Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Adana Şubesi’nin 26. Dönem Genel Kurulu tamamlandı. Genel Kurul, 14 Şubat Cumartesi günü Yaşar Kemal Kültür Merkezinde yapıldı. 15 Şubat Pazar günü İMO Adana Şube binasında tek liste ile gerçekleştirilen seçimlerde Çağdaş Demokrat İnşaat Mühendisleri Grubunun Yönetim Kurulu listesi seçildi.
Genel Kurul Toplantısı, Divanın oluşturulması ile başladı. Divan Başkanlığına Abdullah Bakır, başkan yardımcılıklarına Emel Varkal ve Eser Çiğdem Coşkun, yazmanlıklara ise Sevgi Yalçın ile Emin Yüksekkaya seçildi.

Genel Kurula; Adana Büyükşehir Başkan Vekili Güngör Geçer, Adana Milletvekilleri Ayhan Barut ve Müzeyyen Şevkin, TMMOB Adana İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Kerem Şahin, CHP, Emek Partisi, Sol Parti ve TKP temsilcileri ile TMMOB'ye bağlı Odaların Adana Şube Başkanları çok sayıda emek ve meslek örgütünün temsilcisi katıldı.
Toplantının açılış konuşması 25. Dönem Şube Başkanı Hıdır Çak tarafından yapıldı. Çak; genel kurulda yaptığı kapsamlı konuşmada, mühendisliğin yalnızca teknik bir meslek değil, doğrudan insan yaşamını ilgilendiren kamusal bir sorumluluk olduğunu vurguladı. Genel Kurulun, yalnızca geride bırakılan çalışma döneminin değerlendirilmesi değil; aynı zamanda Adana’nın ve ülkenin geleceğine dair mühendislik sorumluluğunun yeniden hatırlanması açısından büyük önem taşıdığını ifade etti.
Türkiye'nin en yakıcı gerçeğinin deprem olduğuna dikkat çeken Çak, deprem güvenliğinin artık bir tercih değil, teknik ve etik bir zorunluluk olduğunu söyledi. 6 Şubat depremlerinin, yıllardır yapılan uyarıların ne kadar haklı olduğunu acı biçimde ortaya koyduğunu belirten Çak, “Doğal afetler kader değildir. Kader olarak sunulan şey; ihmallerin, denetimsizliğin ve rant odaklı politikaların üzerinin örtülmesidir. Mühendislik ise bu anlayışı değiştirebilecek en güçlü araçtır” dedi.
Çalışma dönemleri boyunca yapı stokunun incelenmesi, riskli yapıların belirlenmesi, güçlendirme ve kentsel dönüşüm süreçlerinin bilimsel esaslara göre yürütülmesi için yoğun emek harcadıklarını aktaran Çak, hazırlanan teknik raporların ilgili kurumlara iletildiğini ve afetlere dirençli kentler için mühendisliğin rehber alınması gerektiğini her platformda dile getirdiklerini söyledi.

Yerel yönetimlerle kurulan iş birliklerine de değinen Çak, belediyelerle imzalanan protokollerle mesleki standartların yükseltilmesinin ve yapı güvenliğine doğrudan katkı sunulmasının hedeflendiğini ifade etti. Adana’daki yapı stokunun kapsamlı bir envanterinin çıkarılmasının hayati önemde olduğunu vurgulayan Çak, bu konuda yerel yönetimlerle ortak çalışmaya hazır olduklarını da açıkça dile getirdi.
Deprem sonrası yürütülen yargılamalara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çak, davaların çoğunlukla yalnızca yapım sürecinde görev alan mühendisler ve teknik personel üzerinden şekillendiğini söyledi. Oysa güvenli bir yapının ortaya çıkmasının; imar planları, ruhsat süreçleri, denetim mekanizmaları ve idari kararlar dâhil olmak üzere çok katmanlı bir sürecin ürünü olduğunu vurguladı. Bu sürecin yalnızca tek bir halkasına odaklanılarak yapılan yargılamaların hem teknik gerçeklikle hem de hukuki sorumluluk ilkeleriyle bağdaşmadığını ifade etti.
İmar affı ve barışı uygulamalarının yapı güvenliğini ortadan kaldırdığını belirten Çak; ruhsatsız kat ilaveleri, taşıyıcı sistemi tahrip eden müdahaleler ve tüm bu süreçlere göz yuman idari-siyasi sorumlulukların depremlerdeki yıkımın temel nedenleri olduğunu söyledi. “Hesap sorulması gereken asıl alan, bu sistematik ve yaygın ihlaller bütünüdür” diye konuştu.
Yapı denetim sistemindeki sorunlara da dikkat çeken Çak, şantiyelerde sürekli ve etkin mühendislik denetiminin hâlâ tam anlamıyla sağlanamadığını belirtti. Proje müellifi, şantiye şefi, fenni mesul, yapı denetim firması ve müteahhit arasındaki yetki ve sorumluluk karmaşasının devam ettiğini, periyodik yapı kontrol sisteminin bulunmamasının büyük bir eksiklik olduğunu ifade etti.
Türkiye'deki müteahhitlik sistemini de eleştiren Çak, müteahhitliğin serbest bir ticari faaliyet alanı olarak değil, teknik uzmanlık gerektiren bir alan olarak tanımlanması gerektiğini söyledi. Avrupa ülkeleriyle karşılaştırıldığında Türkiye’de müteahhit sayısının olağanüstü yüksek olduğuna dikkat çeken Çak, mühendis ortaklığının zorunlu hale getirilmesi gerektiğini vurguladı.
Şantiye şefliğinin hayati önem taşıdığını belirten Çak, “Enkaz başında ‘kimse var mı?’ diye bağırmamak için, her şantiyede tam zamanlı bir şantiye şefi olmalıdır” dedi. İMO’nun uzun süredir yürüttüğü “her şantiye bir şef” kampanyasının bu anlayışın ürünü olduğunu ifade etti.
Konuşmasının sonunda mühendisliğin yalnızca yapı üretmek değil, insan yaşamını korumak anlamına geldiğini vurgulayan Çak, mesleğin doğrudan bir kamu hizmeti olduğunu söyledi. Yeni dönemde de bilimden, teknikten ve kamu yararından ödün vermeden, mesleğin saygınlığını ve toplumun güvenliğini önceleyen bir anlayışla çalışmayı sürdüreceklerini belirtti.
15 Şubat Pazar günü tek liste ile gerçekleştirilen seçimlerde Hıdır Çak, Sinem Çelik, Umut Baran Ası, Anıl Kılınç, Hava Basit, Munise Şen Altuntaş ve Recai Ünsal Ekinci 26. Dönem Yönetim Kurulu asıl üyeliğine; Nilüfer Abbasi Yergök, Necati Berke Güvel, Deniz Kaya, Umud Dağlı, Süleyman Esen, Halil Yağcı ve Hüseyin Mesut Kızılkan ise yedek üyeliğe seçildi.



