13 Şubat 2024 tarihinde Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından Erzincan İliç de işletilen Çöpler Altın Madeni İşletmesinde yığın liçi (heap leach) sahasına yığılmış malzemenin duraysızlık sonucunda kaymasıyla kütle hareketi yaşandığını anımsatan Dr. Mehmet Tatar, yığın altında kalan 9 maden emekçisinin bir an önce sağlıklı şekilde kurtarılmalarını umduklarını belirtti.

“EN BÜYÜK ÇEVRE FELAKETİ”

Yaşanan olumsuz tablonun Türkiye’de madencilik alanında son yıllarda görülen en büyük çevre felaketlerinden birine neden olduğuna değinen JMO Adana Şube Başkanı Dr. Mehmet Tatar oda olarak tespitlerini ve uyarılarını kamuoyuyla paylaştı.

2022 yılı Haziran ayında yine Çöpler Altın Madeni İşletmesi yığın liçi sahasındaki siyanür karışımı çözelti götüren borularda yaşanan kırılma sonucunda, çözelti, yığın liçi sahasının hemen doğusundan geçen ve aktif bir fay tarafından (Munzur Fay Zonu)  kontrol edilen Sabırlı Deresine aktığını hatırlatan Dr. Tatar “Odamız o dönemde de bölgede incelemelerde bulunmuştu. İncelemeler sonucunda, işletme sahası içerisinde MTA Genel Müdürlüğü tarafından 2013 yılında yayınlanan Türkiye Diri Fay Haritasında aktif olduğu ifade edilen ve Munzur segmenti olarak tanımlanan bir fay hattının bulunduğu tespit edilmiştir. Ancak bu fay hattının işletme projeleri hazırlanırken dikkate alınmadığı, hatta fayın inaktif olduğunun belirtildiği, hazırlanan atık depolama, üretim ve diğer tesis projelerinde 0.30 g  ivme değerleri gibi düşük ivme değerleri baz alınarak proje hazırlandığı görülmüştür.

“GEREKLİ TEDBİRLERİN ALINMASI GEREKTİĞİ İFADE EDİLMİŞTİ”

Olası büyük bir depremde bu alanda bulunan tesislerin yıkılma riski taşıyabileceği ifade edilerek hazırlanan ve işletilmekte olan atık depolama ve üretim tesisleri ile açık kazı ve yığın liçi için gerekli tasarım parametrelerinin hem statik, hem de dinamik koşullar (açık ocakta patlama ile kazı yapılması nedeniyle) dikkate alınarak yeniden yapılması ve gerekli tedbirlerin alınması gerektiği ifade edilmiştir.  Ancak bu davranışın gelişebilmesi için deprem veya patlatma gibi dinamik bir etkiye de gerek vardır. Bölgede bu ara herhangi büyük bir deprem meydana gelmediği gibi, patlatmanın yapıldığı işletme sahası, yığın liç alanından uzaktadır. Ancak kazı patlatmalarının kaymayı tetikleyip tetiklemediği hususu da göz önüne alınarak gerekli incelemeler yapılmalıdır. “

“ATIK BARAJLARI, JEOLOJİK-YEOTEKNİK ARAŞTIRMA YAPILMADAN YERLEŞTİRİLMİŞ”

7 ve üstü büyüklükte depremlerle karşı karşıya olan Türkiye’de çok sayıda atık barajının, sanayi bölgesi veya tesisinin aktif fay zonları üstüne yeterli jeolojik-jeoteknik araştırma yapılmadan oturtulduğu düşünüldüğünde büyük çevre felaketlerinin kapıda olduğunun unutulmaması gerektiğine dikkat çeken Jeoloji Mühendisleri Odası (JMO) Adana Şube Başkanı Dr. Mehmet Tatar,”Meslek örgüleri, yöre halkı ve ilgili sivil toplum örgütlerinden kaçırılarak hazırlanan, gerçekle örtüşmeyen ÇED raporlarının hazırlanması süreçleri ile bunların izleme, kontrol ve denetim hizmetleri gözden geçirilmeli, meslek örgütleri, ilgili sivil toplum kuruluşları ile yerel idareler izleme, kontrol ve denetim süreçlerindeki etkinliği artırılarak yasal altyapıya kavuşturulmalıdır.” dedi.

JEOLOJİ MÜHENDİSLERİ ODASINDAN ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Çok tehlikeli atıkları barındıran atık baraj yerleri ve işletme tesislerinin yer seçiminin önem arz ettiğini ifade eden Dr. Mehmet Tatar, benzer olayların yaşanmaması için Jeoloji Mühendisleri Odası olarak çözüm önerilerini de şu şekilde paylaştı:

·        “Yer seçimi esnasında yapılması gereken jeolojik-jeoteknik çalışmaların uzman kişi ve kuruluşlar tarafından yapılması konusunda acilen çalışma başlatılmalı, Çevresel Etki Değerlendirilmesi Yönetmeliği ile Çevre Yeterlilik Tebliği, Maden Kanunu Uygulama Yönetmeliği, Atıkların Düzenli Depolanmasına Dair Yönetmelik gibi mevzuat düzenlemeleri katılımcı bir anlayışla gözden geçirilmeli, eksiklikler acilen giderilmelidir.

Mehmet Akça "Birlikte Olacağız, Birlikte Yöneteceğiz" Mehmet Akça "Birlikte Olacağız, Birlikte Yöneteceğiz"

·        Madencilik gibi çok tehlikeli atıkları bünyesinde barındıran sektörel çalışmalara ilişkin raporların, konu hakkında yetkin meslek disiplinleri tarafından hazırlanması sağlanmalı, bu raporların izleme, kontrol ve denetimini yapan kurum personelinin de bu nitelikte olmasına özen gösterilmedir.

·        Maden işletmelerinin denetimi, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığını ile Enerji ve Tabii Kaynakları Bakanlığınca ortaklaşa yapılmasını sağlayacak düzenlemeler hayata geçirilmelidir.

·        Günümüzde çevre felaketlerine neden olan ve bunu da alışkanlık haline getiren firmaların işletme ruhsatlarını derhal iptal edecek düzenlemeler Maden Kanunu ve Çevre Kanunu içinde işlevlendirilmelidir.

·        TMMOB ve bağlı meslek örgütlerinin Çevre kanunu içinde tanımlanan görevlerini yerine getirilmesinin önündeki engeller acilen kaldırılmalıdır.”