Genel Kurula Jeoloji Mühendisleri Odası Genel Merkezinden Necdet Arda, Faruk İlgün, Orhan Kızıltepe, TMMOB İKK Sekreteri Mustafa Altıokka, Makina Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Hüseyin Atıcı, Elektrik Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Mehmet Mak, Şehir Plancıları Odası Adana Şube Başkanı Ulaş Çetinkaya, Ziraat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Üyesi Ramazan Karakoç ve MTA Bölge Müdürü Hasan Yıldız da katıldı.

 

Genel Kurulun açılış konuşmasını yapan Jeoloji Mühendisleri Odası Adana Şubesi 7’nci dönem Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Mehmet Tatar,” Odamız çalışma programı çerçevesinde başta meslek içi eğitim, serbest çalışan üyelerimizin mesleki uygulamalarında karşılaşılan sorunların çözümü, mesleki denetim, örgütlenme, öğrenci temsilciliği (Jeogenç) etkinlikleri, seminer, sempozyum, çalıştay gibi bilimsel aktiviteleri içeren 8. dönem faaliyetlerini bir program dahilinde gerçekleştirerek 2010 – 2012 dönemini tamamlamıştır. 2010 – 2012 yıllarını kapsayan 8. Faaliyet dönemi, gerek dünya da gerekse ülkemizde tarihi olaylara sahne olmuştur. Bu olaylar, doğal olarak hem mesleğimizi hem de meslektaşlarımızı insan olarak etkilemiştir. Şube yönetimimiz tüm bu olaylara gücünün yettiği ölçüde yakından izleyerek gelişen olayların seyrine paralel olarak gerekli tavrı göstermeye çalışmıştır. Dünya’da 2008 yılı ortalarında başlayan global finans krizi giderek nitelik değiştirerek ekonomik boyut kazanmıştır. Bu küresel krizin kazanmış olduğu boyut birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de etkisini göstermiştir. Bunun sonucu olarak işsizlik artmış nüfusun giderek daha yoksullaştığı, üretimden uzaklaştırıldığı, tüket te ne şekilde tüketirsen tüket anlayışı ile alım gücü düşük insanların sosyal yaşamdan dışlandığı, ekonomik, siyasal yaşamın ve sosyal hakların giderek yok edildiği bir ortam yaratılmıştır. Bu küresel ekonomik kriz Avrupa’da sonuçlarının nereye varılacağı tahmin edilemeyen bir kâbusa dönüşmüştür. Krizden kurtulmak için uygulanan neoliberal politikalar çözüm olmadığı gibi sermaye dışında kalan tüm kesimleri derinden etkileyerek daha yoksullaşmasına, işsizliğin artmasına, açlığa, hak ve özgürlüklerin kısıtlanmasına neden olmuştur. Bu durumdan bütün çalışanlar gibi, mühendislik sektörü de payına düşeni almıştır. Serbest piyasa ekonomisinin yarattığı vahşi ortamda tek değerin para kazanma anlayışına dönüşmesi ile plansız büyüyen köy – kentler yaratılmış, mühendislik hizmetlerinden ise sıra savma anlayışı ile yararlanılma yoluna gidilmiştir” dedi.

 

MÜHENDİSLİĞİN ÖNEMİ TOPLUM TARAFINDAN VAZGEÇİLMEZ OLGUDUR

Ülkemizde meydana gelen doğal afetler (deprem, heyelan, sel v.b.) nedeniyle katma bütçeli kamu kuruluşlarında ve belediyelerde jeolojik hizmetlerin vaz geçilmez bir olgu olduğunu ortaya koymaktadır. Geçte olsa Ülkemizde jeoloji mühendisliğinin önemi toplum tarafından anlaşılmaya başlanmıştır.  Oda olarak bu güne kadar meslek ve meslektaşlarımızın yararına verilen mücadele önümüzdeki süreçte de artan bir şekilde devam edecektir. 1998 Ceyhan, 1999 Marmara olduğu gibi 2011 Van-Erçiş depreminde meydana gelen can ve mal kayıpları afetlerden ders almadığımızın bir göstergesidir. Depremlerden en az zararla kurtulmak ve gerekli önlemleri almak elimizdedir. Bir an önce gerekli yasaların (imar yasası, afet yasası gibi) çıkartılmasının yanı sıra sağlıksız ve çarpık kentleşmeye yol açan imar affı yasalarının çıkartılmaması gerekmektedir. Bunun için yeni yerleşim alanlarının seçiminde, her tür ve ölçekteki yerleşim planlama kararlarının Afet Tehlike Haritaları, Mühendislik jeolojisi ve hidrojeoloji haritaları, mikro bölgeleme ile plana esas jeolojik – jeoteknik etütler gibi temel verilere dayandırılmasını, afet tehlike ve risk verilerinin yönlendirici kabul edilmesini sağlayacak düzenlemeler yapılmalıdır. İmar planına esas jeolojik – jeoteknik etüt çalışmaları bölgemizde ve ülkemizin her yeri için zorunlu kılınmalıdır. Depremle ilgili mühendislik disiplinlerin yerel yönetimlerde görev olması zorunlu hale getirilmelidir. Bir doğa olayı olan depremlerin afete dönüşmemesi için alınacak önlemlerin başında, günü kurtaran rantçı, spekülatif ve faydacı anlayışların terk edilerek akla, bilime ve plana dayanan yerleşim politikalarının hayata geçirilmesi ve mühendislik ilke ve normlarına dayanan güvenli yapılaşmanın sağlanması gelmektedir.

 

JEOLOJİ MÜHENDİSLERİ DOĞAL KAYNAKLARI BULUR VE KORUR

Tatar, “Mevcut maden yasası ile madenlerimiz, ülke yararından çok ulus ötesi büyük şirketlerin çıkarına terk edilmiş, adeta talan edilmeye başlanmıştır. Jeoloji Mühendisleri bir yandan doğal kaynakların aranıp bulunması sağlarken diğer yandan çevreyi koruyup, insanlığın sağlıklı bir çevrede yaşamasını da gözetmek zorundadır.  Bu nedenle son yıllarda ne pahasına olursa olsun maden ve taş ocağı açılarak doğanın tahrip edilmesi, jeolojik miras alanlarının yok edilmesi, yeraltı su kaynaklarının kirletilmesi jeoloji mühendislerine önemli sorumluluk yüklemektedir. Jeoloji Mühendisleri Odası bu anlamda üzerine düşen görevi büyük bir özveri ile yerine getirmektedir.  Bu bıçak sırtındaki kutsal mücadelede meslektaşlarımızın desteği kuşkusuz son derece önemlidir.  Türkiye‘de özellikle son 20 yılda, ülke çıkarları doğrultusunda enerji sektörü karar-destek sistemleri oluşturulmayarak, rant üzerine kurulu kısa vadeli enerji yatırımları desteklenerek, büyük potansiyeli olan rüzgar, jeotermal, biyokütle ve güneş gibi yenilenebilir ve temiz enerji seçenekleri görmezden gelinmiştir. Üretim ve tüketimde enerjinin etkin kullanılması ile yenilenebilir enerji kaynaklarının değerlendirilmesi, uzun vadeli stratejik enerji planlarının hazırlanması ve çevresel güvenliğin tehdit edilmemesi öncelikle dikkate alınmalıdır. Bu gün Jeoloji Mühendislerinin karşı karşıya kaldığı en temel sorun işsizliktir. Odamıza kayıtlı yaklaşık 16.000 jeoloji mühendisinin yarıya yakını işsiz veya meslek dışı çalışmaktadır. Yaşanan bu olumsuz tablo üretim ekonomisi yerine rant ekonomisinin tercih edilmesi sonucudur. Ayrıca, planlı bir eğitim sistemine dayanmayan, yatırım ve istihdam göz önünde bulundurulmadan ve sayısı her geçen gün artan jeoloji mühendisliği bölümlerinin eğitim kalitesi ortada iken, hem üniversite – jeoloji mühendisliği bölümü, ikinci eğitimimin açılması hem de kontenjanların artırılması bu durumu daha da vahim hale getirmiştir. Doğru ve sağlıklı planlar yapılmadığından işsiz jeoloji mühendislerin sayısı yıldan yıla artmaktadır. Bu nedenle meslektaşlarımızın istihdam sorunu yeni dönemde de öncelikli konuyu oluşturmaktadır. Jeoloji Mühendisliği hizmetlerini yerine getiren meslektaşlarımızın karşı karşıya kaldıkları en önemli sorunlardan biri serbest/haksız rekabet koşullarının mesleki kaliteyi tehdit etmesidir. Bu durum meslek etiği sorununu yaratmaya başlamıştır. Oda olarak yeni dönemde önemle üzerinde durulması gereken konulardan biri de kuşkusuz mesleki denetim ve meslek etiği olacaktır. Bir meslek odasının hayatın her alanında başarılı olması genel merkez, şube, temsilcilikve tüm üyelerin birlikteliğiyle mümkündür. Bu nedenle tüm üyelerimizin örgütlü mücadelede birlikte olmasını diler, mesleğimizin olması gereken konuma gelmesindeki mücadelemizin devam edeceği inancındayız” diye konuştu.

Jeoloji Mühendisleri Odası Adana Şubesi 9. Genel Kurulu 22 Ocak 2012 Pazar günü Şube binasında yapılacak seçim ile tamamlanacak. Genel Kurul’da Mehmet Tatar’ın tek listesi oylanacak. Tatar’ın yönetim kurulu adayları Mustafa Kemal Mengeloğlu, Meltem Akdoğan, Mustafa Akyıldız, Nusret Bilgehan, İsmail Ergan, T.Burak Benlioğlu’ndan oluşuyor. Ayrıca, Aysun Aksu ve Derya Gök de yönetim kurulu üyeliği için bağımsız aday oldu.