TRAJEDİ, SÜRPRİZ, KOMEDİ VE TABİ Kİ DEMOKRASİ!

Abone Ol
 
2011 yılının son günleri, trajedi, sürpriz, komedi ve demokrasi denen kavramın nasıl da 'bomboş' olduğunu tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi. Uzmanlar, ajanslar ve uluslararası gözlemciler geçen yılın değerlendirmesini yapıyor nasıl olsa. Fazla uzaklara gitmeden son bir kaç günü irdelemek de bize düşüyor.
***
Yanlışlıkla öldürüldüğü açıklanan 35 vatandaşın ailesine ve yakınlarına sabır ve başsağlığı dileyerek başlamak gerek. Görmezden gelinecek bir olay değil. Umudumuz odur ki; soruşturma sağlıklı yürütülsün ve tez zamanda sonuç alınsın.
***
Geçen yılın son günlerinde asgari ücretlinin maaşı 701 lira oldu. Çok önemli bir zam. Asgari ücretli 2012 yılında rahat (!) bir nefes alacak. Harca harca bitmez. Tavsiyem çok(!) kazanıyoruz diye paranızı çarçur etmeyin. Hazine bonosu, tahvil, altın, dolar ya da euro yaptırın! Milletvekili ve emekli milletvekili maaşlarına yüzde yüz zam yapanlar, bu zammı bir gereklilik olarak açıklayanlar! Size ne söylenebilir ki! Çalışma Bakanı sayın Faruk Çelik, 2012 yılında uygulanacak asgari ücretin enflasyonun üzerinde olduğunu belirtmiş. Üzerinde olsa ne yazar. Altı üstü kaç kuruş ki. Bir de ayrıntılarıyla aktarıyor. Yok brüt şu kadar, yok artış oranı bu kadar. En aleni şekilde söyleseniz ya! Asgari ücret insan onuruna yakışmıyor diyemiyor musunuz? Ben söylüyorum işte... İşsiz insanlarımız bizim ne kadar ayıbımızsa bir ay boyunca çalışıp didinen insana reva görülen 701 lira, bu ayıptan daha beter bir utanç. Evirip çevirmeye gerek yok. Hesap ortada; 701 lira. Sonra bazı sendikalar çıkıp yoksulluk ve açlık sınırı hesaplaması yapıyor. Allah aşkına soruyorum size; bu 701 lira neyin hesabı! Ne yoksulluk sınırına denk geliyor ne de açlık. Ben de kabaca bir hesap yaptım. İşte sonucu; işsiz insanlar ölü, asgari ücretli de yaşayan ölü. Var mı ötesi!
***
Adana'ya dönelim. Kuşkusuz Aytaç Durak, 2011 yılının son günlerine damga vuran olayların başında geliyor. İhaleye fesat karıştırma, devlet malını zarara uğratma, resmi belgeyi gizleme ve kamu malını kendi çıkarına kullanma iddiasıyla Aytaç Durak ile birlikte 3 kişi tutuklandı. İçişleri Bakanlığı tarafından 28 Mart 2010 tarihinde Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Durak, 2006 yılında Menekşe Köyü'nde yarısı özel bir şahsa ait 13 dönümlük arsayı, ihaleyle damadına verdiği iddiasıyla cezaevine gönderildi. Durak'ın avukatları iki kez itiraz etti. Tahliye talepleri reddedildi. Burada bir yanlışlığı düzeltmek lazım. İtiraz hakkı sınırlı değil. Avukatların itirazları sürecektir muhakkak.
22 ay önce görevden uzaklaştırılan Aytaç Durak'ın hırsları, idealleri ve amacını ayrı tutuyorum. Aklıselim düşünen her insan suçu kesinleşmemesine rağmen 'seçilmiş' bir belediye başkanının bu kadar zaman görevden uzak tutulmasının 'yanlışlığını' vurgular. Sayın Durak'ın sorduğu bir soru takılıyor aklıma. Gerçekten "Aytaç Durak iktidar partisine mensup bir belediye başkanı olsaydı bu işler başına gelir miydi?" Durak'ı yaptığı işlerden dolayı en fazla eleştiren bir gazetede çalışıyorum. Geçmişte yaptığımız tüm haberlerin arkasındayız. Bu da ayrı bir unsur. Ama 2006 yılında (Durak iktidar partisinin belediye başkanıydı) gerçekleşmiş bir olay neden bu zamana bırakılıyor? Mesela Hafif Raylı Sistem'in Adana'ya getirdiği yükler neden araştırılmıyor? Neden sadece 13 dönümlük arsa göz önüne alınıyor? Yoksa Raylı Sistem nedeniyle fincancı katırları mı ürkecek!..
***
Adana ile devam ediyoruz. İktidar partisinin Adana teşkilatlarında sancı her zaman vardı. 2012'ye de bu sancılarla girildi. Parti kurulurken Adana'ya il başkanı olan Av. Ömer Faruk Gerger, partiden uzaklaştırıldı. Abdullah Doğru -bana göre partinin en başarılılarından biridir- gece yarısı telefonuyla adaylıktan uzaklaştırıldı. Mehmet Sağlam'a "tamam buraya kadar, uzak dur" dendi. Mustafa Kebude'nin eli kaldırıldı. Sonra ona da yol gösterildi. Kongre mongre yapılmadan 'güle güle' dendi. Seyhan İlçe Başkanı Zuhal Aşlamacı atama ile geldi. Sonuç aynı. O da iki dudak arasından çıkan birkaç cümle ile düşürüldü.
Şaban İş'i ayrı değerlendirmek lazım. Çukurova İlçe Başkanlığı için yapılan kongrede son dakika adayı olarak çıktı sahneye. Helal hoş olsun. Merkezin gösterdiği aday Şaban İş'in rüzgarına yetişemedi. Tam anlamıyla ve bileğinin hakkıyla ilçe başkanı oldu. Ya sonra! Demokrasi havarisi kesilenler demokrasiyi içine sindiremedi. İş'e de 'hayırlı işler' dediler. Milletvekili Ali Küçükaydın'dan başka tepki gösteren olmadı. Ama biz biliyoruz ki parti tabanında kazanlar kaynıyor. Kendisine il başkanlığı için teklif götürülen bazı isimler uzak duruyor. Haklılar da... Hem çalışıp didineceksin sonra bir kenara itileceksin.
Oh! Ne ala memleket...
2012 yılında ‘DEMOKRASİ’niz bol olsun...