Türk-İş öncülüğünde bir araya gelen emekçiler, ekonomik kriz ve çalışma hayatındaki adaletsizliklere karşı "mücadele" mesajı verdi.
Türk-İş 4. Bölge Başkanlığı önünde toplanan yaklaşık 2 bin emekçi, sloganlar ve pankartlar eşliğinde kutlamaların adresi olan Arif Nihat Asya Bayraklı Park’ına kadar yürüdü. Davul-zurna eşliğinde halayların çekildiği kutlama alanında, Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Türk-İş 4. Bölge Başkanı Edip Gülnar kitlesel bir basın açıklaması gerçekleştirdi.

GÜLNAR: EMEK EN YÜCE DEĞERDİR
“Yaşasın 1 Mayıs” sloganları altında konuşan Türk-İş 4. Bölge Başkanı Edip Gülnar, “1 Mayıs, emeğin değerini hatırlatan; dayanışmanın, birlikteliğin ve ortak mücadelenin anlam kazandığı bir gündür. Bugün dünyanın dört bir yanında işçiler, alın terinin karşılığını almak ve insanca çalışma koşullarına ulaşmak için seslerini birlikte yükseltmektedir” dedi.
“ARTAN HAYAT PAHALILIĞI KARŞINDA GEÇİNMEK ZORLAŞIYOR”
Günün anlamına ilişkin çeşitli pankartların taşındığı kutlamalarda Türk-İş 4. Bölge Başkanı Edip Gülnar, “Emeğin değersizleştiği, geçim şartlarının ağırlaştığı bir dönemde bulunmaktayız. Bugün burada yalnızca sorunları değil, umudu da büyütmek için bir aradayız. Farklı işyerlerinden gelmekteyiz ancak hepimizi birleştiren ortak bir gerçek bulunmaktadır: Bu ülkenin değerini de geleceğini de emeğimizle biz kurmaktayız. Onun için de Bugün buradayız. Çünkü geçinmek her geçen gün zorlaşmaktadır” diye konuştu.
Türk-İş’in 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü tüm yurtta olduğu gibi Adana’da da coşku içerisinde davul-zurna eşliğinde halaylar çekilerek kutladı. Kutlamalarda özellikle kadın ve çocukların fazla olması kutlamalara ayrı bir anlam kattı. Türk-İş 4. Bölge Başkanlığı önünde toplanan yaklaşık 2 bin emekçi, sloganlar ve pankartlar eşliğinde kutlamaların adresi olan Anif Nihat Asya Bayraklı Park’ına kadar yürüdü. Davul-zurna eşliğinde halayların çekildiği kutlama alanında, Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Türk-İş 4. Bölge Başkanı Edip Gülnar kitlesel bir basın açıklaması gerçekleştirdi.

GÜLNAR: EMEK EN YÜCE DEĞERDİR
“Yaşasın 1 Mayıs” sloganları altında konuşan Türk-İş 4. Bölge Başkanı Edip Gülnar, “1 Mayıs, emeğin değerini hatırlatan; dayanışmanın, birlikteliğin ve ortak mücadelenin anlam kazandığı bir gündür. Bugün dünyanın dört bir yanında işçiler, alın terinin karşılığını almak ve insanca çalışma koşullarına ulaşmak için seslerini birlikte yükseltmektedir” dedi.
“ARTAN HAYAT PAHALILIĞI KARŞINDA GEÇİNMEK ZORLAŞIYOR”
Günün anlamına ilişkin çeşitli pankartların taşındığı kutlamalarda Türk-İş 4. Bölge Başkanı Edip Gülnar, “Emeğin değersizleştiği, geçim şartlarının ağırlaştığı bir dönemde bulunmaktayız. Bugün burada yalnızca sorunları değil, umudu da büyütmek için bir aradayız. Farklı işyerlerinden gelmekteyiz ancak hepimizi birleştiren ortak bir gerçek bulunmaktadır: Bu ülkenin değerini de geleceğini de emeğimizle biz kurmaktayız. Onun için de Bugün buradayız. Çünkü geçinmek her geçen gün zorlaşmaktadır” diye konuştu.
“EMEĞİYLE GEÇİNEN DAHA DA YOKSULLAŞIYOR”
Edip Gülnar, sözlerini şöyle devam etti:
“Her sabah yeni zamlarla uyanmakta, emeğimizin karşılığının eridiğini görmekteyiz. Hayat pahalılığı dayanılmaz bir noktaya ulaşmış bulunmaktadır.
Ücretler aynı hızda artmamakta, alım gücü sürekli düşmektedir. Eskiden işsiz olan yoksul sayılmakta iken, bugün çalışanlar da yoksullukla mücadele etmektedir. Bu tablo görmezden gelinemez. Gelir dağılımındaki adaletsizlik her geçen gün büyümektedir. Zengin daha zengin olurken, emeğiyle geçinenler giderek daha fazla yoksullaşmaktadır. Asgari ücretle çalışan milyonlar, daha yıl dolmadan gelirlerinin eridiğini görmektedir. Yapılan artışlar kısa sürede etkisini kaybetmektedir. Altı ayda eriyen bir ücretle bir yıl geçinilmesi beklenmektedir. Bu durum ne adildir ne de sürdürülebilirdir. Vergi yükü giderek çalışanların omuzlarına yüklenmektedir. Ücretliler yılın başında üst vergi dilimlerine girerek daha fazla kesintiyle karşılaşmaktadır. Emeğimizle kazanılan gelir, elimize geçmeden azalmaktadır. Yüksek gelir elde edenler istisnalardan yararlanırken, ücretliler sürekli ve düzenli vergilendirilmektedir. Bu tablo kabul edilemez.”

“EŞİT VE GÜVENCELİ BİR ÇALIŞMA KOŞULLARI İSTİYORUZ”
Türk-İş 4. Bölge Başkanı Edip Gülnar, konuşmasının devamında şu ifadeleri kullandı: “Örgütlenmek isteyen işçiler baskı, yıldırma ve işten çıkarma tehdidiyle karşı karşıya kalmaktadır. Sendikal faaliyetler bazı işyerlerinde engellenmekte, hak aramak zorlaştırılmaktadır. Oysa örgütlenme hakkı temel bir haktır. Çalışanların özgürce örgütlenebildiği, korkmadan hak arayabildiği bir çalışma hayatı güvence altına alınmalıdır. Çalışma hayatındaki baskılar yalnızca bununla sınırlı değildir. İşyerlerinde mobbing, taciz ve şiddet birçok çalışanın karşı karşıya kaldığı bir gerçekliktir. Korkunun değil güvenin, baskının değil saygının hâkim olduğu işyerleri oluşturulmalıdır. Şiddet ve tacize karşı sıfır tolerans ilkesi benimsenmeli, çalışanların onuru korunmalıdır. Bunun yanında Taşeron işçilerin sorunları hâlâ çözülebilmiş değildir. Kadro dışında kalanlar, aynı işi yapmalarına rağmen farklı haklara tabi tutulmakta ve ciddi bir adaletsizlik yaşamaktadır. Kamuda çalışan tüm işçilerin eşit haklara ve güvenceli çalışma koşullarına kavuşması sağlanmalıdır.”
“BU MAĞDURİYETLER SONA ERDİRİLMELİ”
Gülnar, “Çalışma hayatındaki adaletsizlikler bununla da sınırlı değildir. Staj ve çıraklık sürecinde çalışmış milyonlarca kişi, yıllarca emek vermelerine rağmen sosyal güvenlik sisteminde hak ettikleri karşılığı alamamaktadır. Fiilen çalıştıkları bu dönemlerin emeklilik hesabında dikkate alınmaması ciddi bir mağduriyet yaratmaktadır. Genç yaşta çalışma hayatına katılan bu insanların emeği yok sayılmamalıdır. Staj ve çıraklık dönemlerinin sigortalılık başlangıcı sayılması yönündeki talepler karşılık bulmalıdır” dedi
“ÇOCUKLARIN YAŞAM HAKKI VE GÜVENLİĞİ HER KOŞULDA KORUNMALI”
Türk-İş 4. Bölge Başkanı Edip Gülnar sözlerini şöyle tamamladı:
“Yine bunun yanında Çocukların yeri okuldur. Ancak yoksulluk birçok çocuğu çalışma hayatına itmektedir. Çocuklar, hayallerini kaybederek ağır sorumluluklar üstlenmektedir. Çocuk işçiliğiyle mücadele güçlendirilmelidir. Ne yazık ki çocukların en güvende olması gereken yerler olan okullarda dahi ciddi güvenlik sorunları yaşanmaktadır. Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da okullarda yaşanan ve kamuoyunu derinden sarsan cinayetler, eğitim ortamlarının dahi yeterince güvenli olmadığını acı bir şekilde ortaya koymaktadır. Oysa okul; çocuğun kendini güvende hissettiği, geliştiği ve geleceğe hazırlandığı bir alan olmalıdır. Çocukların yaşam hakkının ve güvenliğinin her koşulda korunması sağlanmalıdır. Çalışma hayatındaki riskler yalnızca ekonomik değildir.
İş kazaları hâlâ can almaktadır. Her gün ortalama 6 emekçi hayatını kaybetmektedir. Bu yalnızca bir sayı değil; yarım kalan hayatlar ve dağılan ailelerdir. Emeklilere Gelince Bugünün emeklileri, geçmişin emekçileridir. Yıllarca çalışmış insanlar bugün geçim sıkıntısı yaşamaktadır. Emekli aylıkları temel ihtiyaçları karşılamaya yetmemektedir. Emeklilik, yoksulluk değil; onurlu bir yaşam dönemi olmalıdır. Savaşlar Dünyanın farklı coğrafyalarında yaşanan savaşlar, yalnızca sınırları değil hayatları da derinden sarsmaktadır. Gazze’de süren yıkım ve İran çevresinde tırmanan çatışmalar; milyonlarca insanı yerinden etmekte, emeği yok sayan bir düzenin sonuçlarını ortaya koymaktadır. Savaşın olduğu yerde üretim durmakta, insanlar işsiz kalmakta ve emek değersizleşmektedir. Göç etmek zorunda kalan milyonlar güvencesiz koşullarda yaşam mücadelesi vermektedir. Bu durum yalnızca savaş bölgelerini değil, tüm dünyada emeğin değerini etkilemektedir. Çünkü savaş, emeğin düşmanıdır. Barışın olmadığı yerde insanca bir yaşam kurulamaz. Bu nedenle emeği savunmak, aynı zamanda barışı savunmak anlamına gelmektedir. Bugün buradan açıkça ifade etmekteyiz:
Emeğin değeri korunmalıdır. Çalışanların yaşam koşulları iyileştirilmelidir. Adil, güvenceli ve insan onuruna yakışır bir çalışma hayatı sağlanmalıdır. Bugün buradan değil bütün dünyadan sorunlarımızı yüksek sesle dile getirmekteyiz. Bilhassa Türkiye’mizde yukarıda bahsettiğimiz işçi aleyhinde olan olumsuzlukları göz ardı eden yetkililere seslenerek, Hallettiniz, Hallettiniz Yoksa bıçak kemiğe dayandı, daha etkili eylemlerimize devam edilecektir. Açık dille söylemek gerekirse bu haklarımızı alana kadar durmayacağız, Durduramayacaksınız Diyor. Bu vesile ile yaşasın 1 Mayıs hak arama günümüz yaşasın Emek, Dayanışma ve örgütlü mücadelemiz.”



