Son olaylara bakan herkes, rahatça “Sayın Başbakan, acaba kendini Dr. Frankenstein konumunda mı hissediyor” diyebilir.

Bizimki elbette ne bir yakıştırma, ne de bire bir benzetme değil; Ancak bu algıya açık bir ruh hali var RTE’de….

Şu var ki, “Dindar” olduğu kadar “Kindar” nesiller yetiştirme arzusuyla meşbu olduğunu saklamayanBaşvekil Tayyip bey; görüntüsüyle bu çağrışıma çanak tutuyor.
Aslında soğukkanlı değerlendirildiğinde sebepleri birden çok –ama hiçbiri Tayyip beyin ithamlarına uygun değil.-

Dolayısıyla sorumlu ilan ettiği odaklar/sorumlular yanlış olan (baş sorumlu Tayyip beydir) -

Bu nedenlerle gerçekçi ve derinlemesine tahlile yanaşmıyor/yapamıyor. 
Niyeti her zamanki gibi “Mağdur” ve “Mazlum”u oynamak;

Önümüzdeki 3 sandıkta böylece başarı sağlamak.

Halbuki AKP’yi iktidar; RTE’yi Başbakan yapan konjonktür değiştiğindeno isteği gerçekleşemez.

(Belki “her işte bir hayır var” dedirtecek, su son ‘Yolsuzluk Operasyonu’ vesilesiyle, ‘Devlet içindeki devlet’ tasfiye olunacak; Darısı ‘Devleti İşgalden/Demokrasiyi Totaliter anlayıştan’ kurtarmaya)

“Gezi” ile başlayıp, “Yolsuzluk Operasyonu” ile doruğa çıkan süreçAKP İktidarını kurgulayanların “Game Over” (Oyun bitti) dediğini gösteriyor.

“Oyuncu”, kendisini rolüne fazla kaptırıp, senaryonun da dışına çıktığından, oyun bitti;

Yani “harç bitti yapı/inşaat paydos” durumları var…
O nedenle “Tek Adamlık” ve “Despotik Yönetim” arzusu yolunda mesafe almaya çalışılmamalı, nafile çaba olur.

O niyetteki iktidarın göremediği ise eski çamların bardak olduğudur;
Tıpkı iç-dışeski “Kankaları” ile şimdi “kanlı-bıçaklı” ve Kavgalı olduğu gibi

AKP Döneminde, Başbakanlığında palazlandırıp İktidarı –ve öyle görünüyor ki- Devletin kimi kurumlarını, paylaşırcasına açtığı bir yapı, çağdaş devlet” ve “Cumhuriyetin esasları” itibarıyla, bugün elde ettikleri mevziler itibarıyla düşündürücü;

Sayın Başbakan, şikayet etmeden önce, bir aynaya bakmalı!

Tayyip bey, sonuç itibarıyla, ciddi delillerle desteklenmiş, yargıdaki olay ortadayken; Bu olayın meydana çıkarılmasında usule dair eleştirileri ölçülü yapmalıdır.

Kamu vicdanının kabul edemeyeceği suiistimal iddialarına, kamuoyuna yansıyan kanıtlara, dehşet veren olgulara rağmen, “komplo” demekle yaptığı; hem kendisine ve partisine hem de “temiz” ve “şeffaf” bir ülke hayallerimize ihanet dedirtecek kadar yanlıştır..

Evet, “Devlet içinde Devlet” olmaz ama Sayın Başbakansiz yaptıklarınızla kendinize, Atatürk’ün kurduğu Laik, Demokratik, Sosyal bir Hukuk devleti; Üniter/Ulus Devlet olan T.C.ye karşı, “T.C.”yi, Türklüğü, kaldırmaya yeltenecek kadar “Gizli Gündem” kuşkusu yeşertmediniz mi?

Sizin geçmişte çoğu Yurtsever Atatürkçü Kişi ve Kurumlara yönelik davalarda, “Evrensel Hukuk İlkesi” olan “Masumiyet Karinesine” duyarsızca “Savcılığa” soyunmanız;

“Düzmece” denilip “Sahteliği” iç ve dış uzman raporlarına dayalı savunulan deliller ve PKK’lı “Gizli Tanıklar” dışında somut kanıtı olmadığından Kamu Vicdanında ceza alanların “Masum” sayıldığı davalarda, Türk Ordusunun Komutanları, Seçilmiş Milletvekilleri başta, zanlılara suçlu muamelesi yaparken kullandığınızı standart ile şimdi ölçütlerinizin farklılaşması, inandırıcılığınızı sıfırlıyor.

Sırf bu da değil;

Neden “Kara Para Aklama” ile birlikte “Hayali İhracat” iddialarını; Bu durum gerçek ise Türkiye Ekonomisi hakkında çizdiğiniz tablonun “Hilaf-ı Hakikat” olma ihtimali ve şimdiye kadar yapılanların sıfırlanarak; bu Fakir halkın yeni bir ekonomik yıkıma maruz kalmasına, neden duyarsız kalıp, “Komplo” iddiası arkasına sığınıyorsunuz?

RÜŞVET Operasyonu, iktidarınızın kirlenmesi sonucundan da çok, “İran-Altın-Kara Para” üçgeninde, “Hayali İhracat” boyutunun da eklenmesi ile 76 milyonu ilgilendiriyor.

“Küresel Dünya Gerçeğine” sürekli dikkat çekerdiniz;
Bu olay “Küresel” yapıda büyükelçilere rest çekmekle, suçlu icat edip “Mazlumu” ve “Mağduru” oynamakla geçiştirilecek gibi değil; Olası artçı sarsıntılara dikkat..

O nedenle ekonomideki gerçeği de, “Cemaat” kadar, Devlet içinde yuvalanmaları kadar değerlendirip kamuoyuyla paylaşın.

Sayın Başbakan, artık “lağım patladı”;

YOLSUZLUK çıbanından “Cerahat” ortaya saçıldı.

O nedenle lütfen eski alışkanlıklarınızdan vaz geçiniz.

“Çatlak Testi”nin “Su tutmayacağının” idrakinde olun.

Sayenizde demokrasi standardımız; Dünya Demokrasi Ligindeki yerimiz belli; Bunu daha da geriletecek adımlar atmayın.

Yargıyı iş yapamaz hale getirmek “Tuzu kokutmak” gibidir;
Bir “Et kokarsa tuz lazım; Ya tuz kokarsa?” özlü deyişini hatırlayın.

Adana ölçeğinde dahi kendi kendinizle çelişiyorsunuz Sayın Başbakan:

Aytaç Durak haksız mı?

Soyut iddialarla “açığa” alıp, 22 kez bu durumu uzatırken:

-Masumiyet karinesini,

-Seçimle gelen seçimle gider kuralını paspas gibi çiğnediniz.

Bari ya, oğulları bağımsız yargı tarafından “kuvvetli suç şüphesi” ve bunu destekleyen “deliller” karşısında tutuklanan Bakanlarınızı da “Açığa” alın;
Yoksa da “Yargısız İnfaz”dan, Adanalıyı “Sandık sonuçları” nedeniyle cezalandırmaktan vaz geçip, Adana’nın seçişmiş Büyükşehir Belediye Başkanını görevine iade edin!