TURNUSOL KÂĞIDI

Abone Ol


Değerli Adana Haber Merkezi okurları, “68 kuşak” bir MÜLKİYELİ (SBF) sınıf arkadaşım Tayfun Kalkan, Kurultay’ın ardından AKP, CHP ve son durum üzerine, “Turnusol kağıdı” başlıklı okumaya değer, düşündürücü güzellikte bir yazı yazmış, aynen aktarıyorum:
“Ulusalcı mısınız? Her eylem ve söyleminizle AKP’nin gücünün azalmasına katkıda bulunmanız gerekir.
Kemalist misiniz? Her eylem ve söyleminizle AKP’nin gücünün azalmasına katkıda bulunmanız gerekir.
Özgürlükçü müsünüz? Her eylem ve söyleminizle AKP’nin gücünün azalmasına katkıda bulunmanız gerekir.
Ülkede barışın hâkim olmasını mı istiyorsunuz? Her eylem ve söyleminizle AKP’nin gücünün azalmasına katkıda bulunmanız gerekir.
Demokrat mısınız? Her eylem ve söyleminizle AKP’nin gücünün azalmasına katkıda bulunmanız gerekir.
Zorlamadan ve zorlanmadan inançlarınızı yaşamak isteyen mütedeyyin bir kişi misiniz? Her eylem ve söyleminizle AKP’nin gücünün azalmasına katkıda bulunmanız gerekir.
Kendinize saygı duyan bir birey misiniz? Devletin ve/veya diğer kişi ve/veya gurupların şu veya bu şekilde yaşam tarzınıza müdahale etmemesini mi istiyorsunuz? Her eylem ve söyleminizle AKP’nin gücünün azalmasına katkıda bulunmanız gerekir.
Sosyal demokrat mısınız? Her eylem ve söyleminizle AKP’nin gücünün azalmasına katkıda bulunmanız gerekir.
Bu soruları çok fazla arttırmak mümkün. Çok kısa bir özet yapmak gerekirse; dinci değilseniz, Ortadoğu sokaklarının prensliğine talip değilseniz, Ortadoğu sokaklarının tezahüratına oynanmasını benimsemiyorsanız, ülkemizin, hatta savaşa uzanacak bir maceraya sokulmasını tehlike olarak görüyorsanız, korku, faşizm endişesi, otoriter yönetim yaklaşımları tüylerinizi diken diken ediyorsa  her eylem ve söyleminizle AKP’nin gücünün azalmasına katkıda bulunmanız gerekir.
CHP’nin belirsiz kırmızı çizgilerine, soyut Cumhuriyet, Atatürk ilkelerine, CHP’nin eksen kaymalarına göndermede bulunarak, sizin istediğinizi yaparak, sizin savunduklarınızı savunarak yüzde 20-25 oy aralığına sıkışmış CHP’yi bu aralıkta tutarsanız, yani AKP’nin gücünü arttırmasına/korumasına katkı sağlarsanız, sorarım size; siz kimsiniz, amacınız ne?
Türkiye’deki insan coğrafyasını dikkate almadan iktidara gelmek mümkün değildir. Bu coğrafya hayli heterojendir. Dolayısıyla benim ve benim gibilerin ihtiyaçları ile farklı yaşam tarzlarındaki, farklı eğitim, deneyim, bilgi, düşünce, gelir düzeyleri, coğrafya, etnik gurup, meslek ve inanç guruplarındaki insanların ihtiyaçları arasında farklılık vardır, olması kaçınılmazdır. İktidarı hedefleyen bir partinin söylem ve eylemleri zaman zaman benim beklentilerimin tümüyle dışında olacaktır, bu da normaldir. Tabii ki, itiraz edip, düşüncemi savunmaya devam edeceğim. Ancak kimi düşünce ve önerilerimin kabul görmemesini de, bir yurttaş olarak çok rahat benimseyebileceğim.
Sorunlar, görmezden gelerek, inkâr ederek çözümlenemiyor. Ne Kürt sorunu, ne türban sorunu sonsuza kadar süremez. CHP’nin bu sorunların çözümüne katkıda bulunması bir tercih meselesi değildir, bir zorunluluktur. Türbanlıların, muhafazakârların, Kürtlerin oylarına talip olunması da bir zorunluluktur.
Sayın Kılıçdaroğlu, bugünkü Kurultay konuşmasında benim de en büyük önemi verdiğim üç konuya değindi; Siyasi Partiler Kanunu, seçim barajı, dokunulmazlıklar. Siyaset kurumunu engelli haline getiren bu sorunlar çözümlenmeden siyaset kurumu ülkenin sorunlarını çözemez.
                                                                                       Daha önce de belirttim: ”Kendi içinde uyumlu dahi olsa yeni bir üst yönetimin adeta sıfırdan başlayarak halkın onayına mahzar olabilecek yeni politikaları en kısa zamanda halka sunulacak hale getirmesi gerekecektir. Halk eski yönetimin kaskatı, üretken olmayan, tutucu yaklaşımlarının hala etkisi altındadır. Bu olumsuz imaj CHP’nin üreteceği politikaların halk tarafından kolayca anlaşılması önündeki büyük engeldir. Çok etkin bir iletişim, halkla ilişkiler sürecinin başlatılması gerekecektir.
Ne yapılırsa yapılsın önümüzdeki seçimlerde AKP’nin oy oranının üzerinde oy alarak iktidara gelmek kolay değildir. Ancak AKP’nin iktidar gücünü önemli ölçüde azaltmak dahi büyük başarı olacak, Türkiye’yi rahatlatacak, hukuksuzluğu, otoriter eğilimleri, yaşam tarzına müdahaleleri geriletecektir. Siyaset yaşamına bir denge gelecek, gerçekten demokratik bir Anayasa’nın oluşturulması için gerekli ortam sağlanmış olacaktır.”
Kısacası; benim başarı kıstasımın iki ayağı var: 1. CHP’nin oy oranını yüzde 30’un üzerine çıkarması, 2. AKP’nin oy oranının yüzde 40’ın altına çekilmesi.
Kurultay sonucunun Türkiye’de aydınlık günlerin başlangıcı olarak hatırlanmasını diliyorum.”
Ne dersiniz değerli okurlarım, Tayfun haklı değil mi?