Milletimizin başı sağ olsun. Soma’nın tüm kömür şehitlerimiz için Allah’tan rahmet diliyoruz. Kederli yakınlarının acılarını milletçe paylaşıyoruz.
Ne var ki, alınmayan tedbirler için de sitemimizi ilgili odaklara üst düzeyde haykırıyoruz. Tedbirler dürüstçe ve dünya normları dikkate alınarak alınmalıdır. 9 Temmuz 2013 tarihinde Manisa soma’da Soma Holding’e ait kömür ocaklarının birinin açılışında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız bir konuşma yapmıştı.
Konuşmasında Soma Holding’in örnek alınacak niteliklere sahip ocaklarının işçi güvenliğini ön planda tuttuğunu, güvenlikle ilgili sistemlere para harcandıkça, işçilerin kaygıları giderildikçe verimin arttığını gördüklerini ifade ederek, madencilikte artık ithal sistemlerinin yanında yerli üretimin de payının arttığını, bunun madenciliğin diğer alanlarında da yaygınlaşmasını planladıklarını söylemişti. Soma Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Group CEO’su Can Gürkan ise aynı gün şu açıklamayı yapmıştı:
“40 yıldır en yeni teknolojiler ve yüksek güvenlik standartları ile madencilikte standartları belirleyen bir şirketiz.”
Yaşanan son Soma felaketinde de gördük ki; bu açıklamalar anı birlik boş gevezeliklermiş. AKP iktidarlarının 12 yılında 12 binden fazla işçimizin hayatını kaybettiği arşivlerin açık gerçeğidir.
Ülkemizde işçi ölümleri sayısının AB ortalamalarının % 850 oranına ulaşmıştır. İnşallah, maşallah ve hamdolsun nakaratlarıyla canların yok olmasına önlem alınamayacaktır. Berrak ve dürüst yönetim anlayışı ile tarafsız ve etkili iş güvenliği tedbirleriyle dünya standartlarına ulaşılacaktır. Tarafgirlik kirini ellerine bulaştıranlar ve kimi kayırmacılıklarla denetimden muaf kılınan müesseseler, devasa faciaları masum insanımızın alnına ne zamana kadar kader diye yapıştıracaktır? Bu kahreden alçak döngünün millet vicdanını sızlatmaya devam etmesine millet artık son vermelidir.
Diğer taraftan şimdi Sayın Başbakanın tavrı ve bu elim faciaya bakış açısını millet fevkalade bir dikkatle takip etmelidir. Letonya’da bir marketin çatısı çöküp, 54 kişinin öldüğünde ülkenin başbakanı direk olarak hiçbir sorumluluğu olmamasına rağmen istifa etmişti. Letonya Başbakanı İstifasına gerekçe olarak denetimlerin eksik yapıldığını ve bu facianın kendi döneminde olduğu için istifa ettiğini ifade etmişti. Türkiye’nin yanlış dış politikasının neticesi olarak Reyhanlı’da 55 kişi ölmüştü. Eğer Türkiye burnunu Suriye’ye bu denli çevirmeseydi asla o canlar kaybolmayacaktı. Facianın olduğu günlerde başbakanımız kapı gibi ayakta durmuş ve hatta o gün faciayı çok önemsemeden günler sürecek Amerika yolculuğuna çıkmıştı. 
54 vatandaşı öldüğü için daha 10 yıllık bile demokrasi deneyimi olmayan Letonya Başbakanı istifa ederken, 100 yıla yakın cumhuriyet ve demokrasi olgunluğuna sahip Türkiye’nin Başbakanı 200'ün üstündeki can kaybına karşılık kılını bile kıpırdatmayacağını tahmin etmek için müneccim olmaya gerek yoktur.
Tek tesellimiz ve milletimizin yüreğine su serpecek husus; Sayın Başbakanın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın istifasını muhtemel ki; isteyecek olmasıdır. Başbakan eğer bunu da yapamazsa, bu yazıyı ben yazmadım, yazdıysam da dünyanın bir ucunda bulunan Patagonya’daki penguenler için yazdım. Hoşça kalın…