduğu güne kadar en büyük sıkıntısı olacaktır.  
% 58 EVET’le öğünenlere hatırlatalım: Venedik Komisyonu, Venedik Ölçütleri kavramını, kurum ve ölçütlerini mutlaka duymuşsunuzdur. Bilindiği gibi Venedik Komisyonu, Avrupa Konseyine “Hukuki Mütalaa” vermek üzere kurulmuş olan komisyondur.
Komisyonun 2007 tarihli “Referandumlara İlişkin İyi Uygulama Raporu”nda “Fırsat Eşitliği” başlığı altında istenen: “Referanduma sunulan öneriyi destekleyen ve karşı çıkanlar arasında fırsat eşitliği garanti altına alınmalıdır. Bu ise yönetimin tarafsızlığıyla sağlanabilir.”
Tarafsızlığın “şartları/göstergeleri” de açıklanmış: 1) Referandum kampanyasında eşitlik, 2) Devlet radyo ve televizyonlarında eşitlik, 3) İlan ve panolarda eşitlik. Geçtiğimiz kampanyada böyle bir durum görüldü mü? AKP İktidarı tarafsız mıydı? Ne dersiniz?
Yanlış anlaşılmasın, sandıktan çıkan halk iradesine saygılıyız, ancak eşitsizliklere işaret etmeden de geçemiyoruz.
Bir de son sözümüz var: “Herkesi her zaman yanıltmak mümkün olmaz” şeklindeki güzel deyişi anımsarsak, AKP İktidarının işi şimdiden sonra pek kolay değildir. 12 Eylül’de farklı tablolar çizip EVET dedirtilen kesimleri birlikte memnun etmek pek kolay olmasa gerek.  
Ayrıca unutulmasın, “Toplumsal Mutabakat” olmadan, gönül rızasıyla “Toplumsal Mukavele” olmaz. % 42 HAYIR oyu dikkate almadan yeni anayasa yapılamaz, yapılırsa da o, bir nev’I, 12 Eylül anlayışının hortlamasıdır.
Demokrasiden vaz geçilmedikçe, çok değil 10-11 ay sonra ortaya sandık geleceği asla unutulmamalıdır…