Türkiye “Taşeron” olmamalı

Abone Ol
Irak Devleti, Türk Devletini dava etti. Petrol satışını uluslararası tahkime götürdü Sebep: Türkiye’nin, Kürt Bölgesel Yönetimi’nin kontrolündeki bölgeden çıkarılan petrolün satışına aracılık etmesi.
Irak merkezi yönetimi, Ankara’nın, Türkiye Cumhuriyeti ile Irak arasında 1946 tarihli “Ortak Dostluk Anlaşması” ve “Irak-Türkiye Petrol Boru Hattı anlaşmasını” ihlal ettiğini açıkladı.
Bağdat, Irak’ın kuzeyinden çıkarılan ham petrolün Bağdat’ın onayı olmadan Türkiye üzerinden satışına aracılık edilmesini Irak’ın içişlerine müdahale olarak niteledi.
ABD Emperyalizminin Irak Devletini yıkıp, oluşturduğu Kuzey Irak’taki Bölgesel Kürt Oluşumuna Türkiye’nin taşeron olması yanlıştır.
Bağdat yönetimi, Türkiye’nin davranışının iki ülke arasındaki boru hattı anlaşmasının ihlali olduğunu açıkladı. Haklı; Çünkü bu petrol boru hattı Türkiye ve Irak Devletleri tarafından yapıldı. Amaç Kuzey Irak petrolünün Türkiye üzerinden satışı idi. Yani anlaşmanın tarafları arasında “Kürt Devleti” yok.
Türkiye, muhatabı Irak’ın içişlerine karışamaz; Koşulları tek yanlı değiştiremez. Zaten böyle olduğundan yapılana “Kaçakçılık” deniyor.
Bakın Enerji Uzmanı Necdet Pamir, bu hususta ne söylüyor: “Birincisi Kürt petrolü diye bir şey yok. Kuzey Irak gibi, bunlar da bilinçaltımıza seslenen ifadeler, bunlar hep algı yönetimi. Irak Anayasası’nın, 110, 111 ve 112. Maddelerinde tanımlandığı üzere, Irak’ın neresinde üretilirse üretilsin, petrol ya da doğalgaz tüm Irak halkına aittir.”
Pamir, Enerji Bakanı Taner Yıldız’ın “Türkiye’de depolanan Kuzey Irak petrolünün uluslararası piyasalara sevkiyatı başladı” açıklaması için de şöyle konuşmuş: “BM Güvenlik Konseyi’nin, Irak’ın petrol ihracatı gelirlerinin BM fonuna yatırılmasını öngören 1483 sayılı kararı var. Yeni bir karar alınmadıkça hiç kimsenin Halkbank ya da başka bir yere petrol parası yatırması hukuken mümkün değildir. Fiili bir durum yaratılırsa bunun adı da kaçakçılıktır. Irak’taki 101 ve 272 sayılı kanunlara göre Irak’tan doğalgaz ya da petrol ihraç etme hakkı sadece Irak Milli Petrol Şirketi SOMO’ya aittir. Irak’ta üretilen petrol ve doğalgazın ihracı gerçekleştiği takdirde, nerede üretilirse üretilsin, parası BM’nin Newyork’taki hesabına yatar. Bu BM Güvenlik Konseyi’nin 1483 sayılı kararıdır. ”
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Marie Harf de, Irak Merkezi Hükümeti’nin onayı olmaksızın, Kuzey Irak petrolünün Türkiye’den uluslararası piyasaya sevkiyatına karşı olduklarını söyledi.
Enerji Bakanı Taner Yıldız’ın, Kuzey Irak petrolünün Türkiye üzerinden uluslararası piyasalara sevkiyatının başladığını duyurmasından sonra gelen ABD açıklaması, Türkiye, Irak ve Kuzey Irak arasında gelecekte sorunlar çıkabileceği sinyali vermiştir.
Olay, Irak Merkezi Yönetiminin duyarlılığını doğuran yönü dışında; bizim egemenlik haklarımız ve toprak bütünlüğümüz yönünden arzettiği tehdit olarak da önemli;
Bizatihi Türk Devletinin geleceği bakımından büyük bir tehlikeye işaret ediyor.
ABD’nin dayatması ile AKP Hükümeti Bölücü terörizme boyun eğip, yurdumuzun güney doğusunda, Irak’taki gibi bir “Kürt Özerk Yapısı” hazırlıyor. Sağdıçları da AB,ABD.
Ancak Irak Merkezi Yönetimin haklı feveranından, söz ettiğimiz uygulamadan anlaşılıyor ki “Özerklik” bir ara istasyon. Tıpkı Demokrasinin RTE için bir ARAÇ olması gibi;
Irak’taki yapı da, sonuçta amaçladığına, hedeflediğine yürürken, şartları uygun görünce merkezle bağları koparıyor.
Ekonomik bağımsızlık için Irak Petrollerine göz dikmiş; Türkiye de taşeron oluyor.
AKP’nin alet olduğu ABD Planı, Ulus Devletimizin, Üniter Yapının Federal Devlete dönüşmesine, Özerk Bölgeler oluşturulmasına bir adımdır.
Hiçbir yurtseverin, duyarlı hiçbir Türk’ün buna razı olması düşünülemez.
ABD’nin “Teşeronu” olarak komşu ve dost Irak Devletinin “İçişlerine Karışmak” acı.
Irak Kürtlerine katkı amacıyla bile olsa, Irak Milleti, hatta Arap âlemi ile karşı karşıya gelmek ne kadar doğru?
AKP, “Stockholm Sendromuna” mı kapıldı ki, ucu kendine dokunacak bir işte “Taşeronluk” üstleniyor?
ABD’nin keyfi, AB’nin hatırı için kabul olunacak bir durum, katlanılacak bir zül değil.