Sürekli yazıyoruz “30 Mart seçimleri, kendi anlamının ötesinde önem taşımaktadır”
Bu seçimde Türk Ulusunun büyük ve sessiz çoğunluğunun ümidi, AKP İktidarının demokratik yoldan iktidardan indirilebilme yolunu açacak bir sonuç alınmasıdır.
Bunun başarılabilmesinde CHP de, sadece “Ana Muhalefet Partisi” olarak değil; bunun da ötesinde, “Cumhuriyetin Kurucu Siyasi Kurumu” olarak sorumluluk altında, adeta başarıya mahkûm durumdadır.
Başarı, CHP’de siyaset yapmak isteyenlerin hepsi için kazanç; Fırsatın kaybı ise, siyasal geleceğini CHP çatısında görenlerin hepsi için çok olumsuz olacaktır.
Bu itibarla, 30 Mart Seçimlerine gidilirken herkes, “Büyük Resmi” tümüyle ve iyi kavrayabilmeli.
11 Yıldır el ele, kol kola iktidar olanlar bugün kavgaya girdilerse, sanılmasın ki a) kendi özellerinden kaynaklanan bir sorun var, b) Bu ikiliden “ehven” olan var.
Hayır a) Ehven yok, ehven-i şer de sonunda şerdir; b) Elzem olan ise, ikisinden de kurtulmaktır.
Olan bitene soğukkanlılıkla bakılınca görülenler:
“AKP-Cemaat” işbirliğine son veren; Türk Ulusunun emperyalizmle savaşı kazanarak kurduğu Cumhuriyeti “Tasfiye” görevi verenleri rahatsız eden, AKP/RTE İktidarının “Raydan çıkma” durumu.
Bu nedenle İktidarın şikâyet ettiği “Operasyonların” arkasında “Okyanus Ötesi” var;
Ama “The Cemaat”i kontrol eden de Sam Amca, unutmamalı.
“Uncle Sam”ın “Raydan çıktı” değerlendirmesi nedeniyle AKP İktidarı “Son Kullanma tarihi geçti” ilan edildi.
Öte yandan gerek AKP İktidarı, gerek onların “Paralel Devlet” diye itham ettikleri, her ikisi de “Laik, Demokratik, Sosyal Hukuk Devleti” özündeki, “Üniter/Ulus Devlet” yapısındaki Cumhuriyetimizle, Lozan ile sorunludurlar.
Bu nedenle “İki kötülükten biri” asla Atatürk’ün emaneti Cumhuriyeti korumaya yeminli “Mustafa Kemal’in askerleri için kabul edilebilir olamaz.
Birisi, işime geldiği süre “Kullanırım” diye göz yumduğu “Paralel Yapı”yı tasfiye ederken “Tek Adamlığını” destekleyecek bir “Demokrasi dışı Yapı” kurmak istiyorsa, asla mazur görülemez.
İktidar-Cemaat kavgasında açığa çıkan “Yolsuzluklar ve Rüşvetler” batağına da; AKP Dış Politikasının ülkemize bulaştırabileceği “Mafyozi Yöntemlere başvuran Devlet” görünümüne ve hatta “Terörist Devlet” ilan ettirebilecek yanlışlıklarına da tahammül gösterilemez.
Bu durumdan çıkışın tek çaresi, Cumhuriyetimizin “Kuruluş Felsefesi” özünde, “Demokratik Hukuk Devleti” olmanın asgari şartı “Kuvvetler Ayrılığı” ve “Hukukun Üstünlüğünün” işlediği bir yapıyı yeniden inşa etmektir.
İşte CHP, bu nedenle bugün, 1919 Yılının Mayıs ayında başladığı “Kurtuluş” ve “Kuruluş” mücadelesinin, yeniden “Amiral Gemisi” olmak durumundadır.
Bu nedenledir ki CHP ve gerçek CHP’liler objektif ve gerçekçi olabilmeye mecbur, hatta mahkûmlardır.
Çünkü bugün söz konusu Vatan’dır;
Durum öyle vahim ki “Adalet, Mülkün Temelidir” anlayışını anlamsız ve işlevsiz kılacak bir durumdayız;
Sayın Başbakan “Paralel Yapı, Yargı’yı ele geçirdi” diyor, vahim!
Ve fakat aynı Sayın Başbakan, yakındığı durumdan kurtuluş yolunu “Kendisine bağlı Yargı” olarak görüyor; Kabulü gayri mümkün!
O halde gerçek CHP, gerçekten CHP’li olanlar, gerek kişisel gerek kurumsal olarak, CHP Lideri Kemal kılıçdaroğlu’nun “30 Mart Seçimlerini kazanarak, AKP’ye ve onların yanlış gidişine dur demeliyiz” ana fikrine dayalı “Aday Tespitleri”ne, seçim stratejisine destek olmalıdırlar.
Bir “Genel Yerel Seçim” sürecinde, her parti için önemli ve kritik tercihlerin söz konusu olduğu genişlikteki değerlendirme ve karar verme sürecinde, elbette yanlışlıklar da yapılacaktır.
Burada marifet “Hatadan dönmek fazilettir” diyebilmek; “Zararın neresinden dönsem kârdayım” anlayışını ihmal etmemektir.
“Gönülsüz aş, ya karın ağrıtır ya baş” atasözü unutulmamalı;
“Armudun sapı, üzümün çöpü” diye vakit kaybedip, “Akıllı hesap edene kadar deli kızını everir” özdeyişindeki vaziyete düşmemeyi başarabilmektir.
Bu seçimlerde, bir “Bütünşehir Belediyesi” bir de “İlçe Belediyeleri” sandıkları var.
Yani “İlçe Belediyeleri”ni “Fark yapıp kazanmak” suretiyle yapılacak “Averaj”, sonuçta “Bütünşehir” için avantaj olacak.
Şu gerçek ki Adana’da her parti her ilçede aynı durumda değil;
Kimi bir yerde güçlü, kimi diğerinde;
Kazanılan ilçelerdeki “Artı Averaj” ne denli fazla olursa, kaybedilen yerlerdeki “Eksi Averaj”ın olumsuzluğu telafi olunabiliyor.
Bu nedenle kimse “Ne oldum delisi” olmamalı; “Nasıl olsa kazanıyorum” şımarıklığı ile “Averaj” yapılacak yerlerde “Yarım-sıfır olsun, yeter” yanlış hesabına yatmamalıdır.
CHP ve CHP’liler için gün “Gerçekçi, Objektif, Özverili ve Mütevazi” olabilme günüdür,
Gerekirse “Hatadan dönme fazileti” de gösterilebilmeli…