Sayın Başbakan, devr-i iktidarındaki onca operasyonda, Türk Ordusunun kahraman generallerinden, Üniversite Rektörlerimizden, Halkın gözü-kulağı ve sesi medya mensuplarından, gençlerimizden esirgediği esirgediği şefkati/şefaati, “asrın yolsuzluğu” denilebilecek vüs’atteki son operasyonda, inkarı gayri mümkün somut delillerle yakayı ele verenlere cömertçe sergileyip, üstelik bir de bu yapılan yolsuzluklara “komplo” deyip örtbast etmeye çalışırsa gelinen yer, “zurnanın zırt dediği” yerdir.
Zanlıları delillerle yakalayan polis şeflerini “oğluna operasyon yapacağım” diye Bakan Babalara önceden söylemedi diye açığa alır;
Olayı soruşturan Savcılara, adeta gözdağı gibi demeçler patlatırken, bir yandan da “Denetçi/Gözlemci” olarak, kamuoyunda rahatsızlık yaratan yeni savcılar soruşturmaya eklenir, olay sonuçsuz bırakılmak istenirse, insan dayanamayıp haykırarak sorar:

Sayın Başbakan, peki bu zanlıların hiç mi suçu olamaz?”

Nedir o pek övdüğünüz banka genel müdürünün evinde, ayakkabı kutusunda yakalanan milyon dolarlar?

Nedir bakan oğullarının evlerindeki onlarca kasanın varlık nedeni?

Neden “komplo” demeden evvel, Marmaray’ı tehlikeye soktu denilen ve tarihe suikast inşaatleri sorgulamıyorsunuz?

Neden halkın aklını kemiren “TOKİ ve Müteahhit ilişkileri, Çevre Bakanlığı “Türkiye Belediye Başkanlığı” haline getirilip, bu “Merkezi Yetkilendirme” ile Türkiye’nin rantına göz dikildi” iddialarını derinlemesine sorgulamak gelmiyor da, kendi yarattığınız, devleti paylaştığınız “canavar”a sitemle iktifa ediyorsunuz?

Neden sokaktaki adamın bu olanlardan sonra sizin açıklamalarınıza zerre itibar etmeden, “Alçaklara karlar yağıyor, üşümedin mi?

Sen bu işin sonunu Tayyip düşünmedi mi?” şarkısını terennüm ettiğini göremeyip, nasıl bir ruh haliyle, 2023 lerden dem vurabiliyorsunuz?

Dikkat ederseniz bir sizin gibi “çifte standartlı” değiliz;
Elbette evrensel hukuk prensibi “Masumiyet Karinesini” aralarında 3 bakanınızın oğulları, yüksek bürokratlarınız ve “yandaş” müteahhitleriniz olan zanlılardan esirgeyecek değiliz.

Ve fakat sormadan, söylemeden de geçemiyoruz: Peki, hepsi iyi hoş da “hırsızın hiç mi suçu olamaz?” özdeyişini nasıl da anımsayamıyorsunuz?

Sayın Başbakan, neden “Ergenekon” dediğiniz davada “Gönüllü Savcılığa” soyundunuz da bu utanç tablosuna “Komplo” deyip, adeta suçluları himaye eder tavrı tercih ettiniz?

Yoksa “gözaltı sırası oğluna gelir diye böyle davrandı”diyenler haklı mı?

AKP İktidarının, soruşturmayı yürüten kadroları hallaç pamuğu gibi atması karşısında CHP Lideri Kılıçdaroğlu, pek yerinde konuşmuş:

"Polisleri görevden almak AKP'nin suçu kabul ettiğini gösterir

Dilerseniz biraz da bu olayda AKP tarafından “komplocu” ilan edilen “Cemaat” adına, Sayın Gülen’in avukatının açaıklamalarına da yer verelim:

Müvekkilim Fethullah Gülen'e ağır ithamlar yöneltilmesi büyük bir haksızlıktır. Toplumda müvekkilim aleyhinde bir algı oluşturmaya çalışan hukuka aykırı yayınlar son derece esef vericidir. Bu tür söylemler, yargı sürecini olumsuz etkilemeyi ve kamuoyunun dikkatini soruşturmadan ve suçlamaların muhtevasından uzaklaştırmayı hedeflemektedir.

Müvekkilim hakkında ortaya atılan iddialar kesinlikle asılsız ve mesnetsizdir. Muhterem Fethullah Gülen'in bu soruşturmalar ve bunları yürüten kamu görevlileriyle en küçük bir ilgi ve bilgisi bulunmamaktadır.”

Sayın avukat haklı, haklı olmasına da hatta şunu da eklemeliyiz:

Önemli olan ele geçirilen somut deliller ve iddia edilen yolsuzlukların dehşet vericiliği mi, yoksa onu söyleyen filanca diye, olan biteni yok mu sayacağız?

Ne dersiniz, değerli okurlarım; bir zamanlar yedikleri içtikleri ayrı gitmeyen Cemaat’in AKP tarafından acımasızca suçlanması karşısında, Fetullah Hoca adına yapılan şu açıklama hiç göz ardı edilebilir mi?

"İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından son iki günde bazı işadamları, bürokratlar ile siyasilerin yakınları gözaltına alınmıştır. Soruşturmaya konu olan yolsuzluk, rüşvet ve kaçakçılık iddiaları, her ülkede karşılaşılabilen olaylardandır. Nitekim adli organlar ve bağımsız yargı, bunları soruşturmak ve yargılamak için vardır.

Devlet ve toplumlar, bu suçlarla mücadele ettikleri ölçüde demokratik hukuk devletinden söz edilebilir. Dolayısıyla gündemdeki soruşturmaları normal yargı süreci içinde, soğukkanlılıkla değerlendirmek gerekir.”

Evet, gerçekten de en uygunu,çağdaş dünyadaki emsallerde tercih olunan yol bu iken, neden “Komplo” diyerek, pislikleri halı altına süpürmeye niyetlisiniz Sayın Başbakan?

Değerli okurlarım, Cemaat ile AKP, ciddi ve köklü bir yol ayrımında, lamı cimi yok.

Bu iş de burada bitmeyecek, bu da aşikar.

Son olup bitenler artık halkın gözündeki perdeyi araladı.

Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak;

Çünkü karizma çizildi; Testi çatladı;

Çatlak testi ise su tutmazmış…