04.Mart.Salı, saat 19.08, SÖZCÜ Gazetesi internet sitesinden bir başlık:
“PKK Meydanı boş buldu.”
Alt başlık:
“Teröristler boş durmuyor: Kars, Şırnak, Hakkari ve Mardin'de olaylar”
Haberin devamında, Genelkurmay açıklamasına dayanılarak, bölücü teröristlerce o gün bölgede gerçekleştirilen olaylar duyuruluyor:
-Kamyonet yakmak,
-Köylüleri gasp,
-Askere ateş açmak,
-Kaçakçılık.
Bu vaziyet, ülkemizin güneydoğusunda, Hükümetin artık kanıksadığı gerçek “Paralel Devlet”in yazılı fotoğrafıdır.
Maalesef, Ülkemizin o köşesinde alan hâkimiyeti bölücü teröristlere terk olunmuş; Taşlar bağlı, itlerin serbesttir.
Asıl “Paralel Devlet” orada;
Ama umursayan, mücadele etmeyen bir hükümet var.
Yoksa “Yolsuzluk ve Rüşvet” gerçeğinin bilinip yargılanmasına engel olmaktan vakit mi kalmıyor?
Daha da acısı İmralı’daki bölücübaşı, verilen ödünlerle yetinmeyip, devleti tehdit etmekte;
Şu sözler, hangi ülke hükümetinin sineye çekebileceği bir tehdit olabilir ki?
BDP'li Pervin Buldan, barış sürecinin iyi değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekerek, “Eğer sayın Öcalan'ın sabrı taşarsa, eğer Sayın Öcalan <Bu süreçten çekiliyorum> derse o zaman vay halinize" dedi. (Gazeteler)
Ya AKP İktidarı bu konuda ne yapıyor derseniz, bir de ona bakalım:
1) Meclis Genel Kurulu'nda "demokratikleşme paketi" adı verilen yasa kabul edildi.
Bu yasa ile: 1.1.Partilere üyelikle ilgili yasakların kaldırıldı; 1.2.(BDP gibi) "eş başkanlık" getirildi.
Bu değişiklikler “teröristbaşı Abdullah Öcalan da bir partiye üye olabilir” tartışmalarını beraber getirdi.
2 ) Yeni düzenlemeye göre, Siyasi partiler ve adaylar tarafından her türlü propaganda, Türkçe'nin yanı sıra farklı dil ve lehçelerde de yapılabilecek.
Bu değişiklikler, “AKP Çoğunluğunun TBMM de kabul ettiği ‘Demokrasi’ değil ‘PKK'ya teslimiyet’ paketidir. Başka dil ve millet inşa edilerek, bölücülüğün önü açıldı.” eleştirilerine itirazlarına yol açtı.
(30 Mart’ta tek başına iktidar için gerekli desteği kaybettiği görülecek bir AKP, bu paket için çok zor duruma düşecektir. Zira getirilen değişiklikler Cumhuriyet esaslarına, Ulusal Birliğe karşı hükümler içeriyor. Bölücülüğe prim veriyor)
MHP Genel Sekreterinin bu konudaki ibretlik değerlendirmesi dikkatle okunmalı;
“Gelişmeler göstermektedir ki, Tayyip Erdoğan kendisinin ve mahdumunun finans işleriyle meşgulken devlet yönetimini Abdullah Öcalan'a devretmiştir.
Demokratikleşme paketiyle Türkçeden başka bir dil ve millet inşa edilmekte, bölücülüğün önü açılmaktadır.
Yerel seçim sonrasında BDP'nin özerklik ve statü talebi karşılanacak. Türkiye adım adım ayrışma uçurumuna sürükleniyor”
Gerçekten de gelişmeler bu öngörüler paralelinde;
PKK’nın Kandil karargâhından gelen haberlere nazaran Bölücü Teröristler, “Ulus inşasında dilin 1. derece rolü vardır” diyerek kurduğu 'akademi' ile Kürtçe eğitim seferberliğine hız vermiş.
PKK’nın siyasi kanadı ise Yerel seçim sonrası özerklik ilanına hazırlanıyor.
BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş'ın "Özerkliği inşa edeceğiz" açıklamasının ardından ilk adımı Diyarbakır'ın lice ilçesine bağlı Yalaza köyünde atıyor. Yerel seçimden sonra Milli Eğitim müfredatından ayrı olarak Kürtçe eğitim verecek okulun yapımı bitti. Açılış ise Öcalan'ın doğum günü, 4 Nisan...
AKP’nin kendi çoğunluğu ile TBMM’den geçirdiği sözde “Demokrasi Paketi”;Taksim Meydanını AKP karşıtı diye gösterilere, Türk Vatandaşlarına yasaklarken, önü açılan Bölücü Teröristlerdir.
“Yolsuzluk ve Rüşvet”e karşı; Yokulluğa karşı her tür muhalefet zorlaştırılırken, kolaylaştırılan “Çok Dilli, Çok Uluslu” yapıdır.
Üniter Devlet, Ulus Devlet, kısaca Türklük yasaklanırken, “Demokratik Özerklik” adı altındaki asıl “Paralel Yapı” meşrulaştırılmakta, kurumsallaştırılmaktadır.
30 Mart, biraz da bu tehlikeli adımlara Türk Ulusunun “Dur” deme fırsatıdır,
Bu fırsat kaçırılmamalı…