Televizyon kanalının birinde gazete başlıklarını okurken beğenmediği yorum nedeniyle gazeteyi izleyicilere aldırış etmeden yırtan bir kişi vardı. İsmini hatırlamıyorum. Gerçi o zaman da bilmezdim ya neyse. Elinde tuttuğu gazetenin hangi emeklerle çıkarıldığını kavrayamayan ancak bu ülkede televizyonculuk yapmaya ya da oynamaya çalışan zat-ı muhterem hafızalardaki yerini koruyor.
Geçenlerde aynı olay Adana'da da yaşanmış. Ama bu kez olayı gerçekleştiren televizyoncu değil. Ne acıdır ki gazeteciliğin okulunu okuduğunu, bu işin mekteplisi olduğunu söyleyen bir isim. Adana Valiliği Özel Kalem Müdürü, yine bize kızacak, köpürecek. Kendisi ile bir kez olsun karşılaşmış değilim. Art niyetim, husumetim olmadığı gibi düşmanlığım hiç yok. Sayın Müdür, kendisine uzatılan bir gazetedeki eleştirilere dayanamayarak, sözkonusu gazeteyi ani bir refleksle birkaç parçaya ayırıyor ve çöpe atıyor. Geçtiğimiz günlerde kaleme aldığımız bir yazı nedeniyle arayıp eleştirilerini bir bir sıralayan ve özellikle "Ben gazeteciliğin okulunu okudum, x, x, x isimlere sorabilirsiniz" diyen ve Adana'nın en önemli kurumunun tepe noktası sayılan bir yerde görev yapan bir kişinin yaptığına bakar mısınız?
"Ben gazeteciyim, bu işi iyi bilirim" demekle, yakasında gazeteci rozeti taşımakla gazeteci olunmaz. Gazeteci olduğunu iddia eden bir kişi öncelikle gazetelerin ve özellikle yerel gazetelerin hangi meşakketlerden geçerek okuyucuya ulaştırıldığını analiz etmek durumundadır. Bir gazeteci sırf eleştirel yaklaştığı için söz konusu gazeteyi parçalayamayacağı gibi sade bir yurttaşın dahi gazeteyi hışımla ve nefretle yırtmasına seyirci kalmamalıdır.
Valilik Koruma Amiri ve bazı gazetecilerin yanında yaptığınız bu hareketi kendinize nasıl yakıştırdınız? Yaptığınız yanlış davranış yanınızda bulunan arkadaşlarımıza ve gıyabında o gazetenin sahip ve çalışanlarına tam anlamıyla bir hakaret sayılmaz mı? Biraz daha geniş perspektifle onurlu mesleğe yapılmış yakışıksız bir davranış olarak algılanamaz mı? Üstelik Vali Sayın Hüseyin Avni Coş da sizin gazeteciliğinize ve halkla diyaloğunuza inanmışken eleştiriye tahammül etmeniz gerekmiyor mu? Haber ya da yorumu beğenmiyor olabilirsiniz. Yalan veya yanlış olduğunu da iddia edebilirsiniz. Bu işi düzeltmenin çeşitli yolları mevcuttur. Yapmanız gereken gazeteye ya da gazeteciye doğru bilgileri iletmek, yayınlanmasını istemek, olmuyorsa hukuki yollara başvurmaktır. Zira gazetecilikte yanlış yapanın yanına kar kalmayacağı gerçeğini herkes bilir.
Gazeteciliğin mekteplisi de alaylısı da iyi idrak eder ki bu meslekte emek kutsal değerdir.
Bunu bilir, bunu söyler, iyi haftalar dilerim.
TÜM ANNELERE
Yılda bir kez hatırlıyoruz. Ama siz göz yumuyorsunuz bu duruma. Küsmeden, darılmadan sıkıca sarıyorsunuz kollarınızda. Bizden gelen küçük bir çiçekle mutlu olmanız ulaşılamaz özelliklerinizi şamar gibi indiriyor suratımıza. Sizi, 365 günün sadece birinde hatırlamak rezilliği hatırlatsa da bana "Bu gün iyi ki varmış" demekten de kendimi alamıyorum.
Ellerinizden öpüyorum.