MHP'li Yusuf Kanlı’dan Kararlı Duruş!
MHP'li Yusuf Kanlı’dan Kararlı Duruş!
İçeriği Görüntüle

Özlale,TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda, en düşük emekli aylığının artırılmasını da içeren Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede (KHK) Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin görüşmeleri sürüyor.

Emekli aylığı ödemelerinin milli gelire oranının 15 yıldır değişmediğini dile getiren CHP İzmir milletvekili Prof. Dr. Ümit Özlale, “Emekli aylığı ödemelerinin millî gelire oranı devamlı yüzde 6 seviyesinde. Yani öyle bir şey yapmışız ki biz "Biz millî gelirin yüzde 6'sını emeklilere ayıralım, 15 milyon emekli de olsa, 20 milyon emekli de olsa onlar bunu bölüşsünler." Ortaya da o zaman bir bölüşüm krizi çıkıyor” dedi.

EMEKLİ AYLIĞININ KİŞİ BAŞI MİLLÎ GELİRE ORANI YÜZDE 60'KEN ŞİMDİ BU ORAN YÜZDE 33'E DÜŞTÜ

Özlale, iktidara yönelik eleştirilerde bulunarak, “Demografik fırsat penceresini, hiçbir şekilde doğru istihdam politikaları izlemediğiniz için kaçırdık ve ondan sonra baktığınız zaman, millî gelirden emeklilere ayrılan pay aynı ama emeklilerin sayısı artıyor. O zaman da ne oluyor? Bundan çok değil on beş sene önce ortalama emekli aylığının kişi başı millî gelire oranı yüzde 60'ken şimdi bu oran yüzde 33'e düşüyor. Çok ciddi bir bölüşüm krizi var, ilk önce bunu adreslememiz lazım” İfadelerini kullandı.

“NEDEN EN DÜŞÜK EMEKLİ MAAŞIYLA İLGİLİ BİR DÜZENLEMEYE İHTİYAÇ DUYUYORUZ?”

CHP İzmir Milletvekili Ümit Özlale konuşmasında, 2019’dan beri her sene en düşük emekli maaşıyla ilgili bir düzenleme yapıldığını belirtti. “Biz neden en düşük emekli maaşıyla ilgili bir düzenlemeye ihtiyaç duyuyoruz?” diye soran Özlale konuşamasına “Çünkü bir, enflasyonu yanlış hesaplıyoruz; enflasyon yanlış hesapladığınız için, özellikle gıda endeksine, açlık sınırına, yoksulluk sınırına göre baktığınız zaman emekli maaşları bir süre sonra hakça, insanca yaşanabilir bir seviyenin altına düşüyor” diye devam etti.

ULUSLARARASI EMEKLİLİK ENDEKSİNDE TÜRKİYE 44 ÜLKE ARASINDA 42’NCİ SIRADA

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın kişi başına milli gelirin 18 bin dolara yaklaşacağını belirterek, “Son 23 yılda Türkiye alt orta gelir grubundan üst orta gelir grubuna çıktı. Bu yılki gelişmeler bu şekilde devam ederse ilk defa yüksek gelirli ülkeler ligine adım atmış olacağız” ifadelerine atıfta bulunan Özlale, “Türkiye bu sene yüksek gelirli ülke statüsüne geliyor, Sayın Cevdet Yılmaz burada söyledi; hiçbir yüksek gelirli ülke duydunuz mu ki emekli maaşı ile asgari ücreti açlık sınırı üzerinden tartışsın? İlk önce burada sistemsel bir hata var ve bu, AK Parti'nin yanlış politikalarının ürünü. Altın ya da simit hesabını bırakalım, onlarda inanmıyorsunuz, dünyaya bakalım yani Türkiye'deki emeklilik sistemi dünyanın neresinde? Bu işle ilgili olan herkes bilir ki iki tane endeks vardır, Mercer ile Natixis. Arkadaşlar, biz burada bir tanesinde Hindistan'ın bir üstündeyiz; Çin'den, Brezilya'dan daha kötü durumdayız, bir tanesinde de Kolombiya ile Hindistan'ın ötesindeyiz. 44 ülke arasında emeklilerin mali durumunda 42'nci sıradayız. Yani altın, simit hesabını bırak Kolombiya'yla aynı seviyedesin, Çin'den, Brezilya'dan daha kötü durumdasın; sen bu hâlinle nasıl yüksek gelirli bir ülke olursun?” dedi.

İŞVERENE ASGARİ ÜCRET DESTEĞİ OLARAK ÖNERİLEN GÜNLÜK 42 LİRA İLE Mİ İSTİHDAMI ARTIRACAKSINIZ?

Türkiye’nin istihdam oranın dünya ortalamasının çok altında olduğunun altını çizen Özlale, İstihdam yaratmak için işverene verilen asgari ücret desteği olarak günlük 42 liraya çıkarılmasının önerildiğini dile getirdi. Tek çözümün istihdamı artırmak ifade eden Özlale, iktidarı “İşverene asgari ücret desteği olarak günlük 42 lira önermişsiniz. Ya, böyle mi istihdamı artırmayı düşünüyorsunuz? 33 liradan 42 liraya çıkmış. Ya, 2 tane simit parası değil” sözleriyle eleştirdi.

Özlale, konuşmasında çözüm önerilerini şöyle dile getirdi:

“Buradan çıkış yolu ne? Biraz önce Sayın Usta, EPDK yolsuzluğundan örnek verdi, Trendyol örneği olsun hepsine katılıyorum ama orta, uzun dönemde başka yapmamız gereken bir şey var arkadaşlar, çalışan sayısını artırmamız lazım. Bakın, bugün pasif dosya sayısındaki artış aktif sigorta sayısındaki artışın tam 10 katı. Hiçbir şey yapmazsak bu sorun devam edecek ve biz seneye yine, emeklilerden gelen daha artan bir şikâyetle tekrardan en düşük emekli maaşını konuşmak zorunda kalacağız. "Bunun kaynağı ne? diye soruyorsanız kaynak burada, Türkiye'nin en büyük kaynağı insan kaynağı. Arkadaşlar, bizim ülkemizin üçte 1'i çalışıyor. Tekrar söyleyeyim: Bizim ülkemizin üçte 1'i çalışıyor, bu çalışanların da yarıya yakını açlık sınırının altında kalan asgari ücret alıyor. Bizim bu yapısal problemden, bu sistemsel problemden çıkmamızın tek yolu istihdam yaratmak. İstihdam oranımız dünya ortalamasının altında değil, çok altında. Peki, nasıl yaratacağız? Burada sizin oylarınızla kabul edilen bütçeye baktığımız zaman, işsizlikle mücadeleye bütçenin üstünde bir pay ayırdınız mı? Hayır. Yaşam boyu öğrenmeye ayırdınız mı? Ona da hayır. İşsizlikle mücadele için bütçeden pay ayırmadan, işsizlikle doğru bir şekilde mücadele etmeden, yeni bir beceri politikası geliştirmeden siz istihdam sayısını artıramazsınız. Burada yine maddelerde tartışacağız. İşverene asgari ücret desteği olarak günlük 42 lira önermişsiniz. Ya, böyle mi istihdamı artırmayı düşünüyorsunuz? 33 liradan 42 liraya çıkmış. Ya, 2 tane simit parası değil, simit hesabı yapmayalım diyoruz ama eğer siz ekstradan bir istihdam yaratmak istiyorsanız sizin devlet olarak işverene verdiğiniz günlük destek 42 lira arkadaşlar ve onu da yanlış bir şekilde İşsizlik Sigortası Fonu'ndan alıyorsunuz. İşsizlik Sigortası Fonu işsiz duruma düşmüş ve yeniden iş hayatına kazandırılmak için işsiz dururken o kişiye verilmesi gereken paradır. Siz çalışan birisinin -ne derler- asgari ücret desteğini İşsizlik Sigortası Fonu'ndan veremezsiniz, Fonu amacı dışında kullanamazsınız. Bakın, bizim bu istihdam problemini çözmemiz için 1,1 milyon erkeğe ve 4,9 milyon kadına istihdam yaratmamız lazım. Bunu yaratmadığınız sürece biz her sene burada emeklilerimizin durumunu konuşuruz. Hem sadece en düşük emekli maaşını değil bütün emeklilerin, bütün emekçilerin problemini konuşuruz.”

Özlale’nin konuşmasının tamamı şöyle:

“İlk önce şunu sormak gerekiyor herhâlde: 2019 yılından beri biz her sene en düşük emekli maaşıyla ilgili bir düzenleme yapıyorsak çok büyük bir yapısal sistem problemimiz var demektir yani altı sene boyunca her sene biz neden en düşük emekli maaşıyla ilgili bir düzenlemeye ihtiyaç duyuyoruz? Biraz önce Sayın Usta da bunu çok net bir şekilde söyledi. Çünkü bir, enflasyonu yanlış hesaplıyoruz; enflasyon yanlış hesapladığınız için, özellikle gıda endeksine, açlık sınırına, yoksulluk sınırına göre baktığınız zaman emekli maaşları bir süre sonra hakça, insanca yaşanabilir bir seviyenin altına düşüyor. Bir başka nokta da şu: Asgari ücreti ya da emekli maaşlarını bizim açlık sınırı üzerinden değerlendirmemiz de hem emeğe hem de emekliye utanç verici bir şey. Ben neden asgari ücreti, neden bir emeği ya da emeklinin hak ettiği maaşı açlık sınırı üzerinden tartışayım? Türkiye bu sene yüksek gelirli ülke statüsüne geliyor, Sayın Cevdet Yılmaz burada söyledi; hiçbir yüksek gelirli ülke duydunuz mu ki emekli maaşı ile asgari ücreti açlık sınırı üzerinden tartışsın? İlk önce burada sistemsel bir hata var ve bu, AK Parti'nin yanlış politikalarının ürünü.

Şimdi, altın ya da simit hesabını bırakalım, onlarda inanmıyorsunuz, dünyaya bakalım yani Türkiye'deki emeklilik sistemi dünyanın neresinde? Bu işle ilgili olan herkes bilir ki iki tane endeks vardır, Mercer ile Natixis. Arkadaşlar, biz burada bir tanesinde Hindistan'ın bir üstündeyiz; Çin'den, Brezilya'dan daha kötü durumdayız, bir tanesinde de Kolombiya ile Hindistan'ın ötesindeyiz. 44 ülke arasında emeklilerin mali durumunda 42'nci sıradayız. Yani altın, simit hesabını bırak Kolombiya'yla aynı seviyedesin, Çin'den, Brezilya'dan daha kötü durumdasın; sen bu hâlinle nasıl yüksek gelirli bir ülke olursun?

Bir başka nokta şu: Çok ciddi bir bölüşüm krizi var. Bakın, burada benden önce sayın vekiller de söyledi, ben de burada grafikleştirdim, ilk önce alta bakın, emekli aylığı ödemelerinin millî gelire oranı devamlı yüzde 6 seviyesinde. Yani öyle bir şey yapmışız ki biz "Biz millî gelirin yüzde 6'sını emeklilere ayıralım, 15 milyon emekli de olsa, 20 milyon emekli de olsa onlar bunu bölüşsünler." Ortaya da o zaman bir bölüşüm krizi çıkıyor. Neden? Çünkü emekli sayımız artıyor. Demografik fırsat penceresini, hiçbir şekilde doğru istihdam politikaları izlemediğiniz için kaçırdık ve ondan sonra baktığınız zaman, millî gelirden emeklilere ayrılan pay aynı ama emeklilerin sayısı artıyor. O zaman da ne oluyor? Bundan çok değil on beş sene önce ortalama emekli aylığının kişi başı millî gelire oranı yüzde 60'ken şimdi bu oran yüzde 33'e düşüyor. Çok ciddi bir bölüşüm krizi var, ilk önce bunu adreslememiz lazım.

Emeklilerin durumuna TÜİK anketleriyle bakalım. Bakın, emekli aylığı TÜİK'in Yaşam Memnuniyeti Anketi'dir, oradan bakabilirsiniz. Emekli aylığı giren hanelerde ay sonunu getirmekte zorlandığını beyan edenlerin oranı devamlı artıyor son beş senedir, bu sisteme geçtiğimizden beri. O yüzden de zaten bu sistem artık sürdürülemez olduğu için devamlı en düşük emekli aylığına bir kurumsal düzenleme getiriyorsunuz fakat o zaman da toplumdaki sosyal adaleti bozuyorsunuz. Otuz sene, otuz beş sene boyunca çalışan kişi 25-26 bin lira maaş alırken, çok daha az prim ödeyen, daha az çalışan birisi 20 bin lira alınca, bu sefer, en düşük emekli maaşı artırdığınız zaman sosyal adalet bozuluyor. Bize emekli maaşının yetmediğinden haklı şekilde şikâyet edenler kadar başka şikâyet edenler de şunlar: "Neden ben otuz sene en yüksekten prim ödediğim hâlde benim emekli aylığım en düşük emekli aylığına giderek yakınsıyor?" diyor. Partinizin adında "Adalet ve Kalkınma" var, bunun neresinde adalet var?

Bakın, bu, üzerinde çok düşünmemiz gereken şey, Metropoll "Türkiye'nin Nabzı" anketi, emeklilerin tam yüzde 70'i kendini tükenmiş hissediyor. Sadece en düşük emekli maaşı alanlar değil, hepsi tükenmiş hissediyor ve kendisini tükenmiş hisseden gruplara baktığımız zaman en yüksek oranda emeklilerde, daha sonra çalışanlarda, ev hanımlarında; Türkiye'de ev hanımlarının üçte 2'si kendini tükenmiş hissediyor. Yine, İstanbul özelinde yapılan bir ankette, ev hanımlarına "Neyi hayal ediyorsun?" diye soruyorlar, "Kuş olup uçmak." diyor. Mahalleye, eve sıkıştırdığınız, her an geçim derdini düşünen ev hanımları var. Herkes kendini artık tükenmiş hissediyor bu politikalar sonucunda. Ben demiyorum, anketler söylüyor, hem de herkesin rahatlıkla verilerine ulaşabileceği anketler söylüyor.

Peki, buradan çıkış yolu ne? Biraz önce Sayın Usta, EPDK yolsuzluğundan örnek verdi, Trendyol örneği olsun hepsine katılıyorum ama orta, uzun dönemde başka yapmamız gereken bir şey var arkadaşlar, çalışan sayısını artırmamız lazım. Bakın, bugün pasif dosya sayısındaki artış aktif sigorta sayısındaki artışın tam 10 katı. Hiçbir şey yapmazsak bu sorun devam edecek ve biz seneye yine, emeklilerden gelen daha artan bir şikâyetle tekrardan en düşük emekli maaşını konuşmak zorunda kalacağız. "Bunun kaynağı ne? diye soruyorsanız -İsmail Bey burada yok ama devamlı kaynak soruyor- kaynak burada, Türkiye'nin en büyük kaynağı insan kaynağı. Arkadaşlar, bizim ülkemizin üçte 1'i çalışıyor. Tekrar söyleyeyim: Bizim ülkemizin üçte 1'i çalışıyor, bu çalışanların da yarıya yakını açlık sınırının altında kalan asgari ücret alıyor. Bizim bu yapısal problemden, bu sistemsel problemden çıkmamızın tek yolu istihdam yaratmak. İstihdam oranımız dünya ortalamasının altında değil, çok altında. Peki, nasıl yaratacağız? Burada sizin oylarınızla kabul edilen bütçeye baktığımız zaman, işsizlikle mücadeleye bütçenin üstünde bir pay ayırdınız mı? Hayır. Yaşam boyu öğrenmeye ayırdınız mı? Ona da hayır. İşsizlikle mücadele için bütçeden pay ayırmadan, işsizlikle doğru bir şekilde mücadele etmeden, yeni bir beceri politikası geliştirmeden siz istihdam sayısını artıramazsınız. Burada yine maddelerde tartışacağız. İşverene asgari ücret desteği olarak günlük 42 lira önermişsiniz. Ya, böyle mi istihdamı artırmayı düşünüyorsunuz? 33 liradan 42 liraya çıkmış. Ya, 2 tane simit parası değil, simit hesabı yapmayalım diyoruz ama eğer siz ekstradan bir istihdam yaratmak istiyorsanız sizin devlet olarak işverene verdiğiniz günlük destek 42 lira arkadaşlar ve onu da yanlış bir şekilde İşsizlik Sigortası Fonu'ndan alıyorsunuz. İşsizlik Sigortası Fonu işsiz duruma düşmüş ve yeniden iş hayatına kazandırılmak için işsiz dururken o kişiye verilmesi gereken paradır. Siz çalışan birisinin -ne derler- asgari ücret desteğini İşsizlik Sigortası Fonu'ndan veremezsiniz, Fonu amacı dışında kullanamazsınız. Bakın, bizim bu istihdam problemini çözmemiz için 1,1 milyon erkeğe ve 4,9 milyon kadına istihdam yaratmamız lazım. Bunu yaratmadığınız sürece biz her sene burada emeklilerimizin durumunu konuşuruz. Hem sadece en düşük emekli maaşını değil bütün emeklilerin, bütün emekçilerin problemini konuşuruz.

Şimdi bunu en sona sakladım, bu çok can acıtıcı bir slayt ve aslında toplum olarak nereye geldiğimizi gösteriyor. Ülkeyi bir arada tutan şey insanların birbirine ve kurumlarına güvenidir. Eğer insanlar birbirlerine güvenirlerse, devletin kurumlarına güvenirlerse orada bir politika daha etkileyici olur, o ülke bölünmez, o ülke birbirine düşmez, o ülkede fikrî çatışmalar daha az olur. Şimdi, bakınız, tekrardan Türkiye'nin Nabzı anketi; çok değil, Aralık 2025'te. Emeklilere baktığınız zaman, emeklilerin tam yüzde 70'i ne artık başkasına güveniyor ne de bu devletin kurumlarına güveniyor. Bizim üzerimizde bütün partilerin düşünmesi gereken şeylerden bir tanesi bu. Çalışanlar, ücretliler... Bu ücretlilerin tam dörtte 3'ü ne kurumlara güveniyor ne insanlara güveniyor. Öğrencilere bakınız, öğrencilerin yüzde 59,1'i, yüzde 60'ı hâlâ insanlara güveniyor ama devletin kurumlarına güvenmiyor. Bizim en çok üzerinde durmamız gereken şeylerden bir tanesi bu. Burada devletin çok saygın bürokratları var. Sizler bu güveni nasıl inşa edeceksiniz? TÜİK tamamıyla taraflı enflasyon açıkladığı için emeklileri insanca yaşamaktan çıkaran bir kuruma insanların nasıl yeniden güven duymasını sağlayacaksınız?

İnsanın insana yani benim bir AK Partili arkadaşıma, Milliyetçi Hareket Partili arkadaşıma, DEM Partili arkadaşıma güvenmem için ne yapacaksınız? Bizim en önemli problemimiz bu”